Kerizleri sömürüyorlar

Abone Ol

Artık modern çağda yaşadığımızın onlar da farkındalar. Önceden camilerin önünde el açıp yardım dilenen, araştırınca senden benden daha zengin oldukları öğrenilen insancıklar şimdilerde farklı yöntemlere başvuruyor. Güya dilenmiyor; yardımcı olmamızı istiyorlar.

Bizde de Konyalılık bilinci, hoşgörü zihniyeti var ya, hemen atlıyoruz. Düşenin kolundan tutup kaldıralım diyoruz.

Keriziz, kekleniyoruz!

Modern dilenciler hastanelerin önünde farklı, gar ve otogarda farklı, düz yolda farklı, sokak arasında farklı, lüks restaurantların yakınlarında farklı yöntemlerle yaklaşıyor yanımıza.

Hastane civarındaki insanlara, “Açım, bir ekmek parası verebilir misiniz?” diyerek sokuluyorlar. Hastane civarında lokanta türü mekanlar çok miktarda bulunsa da onlar biliyorlar ki, onlara ayıracak, yemek ısmarlayacak vaktiniz yok. Zaten telaşlısınız, hastanız var. Onunla ilgilenmek zorundasınız. Sadakam olsun diyor ve hemen elinizi cebinize atıyorsunuz.

'Ben parasını vereyim de sen yemeğini kendin al' diye.

Ertesi gün aynı kişiyi aynı palavralarla yine başka birine oyun oynarken görünce anlıyorsunuz durumu.

Ama atı alan Üsküdar'ı geçmiş oluyor ve sömürülmüş duygularınızla kalakalıyorsunuz.

Aynı türün farklı bir versiyonuna garda karşılaşıyorsunuz. Elinde 5 lirası var. Karaman'a, Ankara'ya veya Eskişehir'e gideceğini söylüyor. İş görüşmesi için Konya'ya geldiğini ancak parası bitince mahsur kaldığını ifade ediyor. Kılığına kıyafetine bakınca da güven veriyor. Treniniz kalkacak, vakit kaybetmek istemiyorsunuz. İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü. Sıkıysa verme. 'Adamın işi görülsün' diyorsunuz ve hemen eliniz cebinize gidiyor.

İyi niyetisuiistimal eden, insanlara bakış açısının değişmesine neden olan, duyguları sömüren, güven duygusunu istismar eden farklı bir dilenme versiyonu da otogar yakınlarında geliştirilmiş. Yine aynı şeylerle geliyorlar yanınıza. O kadar kibar, o kadar nazikler ki, kırıldım kırılacağım durumu.

Memleketine gidemediğini, parasının olmadığını, bilet parası istediğini belirtiyor. Yufka yüreğiniz dayanmıyor. Hemen çıkarıp yol parasını veriyorsunuz.

Dolmuş parası isteyip, dolmuşa bindirmek istediğinizde binmeyen ve sizi dolmuşa getirenler de cabası!

Geçtiğimiz günlerde de bir sanayi sitesinin girişine kadar son model bir araçla gelmişler. Aracı zula bir yere park ettikten sonra sanayinin içinde epey dolanmışlar. Yaklaşık 2-3 saat sonra geri gelmişler, binip arabalarına gitmişler.

Vurguncu gibiler... Duyguları sömüren vurguncu...

Senden 5 lira, benden 3 lira, ötekinden 10 lira derken bir günlük yevmiyeleri yüzlerce lirayı bulan yeni model dilencilerin kârı da bayağı yüksek. Taş attılar da kolları mı yorulacak. İstedim verdiler durumu!

Devlet olsam madem önüne geçemiyorum, dilenciden vergi isterim!

Mesneviden:

“Kim koku alamıyorsa, burunsuzdur. Gerçek koku da din kokusudur.”