YAŞAM

Kapalı kapılar ardındaki sessiz çığlık: Yaşlı istismarı neden görülmüyor?

Toplumda sadece fiziksel saldırılarla bağdaştırılan yaşlı istismarı; psikolojik baskıdan ekonomik sömürüye, ihmalden yalnızlığa terk edilmeye kadar çok daha derin bir yarayı işaret ediyor. Birçok yaşlı ise bakımını kaybetme korkusu, çaresizlik ya da yakınlarını koruma güdüsüyle maruz kaldığı bu karanlığı dile getiremiyor.

Abone Ol

ŞİDDET SADECE BEDENE YÖNELEN BİR SALDIRI DEĞİLDİR

Toplumda yaşlı bireylere yönelik şiddet denildiğinde akla ilk olarak vurmak, itmek ya da darp etmek gibi fiziksel eylemler geliyor. Oysa uzmanlar, istismarın çok daha geniş ve sinsi bir alanı kapsadığına dikkat çekiyor. Yaşlı bir bireyi korkutmak, küçük düşürmek, aldığı kararları yok saymak, bağırmak ya da onu sürekli eleştirerek hayatın dışına itmek de doğrudan birer şiddet biçimi olarak karşımıza çıkıyor. İnsan onurunu yaralayan, yaşlıyı yalnızlığa ve değersizlik hissine mahkum eden her türlü olumsuz davranış, fiziksel bir darbe kadar derin izler bırakıyor.

EN AĞIR YÜK: AİLE MAHREMİYETİNİN ARKASINDAKİ SESSİZLİK

Yaşlılara yönelik uygulanan şiddetin gerçek boyutunu tahmin etmek sanılandan çok daha zor bir hal alıyor. Bu durumun en büyük sebebi, yaşananların genellikle evlerin içinde, kapalı kapıların ardında ve aile mahremiyeti denilen kalın perdelerin arkasında gizli kalmasıdır. Birçok yaşlı birey, şiddet uygulayan kişi öz evladı, eşi, gelini, damadı ya da bakım vereni olduğu için susmayı tercih ediyor. "Evladım zarar görmesin", "Bana bakmayı bırakırlarsa nereye giderim" ya da "Kimse bana inanmaz" endişesi, şiddetin üzerine ağır bir sessizlik perdesi çekiyor. Maalesef bu durum, sadece bireysel bir suskunlukla kalmayıp toplumun da göz yumduğu kolektif bir sessizliğe dönüşüyor.

SİNSİ İLERLEYEN TEHLİKE: PSİKOLOJİK VE EKONOMİK SÖMÜRÜ

Fiziksel şiddet vücuttaki morluklar veya yaralarla kendini ele verirken, psikolojik ve ekonomik şiddet çok daha sinsi bir şekilde ilerliyor. Yaşlı bireyin azarlanması, tehdit edilmesi veya sosyal çevresinden tamamen koparılması psikolojik bir yıkıma yol açıyor. Bununla birlikte yaşlının rızası dışında maaşına el konulması, banka işlemlerinin gizlice yürütülmesi ya da malını devretmeye zorlanması gibi ekonomik istismar vakaları da sıkça yaşanıyor.

Ekonomik şiddet yalnızca maddi bir kayıp yaratmakla kalmaz; yaşlı bir insanın bağımsızlığını, güven duygusunu ve geleceğe tutunma arzusunu da tamamen elinden alır.

Tüm bunların yanında, varlığı toplumda en çok görmezden gelinen konulardan biri de yaşlı bireylerin maruz kaldığı cinsel istismardır. Özellikle demans hastası olan, iletişim kurmakta zorlanan ve tamamen bakım veren kişiye bağımlı yaşayan yaşlılarda bu risk çok daha yüksek seviyelere ulaşıyor.

YAŞLANMANIN DOĞAL SÜRECİ SANILAN BÜYÜK YANILGI: İHMAL

Yaşlı istismarını görünmez kılan en büyük engellerden biri de ihmal belirtilerinin yaşlılığın doğal bir sonucu olarak kabul edilmesidir. Bir yaşlının kirli bir ortamda bırakılması, yetersiz beslenmesi, ilaçlarının zamanında verilmemesi veya sağlık kontrollerinin aksatılması sıradan bir "yaşlılık hali" olarak geçiştirilemez. Aşırı kilo kaybı, içine kapanma, korku hali ve bakımsızlık gibi durumlar doğrudan bir ihmalin ve kötü bakımın işareti olabilir.

Bunun yanı sıra yaşlı bireyin temizlik, beslenme ve ilaç kullanımı gibi kendi temel ihtiyaçlarını karşılamayı tamamen reddetmesi veya sürdürememesi durumu olan "öz ihmal" de gözden kaçırılmamalıdır. Bu durum bireysel bir tercih olarak görülmemeli, arkasında yatan psikolojik nedenler araştırılarak destek mekanizmaları hızla devreye sokulmalıdır.

BAKIM VERENLERİN TÜKENMİŞLİĞİ ŞİDDETİN BAHANESİ OLAMAZ

Yaşlı bakımının tüm yükünün aile içinde tek bir kişiye kalması, ekonomik zorluklar ve sosyal desteğin yetersizliği şüphesiz ki bakım veren kişilerin ruhsal olarak tükenmesine yol açabiliyor. Ancak uzmanlar, hiçbir gerekçenin yaşlıya yönelik şiddeti ve ihmali haklı çıkaramayacağını önemle vurguluyor. Bakım vermenin getirdiği yorgunluk; bağırmanın, aşağılamanın ya da cezalandırmanın bir bahanesi olamaz. Bu noktada yaşlı bakımının yalnızca ailelerin omuzlarına bırakılmaması, profesyonel destek mekanizmalarının ve sosyal politikaların geliştirilmesi gerekiyor. Duyulmayan ve ihmal edilen her yaşlının toplumda büyüyen sessiz bir çığlık olduğu unutulmamalı ve acilen yaşlı dostu toplum modelleri inşa edilmelidir.