KEDİLER VE KOMŞULAR

Abone Ol

Eşlerini kaybetmiş komşu kadınların bir araya gelip çorap ördükleri, terapi nedir bilmeden birbirlerini terapi ettikleri, kedilerin de ev artıkları yiyerek insanlarla aynı aşı paylaşmanın memnuniyeti ile etrafta dolaştıkları petşopsuz zamanlardı.
"En sevdiğin üç hayvan ?" dedim.
"At, kedi ve köpek" dedi.
"Niye?"
"At; Rabb'imin kitabında beslememi tavsiye ettiği. Kedi; peygamberimin evde, mescitte dolaşmasına izin verdiği. Köpek ise Ashab-ı Kehf'e olan sadakati yüzünden kitabıma girmiş olan benim sevdiğim."

Genç kızlık zamanlarındaki gibi "kim önce bitirecek?" yarışına girmek geldi akıllarına şen komşuların. Yumaklarını kulaçladılar. Gülüştüler. "Dizim ağrıyor" dedi biri. Diğeri bir koşu evinden sülük getirmeye giderken: "ben gelesiye örmek yok ama!" diye tembihledi. Gülüştüler.
Diğerleri zıpkın gibiydi. İlaç ismi, iyi doktor sözkonusu edilmedi. Bulgur pilavı pişirdiler, dün beraber yaptıkları şebitten getirdi biri. Turşu getirmeye gitti öteki. Evin kedisi, hakkı olan artığı sobanın yanına kıvrılıp bekledi. Kendi işine baktı, laubâli olmadı onlarla. Onlar da onunla. Komşu kadın kızından bahsederken de istifini bozmadı kedi, uyumaya devam etti. Adı vardı çünkü evin kedisinin. Bu kadınlardan birinin kızı asla değildi! Adı anılınca gider mırlayarak sevdirirdi kendini.

Kuşları, tavukları, kedileri, köpekleri bol bir mahalle bizimki. Horoz sesiyle uyanmak, hoparlörden çıkan metalik ezan sesinin elektrik yükünden topraklıyor adeta insanı.

Eşini kaybetmiş komşu kadınlar her biri ayrı gezegendelermiş gibi televizyon başında yavaş ve iri kedileri ile oturdukları şimdiki zamanlar. Kedilerin adları varsa da, bilmiyorum, söylemiyorlar. Biri "aşkım" diyor habire, diğeri "kızım". Biri tansiyondan yakınıyor, öbürünün migreni var. Bir kedisi, bir de bakıcısıyla geçiriyor bütün günü. Alzhemier başlangıcı var diyorlar.
Bir diğeri sağlıklı, kendi eviyle oğlununki arasında mekik dokuyor, antrenmanlı. Mültecilere takmış kafayı. İsim koymadığı oğlu için aldığı 3+1 bahçeli eve günde en az iki defa geliyor. Oğlum diye hitap ettiği horozu ve ona eşlik etmek için beslediği kızlarla ilgileniyor. Horoza dondurma yedirirken gülüşen mülteci çocukları süpürgeyle kovalıyor.
Gündüz kuşaklarının, akşam dizilerinin abuk subuklarına ev sahipliği ediyor da İlaç adı saymak, doktor, veteriner yarıştırmak, mültecilere atıp tutmak, aşkının, kızının ve oğlunun ne kadar tatlış olduğuna diğerlerini ikna etmek konusunda da olsa sohbet etmek için birbirlerine misafir olmuyorlar. Petşopların kapılarını aşındırıyor, birbirlerinin kapısını açmıyorlar. Hayvanlarının veteriner kontrolünü geciktirmiyor, hastane koridorlarında fibromiyalji teşhis sırası bekliyor, birbirlerine doktor ve ilaç olmuyorlar. Kedilerini sevdikleri kadar komşularını sevmiyorlar.
Bugün birinin örgü şişleri çantasından fışkırmış, kapıdan çıkıyor. Hadi bakalım! İnşaallah. Sanki...