Demokratikleşme Paketi açıklandı. Kendini aydın sanan ancak zihinlerini Batı'ya kaptırmış olan veya zaten onlardan olan çevreler, Türkiye'de yeni bir dönemin başladığı sözlerini sarf etmeye başladılar...
Gerçekten de öyleydi! Türkiye'de yeni bir dönem başlıyordu.
Fakat bu yeni dönem Habur Olayı'yla birlikte başlamış ve Demokratikleşme Paketi ile devam etmiştir...
Andımızın kaldırılması, anadilde eğitim, seçim barajının düşürülmesi, azınlıkların mallarının iadesine kadar Avrupa'nın, siyonistlerin ve PKK'nın yıllardır istedikleri talepler yerine getirilmiş oldu.
Tüm bunlar Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü açısından yeni bir dönemi başlatıyordu ki sözde aydın kafalıların dedikleri bu anlamda doğruydu.
Ancak göstermelikte olsa kamuda başörtüsüyle sevince boğulan sağ kesimin pakette gözden kaçırdığı veya içeriğini tam olarak anlamadığı önemli bir husus vardı.
Oda, nefret suçlarıyla ilgili bölümdü...
Şu anda hükümet nefret suçlarıyla ilgili bir hazırlık yapıyor. İçeriği belli değil, çalışmalar sürüyor.
Hangi konuların nefret söylemi içine gireceğini bilmiyoruz.
İçeriği bilinmemesine rağmen herkes nefret suçunu, “Artık kimse İslam'a laf edemeyecek, Hz. Peygamberi ve Kur'an-ı kötülemeyecek” şeklinde algıladı.
Evet, nefret suçları tüm dinlere yapılacak hakaret ve saldırıları da kapsıyor.
Yalnız nefret suçlarının içereği bu kadar mı? Şöyle bir hatırlatmada bulunursak, nefret suçları siyonizmi, yahudileri ve hıristiyanlığı koruma altına alma noktasında Batı tarafından oluşturulmuştur...
Nefret suçları uluslararası mahiyettedir ki hiçbir şekilde siyonizme, yahudiliğe karşı söylemi yasakladığı gibi bazı ülkelerde de aynı suç adı altında Hitler'in övülmesi ve 'sözde Ermeni soykırımı yok' demek yasaklanmıştır.
Bu bakımdan nefret suçları geniş bir muhtevayı içermektedir. Hazırlananan nefret suçları kanununun içine girdiği takdirde artık, “Katil İsrail, Kahrolsun Siyonizm, Katil Amerika, Siyonizme Ölüm...” gibi söylemler cezalandırılabilinecektir.
İsrail'in Filistin'e saldırdığında eylem yapanlar siyonizmin ülkesi İsrail'e karşı nefret söyleminde bulunamayacağı gibi söylemlerini buna göre şekillendirmek zorunda kalacaktır.
Tersi durumda söylemler suç sayılacağı gibi ifadeyi kullananlar hakkında soruşturma açılabilecek ve yargılanabileceklerdir.
Belki Türkiye'de hükümet siyasi menfaatleri gereği böyle bir yargılanmaya izin vermeyebilir. Görmezden gelebilir veya durumu geçiştirebilir. Ancak uluslararası baskılar karşısında çok fazla da sessiz kalamayacaktır ki zaten paketi hazırlatan da uluslararası taleplerdir...
Bu bakımdan nefret suçunu sırf, Yüce İslam dinini koruma altında alacak şekilde kabullenmek yanlış bir düşüncedir...
Nefretin muhtevası geniştir. Her şey ve her konu konu nefret suçu olarak değerlendirilebilinir. Nefret suçu taslağının içeriği ne olacak bilinmez ama bunlar hayal değildir. Bazen hayaller gerçeğe dönüşebilmektedir. Dönüştüğü takdirde de herkes başını iki elinin arasına alıp, “Ben nerde yanlış yaptım” şarkısını söyleyebilir...