Can Dostum, veda ederken buraya bir şeyler yazmak lazım diye, başlamışsın.
“OVA’ya dizilen İNCİLER!
Eyvallah, yazmak için kayda değer bir notun ve geride bıraktığın izin, hizmetin olmalıdır. Ki, senin yazı içeriğinin almayacağı kadar izin ve hizmetin var.
Dahası açık tertemiz alnın hakkın huzuruna çıkacak hazırlığın ve gönül huzurun olduğunu biliyorum.
Geride unutulmayacak hizmet ve hatıraları olanlar muhakkak ebediyete ulaşacak sadakaı cariye hükmünde ve deminde yaşarlar.
Bu manevi hazzı bilmeyenler ve anlam veremeyenler ise kendi alemlerinde yeri olmayan bu hazza ancak şaşarlar.
Burada önemsenen ve önemsediğimiz Cenabı Hakkın rızasına nail olabilmektir.
İnanıyorum ki, sen bu gaye ile çalıştın bu ideal üzere çalışmaya devam edeceksin. Devam etmeliyiz de…
Cenabı Allah; “BEN VEFAYI İNSANLARA İHSAN BUYURDUM! Diyor.
Allah dostları vefasızlığı imansızlıkla eşdeğer görüyor.
*
Aşık Nuri Çırağı VAZ MI GEÇER? Derken;
Sinek ayranına konar
Arı baldan vaz mı geçer.
Suç işleyen kendi yanar
Mevlâ kuldan vaz mı geçer.
Bu varlığı beden bilir
Dili tevhit eden bilir
Hakk’a doğru giden bilir
Yolcu yoldan vaz mı geçer.
Yeşeren ağaçta dal var
Kâmilde bir ehli hal var
Kötüye bin kere yalvar
Fitne felden vaz mı geçer.
Kötünün kötü hevesi
Geriye kalacak nesi
Saz âşıkın gam teknesi
Parmak telden vaz mı geçer.
Çırağı vaadinde dursun
Çalışan murada ersin
İster ise avcı vursun
Turna gölden vaz mı geçer.
Burada yeri gelmişken NİHAD SAMİ BANARLI’NIN 19.05.1956 Tarihli Hürriyet Gazetesinde yazısı çağrışım yaptı;
*
“”Hatırlamak, acı veya tatlı, hatırlanmaya değer.
Biz mâziye sâhip olmaktır. Öteden beri, dünya
Ölçüsünde tanınmış büyük şâir ve mütefekkirlerin
hâtıra güzelliğine ayrı değer verdikleri görülür.
Anlaşılır ki, insanların en asil duygularla yaşayanları,
hâtıralarını sevenlerdir.
*
Hâtıralarına değer veren asil ruhlardan derlenmiş
Milletler de millî mâzilerine, şahsî hâtıraları
gibi, hatta daha üstün bir sevgiyle bağlanırlar. Büyük
milletler bunun için büyük mâzisi, büyük tecrübesi yâni
derin hâtırası olan milletlerdir.
*
Ağaçların, toprakların bile hâfızası ve güzel hâtıraları
vardır. Tabiatta her yenibahar, eski baharların bir güzel
hâtırası hâlinde doğarken unutmak, unutabilmek, hem mâziden
hem de bütün yeni bahar hamlelerinden ebediyen mahrum olmaktır.””
Buraya kadar tamam da, anlayan anlasın.
VE LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYÜLAZÎM! Diyerek en yüce makama havale edelim. Gerisi lafı güzaf değil mi?
Cenabı Allah yar ve yardımcımız olsun!