Geçtiğimiz dönemlerde TRT ekranlarında yayınlanan, yönetmenliğini Osman Sınav'ın yaptığı Sakarya Fırat adlı dizide, Karadenizli bir başçavuşu canlandırarak hafızalarda yer edinen İsmail Hakkı Ürün, esasında bir Konyalı. Ürün, "Konya, hatıralarımla dolu. Konyalılık bana iyi bulaştı, kurtulamıyorum" diyor.
İsmail Hakkı Ürün, eski milletvekili ve Konya belediye başkanlarından Halil Ürün'ün oğlu. Babasının aksine oyunculuğuyla tanıdık onu. Hele bir zamanlar TRT'deki Sakarya Fırat adlı dizide 'Karadenizli Durali Başçavuş'u canlandırması, izleyici tarafından beğeniyle karşılandı, takdir gördü. Yeri geldi Doğulu karakterlere de büründü. Onun da hakkını verdi. Ama ne olursa olsun İsmail Hakkı Ürün bir Konyalı. "Orayı nasıl unutabilirim? Hiçbir yeri Konya kadar iyi bilmem" diyen Oyuncu Ürün, Konya hatıralarını paylaştı. Kendisiyle İstanbul Üsküdar'da bir araya gelerek, ekranlara uzanan hikâyesini dinledik.
İsmail Hakkı Ürün kimdir?
Konyalı bir ailenin evlâdı olarak 1976 yılında İstanbul Üsküdar'da dünyaya geldim. Yoğun bir iş ortamında var olmaya çalışan, Konyalı ve bir çocuk babası olan biriyim. 1986-1989 yılları arasında Konya Anadolu Sahnesi'nde tiyatro çalışmaları yaptım. Kuruluşunda katkımın olduğu Kon TV'de, 1991-1995 yılları arasında program yapımcılığı görevini üstlendim. Daha sonra bir vesileyle Malezya'ya gidip orada uluslararası ilişkiler eğitimi aldım. 1998-1999 yılları arasında Almanya'da bir film akademisinde belgesel sinema eğitimi gördüm. Malezya'da TV3 kanalında birçok projede görev aldım. Türkiye'de, İki Aile, Recep İvedik, Sakarya Fırat, Hür Adam, Sümela'nın Şifresi: Temel, Uzun Hikâye, Moskova'nın Şifresi: Temel gibi yapımlarda rol aldım. 2005 yapımı Fırat Kenarında Yüzen Kayıklar isimli filmin yapımcılığını üstlendim.
Konya ile bağınızı öğrenebilir miyim?
Çocukluğumun bir kısmı Konya'da geçti. 1982-85 yılları arasında Konya'daydım. 1995'te üniversite okumak için Malezya'ya gittim. 2002 yılında tekrar Konya'ya geldim. Bir 6-7 ay burada kaldım. En nihayetinde İstanbul'a geçerek Konya maceramı fiili olarak bitirmiş oldum. Tabii neticesinde Konya benim memleketim, yuvam, evim. Türkiye'de gezmediğim il yok. Ama hiçbir yeri Konya kadar iyi bilmem. Konya'nın sokak sokak, köşe bucak her yerini bilirim. Dolayısıyla Konya'nın yeri kalbimde çok farklı.
"KONYA'YI NASIL UNUTABİLİRİM?"
Konya denilince hafızanızda neler canlanıyor?
Çocukluk, gençlik, spor yaptığım yıllar hatırıma geliyor. Ben Konya bölge güreşçisiydim. Konya'da uzun yıllar güreş yaptım. Hocalarım, takım arkadaşlarım hepsi orada. O kadar çok şey geliyor ki aklıma saymakla bitmez yani. Düğün pilavından tutun da, arkadaşlarla muhabbetlere kadar her şey gözümün önünde canlanıyor. Tabii eğitim hayatımın önemli bir bölümü de Konya'da geçti. İlkokul, ortaokul ve liseyi orada okudum. Hatırı sayılır bir dönemim, o topraklarda geçti. Babamın (Halil Ürün) Konya'da belediye başkanlığı döneminde bir sözü vardı; 'Konya yeraltından yönetiliyor.' Bu sözü millet yanlış anladı. Sanki mafya yönetiyor gibi algıladılar. Esas mânâsı; Konya'yı evliyaullahların, manevi dinamiklerin yönetmesiydi. Böyle bir şehri haliyle insan unutamıyor.
Siz kendinizi Konyalı olarak görür müsünüz?
Elbette ki. Birçok insan beni canlandırdığım karakterler dolayısıyla Trabzonlu bilir. Fakat biri sordu mu nereli olduğu mu, gururla 'Konyalıyım' derim. Hatta çok enteresan Trabzon'a film çekimi için gittiğimde sordular, 'nerelisin' diye? Konyalıyım dedim, ısrarla 'Tonya'nın neresindensin?' diye sordular insanlar. (Gülüyor).
Peki Konyalı sizi ekranda gördüğü zaman, 'bu bizim eski belediye başkanlarımızdan Halil Ürün'ün oğludur' diye bilir mi?
Çoğu bilmez. Konya'da yaşadığım dönemlerde çok sosyal birisiydim. Dolayısıyla Konya'da çok tanıdığım var. Fakat çocukluğumu bilenler bile artık bir şekilde tanıyamıyorlar. Yani TV'de görünce, 'acaba bu bizim İsmail Hakkı mı?' dedikleri oluyor. Sinemada, televizyonda İsmail Hakkı ismini kullanıyorum. Soy ismimi kullanmadığım için belki de insanlar beni hatırlayamıyorlar.
"MAALESEF UZAK KALDIM"
Esasında bir özeleştiri yapmak gerekirse, sanki siz de Konya ile aranızı açtınız.
