Kompradorların bayramı!

Abone Ol

Alın terini karşılığını alamayan,

Mevcut yasal haklarından dahi yararlanmayan,

Özlük ve sosyal hakları hiçe sayılan,

Yıllık izin bir yana haftalık izni bile çok görülen,

Hükümetin yüzde 3'lük, 6'lık zamlarına mahkum edilen,

Yeri gelir hükümetin verdiği zam oranını dahi alamayan,

Öğle yemeği madenin içinde yedirilen,

İş sağlığı ve güvenliğinden yoksun bırakılan,

Patron baskısına (mobbing) maruz kalan,

Kıdem tazminatı verilmeyen,

Alanı dışında işlerde çalıştırılan,

Kısacası köle statüsünde çalıştırılan işçinin sözde bayramı olan 1 Mayıs bir kez daha kutlandı...

Meydanlarda herkes vardı;

Sendikalar başkanları,

Hükümet temsilcileri,

Patronlar,

Memurlar,

Öğrenciler,

Gerginlik çıkarmaya çalışan bölücüler...

Ama 1 Mayıs'ın asıl kahramanları yoktu; İşçiler.

Onlar yine 1 Mayıs'ı işyerlerinde geçirdi. İş güvencesinden, sosyal haklardan, özlük haklardan yoksun bir şekilde komprador (sermaye sahipleri) patronlar tarafından 1 Mayıs'ta dahi sömürülmeye devam edildiler.

İşçinin bayramında memurlar tatil yaptı, tatil ücretlerini aldı ancak işçiler alın teri akıtmaya devam etti...

Sendikalar 7 Haziran genel seçimlerin hikmetinden olsa gerek, 1 Mayıs'ta Taksim ısrarından uzaklaştı, Anadolu'ya yayıldı.

Herkes kendi görüşünde, mücadelesinde kendilerine yakın gördükleri partilere seçim döneminde destek için meydanlara indi.

Hak-İş ve Memur-Sen, Konya'da 1 Mayıs'ı kutladı.

Türk-İş, Zonguldak'ta, 1 Mayıs'ı kutladı.

Türkiye Kamu-Sen, Adana'da 1 Mayıs'ı kutladı.

Sözde işçinin hakkını savunmaya çalışan yetkili sendikalar meydanlarda barıştan, kardeşlikten, birlik ve beraberlikten bahsetti.

Sivil Anayasa vurgusu yaptı.

Arada zahmet edip işçi hakları için de birkaç cümle söyleme nezaketini gösterdiler.

Sanki kendileri parti lideri, alana gelenler de seçmendi.

Bir siyasetçi gibi konuştular, bir siyasetçi gibi gittiler...

Hükümetle görüş farklılığı içinde olanlar ise;

Yetersiz asgari ücretten,

İş kazalarında ölen işçilerden,

Açlık-yoksulluk sınırından,

İşçi-memur haklarından,

Kıdem tazminatından,

Sendikalaşmadan,

Toplu sözleşmeden,

Kadrolardan... bahsetti....

Birinin derdi hükümet, birinin derdi işçi-memur oldu.

Fakat her iki görüş arasında sıkışan yine işçi oldu.

Sömürüldükleri yetmezmiş gibi birde üstlerinden partizanlık, rantçılık, menfaatçilik yapıldı...

Kutlaması gereken bir işçi bayramı vardı, ama onu da kutlayamadı daha doğrusu kutlatmadılar.

Niye kutlatsınlar ki?

Komprador patronlar, siyasetçiler olduğu sürece, alın terlerinden zengin olan komprador ağalar olduğu sürece işçinin bayramı mı olurdu?

Seçim mitinglerinde fabrikalarını tatil eden, servislerle işçilerini miting alanına götürenler iş 1 Mayıs oldu mu, "işçiler 1 gün çalışmazsa zararım büyük olur" kaygısıyla ceplerini düşündü!

Zarara girdikleri ilk anda işçi çıkarmayı marifet sayan komprador zihniyet, hakları için işçilerinin meydana inmesine fırsat vermedi!

Korkuları büyüktü, ya işçiler akıllarını başlarında alır da haklarını aramaya kalkarsa? Onlara göre ya ayaklar baş olursa işte o zaman ücretsiz fazla mesai, eksik yıllık izinler, güvencesiz çalışma, düşük maaş ortadan kalkabilirdi.

Böyle bir durum "Başkanlık Sisteminden" daha tehlikeliydi, komprador ağalar için...!

Korkunun ecele faydası yok demişler.

Elbet gün gelecek, işçiler hak ettikleri yaşam standartları içinde çalışacak, 1 Mayıs'ta başları dik olarak onurlu bir şekilde bayramlarını kutlayacak.

Ancak şu andaki 1 Mayıs kompradorların bayramıdır, kutlu olsun!