GÜNDEM

Keçecizâde İzzet Molla

On dokuzuncu asrın divan şairlerindendir. Konya'dan İstanbul'a giden bir ailenin çocuğudur. Dedesi keçecilikle uğraştığı için "Keçecizâde" diye anılmıştır

Abone Ol

On dokuzuncu asrın divan şairlerindendir. Konya'dan İstanbul'a giden bir ailenin çocuğudur. Dedesi keçecilikle uğraştığı için "Keçecizâde" diye anılmıştır. 

Keçecizâde İzzet Molla 1785'te İstanbul'da dünyaya geldi. Babası Kazasker Salih Efendi'dir. Babasını küçük yaşta kaybeden şair eniştelerinin himayesinde yetişti. Sıkıntılı geçen bir tahsil hayatından sonra müderris oldu. Bir ara ilmiye mesleğinden uzaklaştırıldı. Bu arada maddî sıkıntıya düştü. 

İzzet Molla'nın, Saray Kethüdası Halet Efendi ile tanışması hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Geçim sıkıntısından son derece bunaldığı bir sırada Göksu' ya indi. Kayıkla Vaniköy'den geçtiği esnada Bükreş beylerinden biri "Vassaf-ı Tarihînîn" bazı bölümlerini okurken anlayamadığı bazı noktaları sormak üzere bir âlim arıyordu. Molla İzzet'in yalısının önünden geçtiğini öğrenince kayığı durdurarak Molla İzzet'i yalısında misafir etti. Molla'dan öğrenmek isteğini hususlarda bilgi alan bey, onu Halet Efendi ile tanıştırdı. Halet Efendi, onun kılık kıyafetine ve pejmürde haline bakarak beğenmedi. Fakat Molla ile olan sohbeti koyulaştıkça; özellikle şiirde olan ustalığını müşahede ettikçe ona olan hayranlığı arttı.  Ona bir ev verdi ve maişetini temin etti. Halet Efendi sayesinde Sultan II. Mahmud'un huzuruna girdi. İlim ve edebiyat meclislerine katıldı ve akranları arasında büyük bir üne sahip oldu.(1) Halet Efendi vasıtasıyla Sultan II. Mahmud'la tanışan İzzet Molla'nın ikbal devresi başlamış oldu. Şeyhülislam Salihzade Esad Efendi aracılığıyla 1809 senesinde Bursa'ya müfettiş olarak tayin edildi. 1820'de Galata Kadılığına getirildi.

İzzet Molla, Halet Efendinin gözden düşüp 1822'yılında idam edilmesinden sonra tekrar geçim sıkıntısına düştü. Halet Efendi'nin düşmanlarına karşı onu metheden ve hasımlarını da hicveden beyitler söyledi. Şu beyit bu makuledendir:

"Halet'in canını hakk, malını aldı mîrî

Kaldı ehl-i hasede hayeleriyle kiri".

Sadrazam aleyhine de söz söylediği işitildiğinden 15 Cemaziye'l Ahir 1238'de(1822) Keşan'a sürüldü. (2) Burada yaşarken çektiği sıkıntıları dile getiren Mihnet-i Keşan adlı mesnevisini yazdı.

Şemseddin Sami, İzzet Molla'nın hakkında şu bilgileri vermektedir:

"İzzet Molla

Meşahir-i şuara-yı Osmaniye'nin en meşhurlarından olup Sultan Abdü'l- Hamid-i Evvel Han devri sudurundan Salih Efendi'nin oğludur. 1200 tarihinde Dersaadet'te dünyaya gelip tarih-i tedrisiyeye dahil olmuş ve Galata Mevleviyeti'ne nail olduktan sonra Halet Efendi'nin sa'yetiyle Keşan'a nefy olunarak bir sene ikâmetinden sonra Sultan Mahmud Han Hazretlerinin hüsnü teveccühünü kazanmış, talakat-ı lisanıyla nükteli, gulgu ve zerafet-i tabi'i hasebiyle padişah-ı müşarün ileyhin nüdema ve musahibinîn zümresine dahil olmuş idi. 1241'de Mekke-i Mükerreme, 42'de İstanbul Mevleviyeti payesini ihraz edip 1245'te açılmış olan Rus Muharebesinde sulh taraftarı olduğu için hasmanesinin sa'yetiyle  Sivas'a nefy olunarak o sene orada vefat etmiştir.  Siyasî-i meşhur Fuad Paşa'nın babasıdır. 

