Üniversite sayısının artmasıyla Konya'da sosyal hayat hareketlendi.
Bu durum kafe ve alışveriş merkezlerlerinin sayısında hızlı bir artışa neden oldu.
Şehrin tarihi ve kültürel mekanları adeta kafe işgaline uğramış durumda.
Sanırım getirisi yüksek olduğu için girişimciler kafe açmayı daha kârlı buluyor.
Tabii ki öğrencisi artan, sanayisi gelişmekte olan Konya'da bu tür işletmeler de gerekli.
Ancak, “Türkçe” olmak şartıyla!
Kafelerin isimlerine bakıyorum kendimi Türkiye'nin bir ilinde değil de Fransa'da, İtalya'da Amerika'da hissediyorum..
İşyerleri latince ve ingilizce kökenli kelimelerden oluşuyor;
David People Coffee, Charlie Chaplin Cafe & Bistro, Jimmy Joker, Starbucks Coffee, Willy Wonders Coffee, The Jacks Cafe...
Medeniyetimizin üstünlüğünü görmeyerek, Batı’ya özenme sorunu tabelalarda isim kirliliği oluşturuyor. Bir anlamda modernlik budalalığı.
Teleffuzları dahi zor. Konyalı hemşehrim kafelerin isimlerini söylemekte zorlandığı gibi, işyeri sahibinin de doğru düzgün teleffuz edebileceğini sanmıyorum.
Halbuki bu kafelerin Anadolu'ya hizmet etmesi gerekmez mi? Öyle ya bu hizmeti Latinlere, İngilizlere, Fransızlara vermiyorsunuz. Ortaya çıkan tablo Türk kültürüne saygısızlıktır.
Üstelik bu saygısızlığı kendine milliyetçiğim diyen işletmeciler de yapıyor, ümmetçiyim diyen işletmeciler de yapıyor, bu vatanı yabancılaştırmak isteyen şer odakları da yapıyor...
Belki ticari kazanç uğruna yabancı isim vermek işlerine geliyor olabilir ama kazançtan öte bu toprakların bir kültürü, tarihi, değeri var.
Hiçbir ticari kazanç bu değerleri kirletmemeli...
Sayın işletmeciler; eğer milliyetçi isen yabancı isim hayranlığı yapmayacaksın, eğer ümmetçi isen yabancı isimlerin markalaşmasına izin vermeyeceksin, para kazandırmayacaksın...
Tersini yapıyorsan ben milliyetçiyim, Müslüman'ım diye gezme. Yapılan saygısızlığın üzerini de “serbest ticaret, demokrasi, özgürlük” gibi kelimelerin arkasına saklanarak örtme...
Ayrıca “Türkçe kabile dili değildir.”
2 bin yıllık bir geçmişi olduğu gibi milleti oluşturan temel değerdir.
Bu noktada artık belediyeler, Türk Dil Kurumu, hükümet Türkçe'ye daha hassas davranmalıdır.
Anormal isimlere, levhalara izin verilmemelidir.
Konya’daki dükkân isimlerini Ankara’daki Türk Dil Kurumu mu denetleyemez tabii ki. Ancak belediyeler levhalarda Türkçe dışında kelime kullanılmaması için kendini görevli addetmelidir. Türkçe isim kullanan işletmeler ödüllendirilmelidir...
Şunu ifade etmek gerekir ki kahveyi Batı'ya öğreten Osmanlı'dır. Osmanlı sayesinde 15. yüzyıldan sonra kahvenin eşsiz tadına kavuşmuşlardır.
Şimdi ise Avrupa'nın kahvesine, ismine özeniyoruz.
Şatafatlı yazılarla levhaları süslüyoruz.
Avrupa, markalarıyla Anadolu'yu işgal ediyor. Biz ise işgala değil paraya bakıyoruz. Para bulunur ama kültür, gelenek ve görenekler, millî değerler bir gitti mi geri gelmez...
Öze dönmediğimiz sürece Konya'nın levhalarında Türkçe isim kalmayacağı görülüyor. En sonunda da Türkçe'nin Anadolu'da ikinci dil statüsüne düşme tehlikesi de vardır...
Onun için sayın işletmeler; özenmeyin, özünüze dönün...