Ablam, halalarım, amcam hepsi Konya'da. Arkadaşlarım, dostlarım orada. Sürekli onlarla haberleşiriz. 1992-93 Konya İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Mezun olduğum dönem arkadaşlarımla halen irtibattayız. Konya'dan çokça davet geliyor ama işimin yoğunluğundan ötürü fırsat bulup da gidemiyorum. Dolayısıyla şartlardan ötürü biraz Konya'dan uzak kaldım.
Peki buradayken memleketinize özlem duyuyor musunuz?
Tabii ki de. İstanbul'da bunaldığım zaman özlemimim daha da artıyor. Konya'da vakit geçirmek insanı dinlendiriyor. Tabii Konya eskisi gibi değil. Çok değişti.
"BİR GARİP OLMUŞ"
Olumlu yönde mi?
Aslında olumsuz yönde değişti. Meselâ ben eski Konya'yı daha çok seviyorum.
Nasıl yani?
En son 2 yıl önce Konya'daydım. Bir garip olmuş. Şehri çok fazla kalabalık gördüm. Kozmopolit bir şehir olma yolunda hızla gidiyor gibime geldi. Konya'nın yapısı kozmopolit olmaya müsait değil. Çok fazla göç almayan fakat büyüdüğü için kendi ilçelerinden göç alan, sanayisi oldukça büyük, diğer sektörler çok iyi gelişmiş, dolayısıyla ister istemez hızlı büyüyen bir şehir. Hızlı büyüyen şehirleri ben pek sevmem. Haliyle kendi memleketim de olsa o görüntü açıkçası beni ürküttü.
Kon TV'nin kurucu kadrosunda yer aldınız. Merhaba Gazetesi'nde bir müddet çalıştığınızı biliyoruz. O günlerden bugünlere ekranların tanınan yüzü olmanız nasıl oldu?
Şu anki halimin o zamanlarla bir ilgisi yok. Kon TV'yi 1991'de kurduk. Orada ben 5 yıl bilfiil çalıştım. Çeşitli programlar, belgeseller yaptık. Merhaba Gazetesi'nde kısa bir dönem gazetecilik yaptım. Konya'da tiyatro çalışmalarının içerisinde yer aldım. Konya'daki yerel gazetecilerin birçoğu benim çok eski dostumdur.
Rol aldığınız dizilerde, filmlerde bir Karadenizli ve Doğulu olarak tanındınız. Acaba Konyalı bir karakteri canlandırmanızı isteseler, tepkiniz ne olur?
Hay hay, başım gözüm üstüne. (Gülüyor). Böyle bir fırsat olmadı. Eğer bu yönde bir teklif gelirse çok mutlu olurum. (Gülüyor).
"İRTİBATI KOPARMAYA NİYETİM YOK"
Şöhret olma gibi bir gayeniz oldu mu?
Yok, hiç öyle bir gayem olmadı. Hâlâ da yok. Hep şöyle demişimdir; 'Allah hesabını veremeyeceğim şöhretin, paranın kapısını bana açmasın.' Çünkü bu dünya gelip geçici. Davranış, huy değişikliğinden Allah'a sığınırım. İlkokuldayken de İsmail Hakkı'ydım, şimdi de aynı kişiyim.
Yani dostlarınız sizi aradığında ulaşabilir mi?
Kesinlikle. Çocukluk arkadaşlarımın hepsinde benim numaram vardır. Değişmez de kolay kolay. İrtibatı koparmadık, koparmaya da niyetimiz yok.
Babanız, bildiğimiz kadarıyla Ankara'da ikamet ediyor. Onun sizin üzerinizdeki etkisi nedir?
Çok büyük desteğini gördüm. Babam sanatı çok seven bir insan. Siyasetçiler içerisinde sanata en fazla değer veren insandır benim babam. Ailemin en büyük desteği duaları ve rızaları oldu.
"İÇİMDE YATAN BİR ASLANDI"
O zaman oyuncu olma fikrini çok küçük yaşlardan itibaren düşünüyormuşsunuz.
Oyuncu olmak içimde yatan bir aslandı. Okuduğum okullarda sürekli arkadaşlara tiyatro yapan bir tiptim. Oyuculuk serüvenimde arkadaşlarımın, dostlarımın da çok büyük desteklerini gördüm. Bana soruyorlar, 'hangi konservatuarı bitirdin?' diye. Ben herhangi bir konservatuarı bitirmedim. Konservatuar bitirmemiş bir oyuncuyum. Oyunculuk dersi de almadım. Aldığım bütün ders, sahada öğrendiklerim.
Uzun bir aradan sonra Konya'ya gittiğinizde duygulanıyor musunuz?
Elbette. Yıllarını Konya'da geçirmiş biri olarak çok etkileniyorum. Konya'nın her sokağında bir anım var. Yaşanmış dostluklarım var. Konya bana iyi bulaştı, kurtulamıyorum. (Gülüyor). Bundan da çok memnunum.
Sizin dışınızda görüştüğümüz Konyalı olan birçok sanatçı, oyuncu biraz Konya'ya sitemliydi. 'Bizi aramazlar, sormazlar' diye. Sizce ortada bir vefasızlık mı var?
Evet, ben de katılıyorum. Konyalı olan birçok sanatçı ve oyuncu var. Sitemlerinde haklılar. Konya'dan yana pek bir değer görmüyorlar. Beni Trabzonspor, onur kurulu üyesi seçti. Trabzon'dan bana plâket yolladılar. Sahip çıktılar bana yani. Konya'dan böyle bir şey görmedim. Konya maalesef kendi sanatçılarına sahip çıkmıyor.
PAZARTESİ SOHBETLERİ - MUSTAFA GÜZEY