"Bahar-ı Efkar" ve "Hazan-ı Asar" unvanlı iki divanı ve "Mihnet-i Keşan" ve "Gülşen-i Aşk" unvanlı iki manzumesi vardır. Bazı nikat ve letaif-i dahi meşhurdur. Şu beyit cümle-i eş'ârındandır:

"Maksud kolaylıkla azizim ele girmez

Çeşm etti feda yoksa Yakub-u Muhabbet" 

(Bilinmeyen kelimeler: Mevleviyet: Kadılık, Tedris: eğitim-öğretim. Sudurundan: Kazaskerlerinden. Nefy:Sürgün, mecburî ikâmet.talakat-ı lisan: kolaylıkla ve güzel bir şekilde söz söyleme sanatı. Nikat: Nükteler. Letaif: Latifeler. Hasmane: Düşman. Mihnet: eziyet, sıkıntı.)(3)

 1828' de başlayan Osmanlı-Rus harbi 9 ay sonra Osmanlı devletinin yenilgisiyle sonuçlandı. 1829'da Ruslarla ve Rusya'nın safında savaşa katılan devletlerle Edirne Anlaşması imzalandı. Keçecizade İzzet Molla, padişaha bir layiha sunup savaşa karşı olduğunu belirtince Sivas'a sürgün edilmişti.  İzzet Molla'nın haklığı ve düşüncelerindeki isabet, devletin savaşı kaybetmesiyle anlaşılmış oldu. İzzet Molla İstanbul'a geri çağrıldı. Ancak İzzet Molla, affedildiği haberi ulaşmadan 2 saat önce vefat etti. Sivas'a defnedilen İzzet Molla'nın kemikleri, 1916'da torunu tarafından İstanbul'a getirtilerek Avratpazarı semtinde Mustafa Bey Mescidi'nin mezarlığına, babasının yanına gömüldü.(4)

 Merzifonlu Kara Mustafa Paşa torunlarından Hibetullah Hanımla evlenen Keçecizâde İzzet Molla'nın, Fuad, Reşad, Murad ve  Sedad adlı 4 oğlu olmuştur. Fuad, eski sadrazamlardan Mehmed Fuad Paşa'dır.(5)

Mevlevî Tarikatı'na mensup olan İzzet Molla, temiz kalpli, şen ve nüktedan bir şairdi. Kendi ifadesine göre uzun boylu ve iri cüsselidir. Divan edebiyatının Tanzimat'tan önceki son şairlerindendir. Şiirlerinde duygu ile nükteyi birleştirmiş ve manaca güçlü mısralar söylemiştir. Gerek şiirlerinde gerek mesnevilerinde yerli unsurlar, tasvirler ve karakterler dikkat çekmektedir. Şiirlerinde Nef'î, Nabî, Seyyid Vehbi, Nedim ve Şeyh Galib'in tesirleri vardır. Mevlana Celaleddin Rumî'ye ve Şeyh Galib'e hususi bir bağlılığı vardır. Hazret-i Mevlana'ya olan bağlılığını Divanında şöyle belirtir:

"Mollay-ı Rum'un kemter-i gedası

Ettikde nazmın tanzimine himmet

Her bir gazelde nam-ı şerifin

Yad ile kıldı arz-ı muhabbet

Mülk-ü hüner etti beni şah

Ol tac-ı bahş sahib-i velayet

Divan-ı yer meded pena-yı efkâr

Varur saray-ı tab'ımda vüs'at

Sırr-ı çavişandır güya zebanım

Divanım etti tertibe dikkat

Ebyat saf saf saf beste oldu

Elfaz-ı leşker mana riayet

Tayin kılınırsa her bir meratip

Oldu kasaid-i erkan-ı devlet

Tarihlerdir müstevfi-i mâl

Her mısram bir kenz-i letafet

Oldu reis-i küttab hamem

Verdi resid-i encam suret

Çıktıkça taht-ı nazıma hayâlim

Serheng tahsin olmaz mı şevket.

