KIŞA ÖZLEM -2-

Abone Ol

Ah! Çocukluğumuzdaki o eski kışlar nerede? Sahi, nerede o boyumuza kadar yağan karlar? Lapa lapa yağan, altında resim çektirdiğimiz o karlar nereye gitti? O tipiler, o fırtınalar buz tutan saçaklar, oluklar, sisten görülmeyen yollar ve kaldırımlar! Ayakkabılarımızla kayarak yaptığımız kayak yerleri, rampalı yokuşlar! Şimdi hiç biri yok! Kar yok! Kardan adam yok. Kartopu oynayan çocuklar yok!

Yıllar öncesine, çocukluğuma döndüğümde kışların gerçekten kış olduğunu hatırlıyorum! Kar soğuğundan sızlayan ellerimizi annelerimiz avuçlarına alır, üfleyerek ısıtır, ısınır ısınmaz kendimizi sokakların karlarına atardık! Yoruluncaya kadar oynar, anne ve babamızın çağırmalarıyla eve dönerdik...

O uzun kış gecelerinde rahmetli dedemin evinde toplanır, mabeyin ya da salon dediğimiz geniş odada yer minderlerinin üzerine oturur, arkamızda içi kamış dolu duvar yastıkları, mangalda demlenen semaverin ıslığını dinler ve buharını izlerdik! O günlerde televizyon yoktu! Haberden habere açılan kocaman bir radyo vardı.

Yatsı namazından sonra amcalar, enişteler gelir. Dedemiz başköşede! Halalar, yengeler sıralanmış, kapıya daha yakın, hepsi hizmete daha yakın... Sağdan soldan,   işten güçten, mahalleden konuşulur. Duygular paylaşılır.

Çaylar demlenir. Çay servisiyle birlikte dedemiz de eline Siretü'n- Nebi,

Ahmediye, Muhammediye, Envarü'l- Aşıkîn gibi manzum yazılmış eserleri makamlı bir şekilde saatlerce okurdu. Hem çaylar içilir hem de gözyaşlarıyla İslam Tarihi'nin önemli olayları, Hz. Ali, Hz. Hamza gibi kahramanları dinlenirdi! Daha sonra, yere serilen yer sofrasında çetnevir hazırlanır; ceviz içleri, kayısı, elma ve armut kuruları, kayısı ve ay çekirdekleri, iğde, patlamış mısır, patlamış mısır, tavan arasından gelen elmalar; hatta taze üzümler soframızı süslerdi! O ne bereketli günlerdi!

Şimdi lüks evlerimizde, lüks eşyalar arasında lüks araçlarımızın içinde her şeyi daha kolay bulunabildiği şu günlerde huzurumuzu kaybettik.  O günlerdeki sevgi ve saygıyı dayanışmayı kaybettik. Ama o günlerde, o yokluk günlerinde, dedelerimizin dede olduğu, babalarımızın baba olduğu o günlerde, herkes mutlu, herkes huzurlu ve herkes umutluydu! Sevgi vardı, saygı vardı!  Acıyı ve sevinci paylaşma vardı!

Ve dışarıda kar vardı. Çocuklar duayla büyütülürdü. Besmeleyle yürütülürdü! Ezanlar  daha doğar doğmaz kulaklara okunur, helal ve haram kazanırken dikkat edilirdi..

Şimdiki gibi kar yağınca felaket tellallığı yapılmaz Beyaz Kâbus gibi yakıştırmalar olmazdı! O kar taneleri ki her birini bir meleğin attığına inanırdık. Hâlâ da inanırız! Sanki kar gelince yolunu hasretle beklediğimiz yar gelirdi!

O güzel günleri özlüyoruz. Kar yağsın diye yollarını gözlüyoruz! Şimdi ne yar geliyor, ne de kar geliyor! Kar duasına mı çıksak ne yapsak?

HEM NALINA HEM DE MIHINA

CHP'NİN UMUDU

CHP Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarını belirlemiş! Ankara'dan Eski MHP'li Mansur Yavaş, İstanbul'dan ise Mustafa Sarıgül. Sarıgül, ilk çalışmaya türbe ziyareti ile başlamış. Mimar Sinan'ın türbesini ziyaret etmiş. Kendisinin, Allah'ın İstanbul'a gönderdiği bir lütuf olduğunu söylemiş.

Mansur Yavaş da artık Hacı Bayram-ı Veli'nin türbesinden başlar çalışmalara! Yavaş yavaş!

Bakalım Konya adayımız kim olacak? Emekli bir Müftü, emekli bir Vaiz

Başörtülü bir Hanımefendi! Her şey olabilir!

Ey Siyaset, Ey siyasi çıkar sen nelere kadirsin!

GÜLEN VE GÜLMEYEN

TORKU KONYASPOR, Mesut Bakkal'la çıktığı KAYSERİSPOR maçından umduğunu bulamayıp bir puana razı olmuş! Gazeteler başlık atmışlar: Kayseri'de Gülen Yok. HAS'tayız diye... Gülen Amerika'da dostlar, Amerika'da. Niye buralarda arıyorsunuz  ki?

Hem bir puan, Bakkal için iyi bir siftah sayılır.