Kavanoz ve iki fincan kahve

Abone Ol

Hayatımız su gibi akıp gidiyor. Zamanın arkasından çoğu zaman yetişemiyoruz. Önceliklerimiz, geriye bıraktıklarımız farklı, çok sevdiklerimiz, az sevdiklerimiz farklı, işlerimiz farklı, mutluluklarımız, hüzünlerimiz farklı.

Bazen sevinçten havalarda uçarken, bazen elem ve hüznün kucağında kendimizi bulabiliyoruz.

Ne zaman; hayatımızda bazı şeyler çekilmez hale gelirse,
Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa, ne zaman; hüzünlenir ya da sevinmeye çalışırsak o zaman sizlere iki fincan kahve ve kavanoz hikayesini hatırlatabilirim. 

İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi:

“Bir gün bir felsefe hocası, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar!

Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.

Bunun üzerine hoca, önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Hoca, yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.

Öğrenciler yine hep birlikte; 'evet doldu' derler.

Hoca bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Hoca yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde 'evet doldu' derler.

Hoca bu kez, masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar! Ardından hoca öğrencilerine nasihat etmeye başlar;

'Bu kavanoz sizin hayatınızdır.

Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.

Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.

Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.

Çocuklarınızla oynayın.

Sağlığınıza dikkat edin.

Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.

Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.

Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.

Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.

Gerisi hep kumdur!'

Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; 'Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?' Hoca gülerek cevaplar; 'Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun; Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır.”

Evet, hayatımızdaki öncelikleri iyi belirlemeli, hayatımıza, kalbimize, gönlümüze neyi daha çok yerleştirdiğimize, nelere daha çok değer verdiğimize daha çok dikkat etmeliyiz.

“Derdi dünya olanın, bir dünya derdi olur” der, gönül dostları, Allah dostları. Sahi neleri daha çok dert ediniyoruz? Hiç düşündük mü?

Mutlu ve huzurlu bir dünya yaşamanız dileğiyle. Selâm ve dua.

                                HEM NALINA HEM MIHINA

TEK PARTİ DÖNEMİ(!)

Kütahya Bağımsız Milletvekili, İdris Bal “70 yılın ardından tek parti dönemini yeniden yaşıyoruz” diyerek istifa edip terk ettiği AK Parti'yi eleştirmiş.

Eleştirmiş de biraz yalan söylemiş.

Sormazlar mı adama:

Ekmeleddin'in Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde 5 parti aday göstermedi mi?

Sonradan dokuz siyasi parti çıkıp, sırf Recep Tayyip Erdoğan seçilmesin diye Ekmel'e destek vermedi mi? Etti 14.

Saadet Partisi hiçbir adaya destek vermeyeceğiz demedi mi? Etti 15.

Demek ki Türkiye'de tek parti yok. Türkiye'de adını yazamadığımız,  Yargıtay Başsavcılığı verilerine göre tam 77 siyasi parti var.

Ama şöyle deseydi doğru olurdu İdris Bal:

“70 yılın ardından, halkın sevgi ve teveccüh gösterdiği. On iki yıldır üst üste zaferler kazanan tek parti dönemi: AK PARTİ dönemi.

 

                                                    GÜNÜN SÖZÜ

AKRABANIN DÜŞMANLIĞI VE DOSTLARIN EZİYETİ, YILAN ZEHİRİNDEN DAHA ACIDIR.

                                                                                                Hz. Ali(r.a)

 

KAMİL BİRCAN

Kabircan42@hotmail.com