Alkış sezadır tarih-i tama" 

mısralarıyla dile getirmiştir. İzzet Molla, kendini muasırlarından imtiyazlın kılan sebebin Hazreti Mevlana'ya intisap etmek olduğunu, bundan böyle her gazelin sonunda ismini yazarak ondan feyz aldığını belirtmiştir. (6)

Eserleri:

1) Gülşen-i Aşk: Sembolik isimlerle ilâhi aşkın dile getirildiği yaklaşık 300 beyitlik kısa bir mesnevîdir. Şeyh Galib'in "Hüsn-ü Aşk" mesnevisine benzeyen bu eserin kahramanları arasında kendisi de yer almıştır. 1812'yılında tamamlanan eserin sonunda bir tardiye ve tarih kıt'ası vardır. 1848'de basılmıştır.

2) Mihnet-i Keşan: Keşan'a sürgün edilişinin ve çektiği sıkıntılarının nükteli bir lisanla anlatıldığı güzel bir eserdir. Şehnâme vezniyle hikâye edilen hatıraların arasına yeri geldikçe rubâî, gazel, murabba, kıt'a v.b. şekillerde yazılmış manzumeler vardır. 1852'de Ceride-i Havadis Matbaasında basılmıştır.

3) Bahar-ı Efkâr: Divanın her bölümüne1'den başlayarak sayfa numarası verilmiştir. Şehülislam Arif Hikmet bey'in teşvikiyle 1825 senesinde teşvik ettiği bu divan İzzet Molla'nın gençlik şiirlerini ihtiva eder. 1839'da Bulak Matbaasında basılmıştır.

4) Hazan-ı Asar: İzzet Molla'nın ikinci divanıdır. Muhammed Nakşibendi'yi öven bir kıt'a ile başlar. Bu divan, 2 kaside bir mesnevi, 35 tarih, 42 gazel, 1 muhammes, 1 tahmis, 1 şarkı,3 kıt'a,2 müfrediden meydana gelmiştir.1841 senesinde basılmıştır.

5) Devhatü'l- Mehamid fi Tercemetü'l- Valid: Babasının hayat hikâyesini anlatan bir eserdir.

6) Layihalar: İzzet Molla'nın devlet yönetimiyle ilgili düşüncelerinin yer aldığı iki önemli layihası vardır. Birincisini Sultan Mahmud Han'ın emriyle kaleme almıştır. Osmanlı eyaletlerinin gelir-gider işleriyle ilgili tespit ve görüşlerini ihtiva eder. İkincisi ise 1828'de vuku bulan Rusya Osmanlı Harbinde sulh taraftarı olduğunu ifade eden ve bizzat Sultan II. Mahmud'a takdim ettiği layihasıdır.

7) Şerh-i Elgaz-ı Ragıp Paşa: Ragıp Paşa'nın lügazlarını (mecazlı sözlerini) açıklayan bir eserdir. (7)

Divanına Resulullah efendimize yazdığı bir naatla başlar:

NAAT-I RİSALET VE ÂL-i RESUL

Ya Muhammed Münir yanındır cenab- Kibriya

Dedi zat-ı zatına ehlen ve sehlen merhaba

Buldu Rıfat-ı arş ala hak-i payinden senin

Mukaddemliğe iftihar etse felek bir işimi ya

Ne felek devr etmeden doğmazdan evvel afitab

Mihr idin sen alaim-i vahdette yanur ilahdı

Zat-i pakin etti ayine hak serhet-i nur didarından oldu rü-nüma

…" devam eden ve Resulullah efendimizin doğumunu, risaletini, miracını metheden uzunca bir natı vardır.(8)

Dipnot:

1) İnal, İbnü'll-Emin Mahmud Kemal. Son Asrın Türk Şairleri C:4. S.736. MEB Basımevi. 1969/İST

2) İbnül Emin,a.g.e s.737)

3)Şemseddin Sami. Kamusü'l- Âlâm. C:4.s.3149. Mihran Matbaası.1311/İST

4) Osmanlı tarihi Ansiklopedisi. Türkiye Gazetesi Yay. C:4 s.126

5) İbnü'l-emin, a.g.e.s.749

6) İzzet molla Divanı. Konya Bölge yazmalar Kütüphanesi. BB15716 s.7

7) İbnü'l Emin.a.g.e. s.755; Osmanlı sultanları ansiklopedisi, a.g. m. s.127

8) Divan-ı İzzet Molla. S.1-19