Kahve Molası

Abone Ol

 

Ne güzeldir kahve içmek. Hele yanında bir parça çikolata varsa değmeyin keyfine. Şekersiz, az şekerli ya da çok şekerli, tercihiniz hangisi olursa olsun onun damakta bıraktığı eşsiz lezzete kim hayır diyebilir?

Osmanlı döneminden günümüze uzanan, adını Türk kahvesi olarak tarihe yazdıran, Yemen'den deve kervanlarıyla çekirdek halinde getirilen güzelim kahve, eskiden el değirmenlerinde çekilerek kavrulur ve pişirilerek kâse benzeri fincanlarda servis edilirmiş. Adına işyerleri açılmış ve kahvehaneler böyle ortaya çıkmış.

Kahvenin en önemli olmazsa olmazlarından biri de şüphesiz dost eşliğinde içilmesi. Eskiler ne güzel söylemiş 'gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül dost ister kahve bahane.' İşte buradan hareketle dost meclislerinin ağır ikramıdır, vazgeçilmezidir bir fincan kahve. Soğuk kış günlerinde elimizi, içimizi ve sohbetlerimizi ısıtır. Dostları daha da yakınlaştırır, dargınlıkları unutturur, aradaki buzları eritmede birebirdir. 

Kahve ile birlikte ikram edilen su, ecdadımızdan bize uzanan harika bir gelenek. Erbabının malumudur; eskiden eve bir misafir geldi mi kahve ikram edilirken yanında bir bardakta su verilirmiş. Bunun nedeni şu imiş;  misafir eğer açsa önce suyu,  yok eğer toksa direk kahveyi alırmış. Bakınız ecdat ne kadar incedir ki misafire aç mısın diye sorarak onu mahcup etmiyor. Suyu alan misafir ise karnının aç olduğunu sözle değil hal diliyle ifade ediyor.  

Bizler Türk Milleti olarak; “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır'' desturunca hareket eder, onu çaydan ve diğer içeceklerden birkaç basamak yükseğe koyarız. Sözgelimi kız isteme törenlerinde konuklara çay ikram edildiği duyulmamıştır. Hanım kızın elinden okkalı bir Türk kahvesi içilir. Tabi damat adayının şansına içine yanlışlıkla şeker yerine tuz koyulmuş kahve de çıkabilir. Bu durumda kendisine düşen, hiç bozuntuya vermeden bu zehir zıkkım kahveyi içmektir.

Kahvenin bahanelerinden biride yorgunluktur. Kapı komşu ev işlerinden yorulur, birazda sıkılır ve soluğu sizin evde alır. Burada sizden beklenen yorgunluk kahvesi pişirmektir. Kimi zaman babaya, kimi zamanda akşama kadar çalışmaktan yorulan eşe yapılır yorgunluk kahvesi.

Kimi zaman yalnızlıktaki hüznü hafifletmek için arkadaş ediniriz onu, kimi zaman kavuşmanın sevincine ortak ederiz. Kimi zaman kokusu uzak anıları anımsatır bize, kimi zaman burnumuzun direğini sızlatan hatıralara katık ederiz damağımızda bıraktığı acılığı. Bazen dostun gülümseten yüzüne karışır buğusu, bazen sevgilinin nazlı bakışında yansır sıcaklığı. Omzumuzu sıvazlayan kardeşin eli gibi samimidir, bizdendir içtendir. Kahve içilen anlar değerli ve unutulmazdır. Bir annenin, kızının elinden içtiği ilk kahve gurur vericidir. Yıllarca verilen emeğin karşılığıdır bir nevi.

Yeni bir güne başlarken ya da günbatımında, yorgunluk atmak veya uyku açmak için; dostunuzla sohbet ederken ya da pencereden yağmuru izlerken. Hâsılı sebebi, zamanı ve mekânı her ne olursa olsun kahve içmek güzeldir.