İsyancıların sonu

Abone Ol

      Tarih boyunca isyancılar hep var olagelmiştir. Fakat tedbirli, akıllı ve sabırlı devlet adamları er veya geç onların haklarından gelmeyi bilmiştir. Tarih tekerrürden ibaretse onu aşağıdan, yukarıdan, sağdan, soldan okumak, hep okumak gerekir. İçinde bulunulan zamanda ise duruma göre hareket etmek ve akıllı çözümler üretmek er kişilerin işidir.

      Geçen haftalarda Sultan II. Mahmud'un sabırla, adım adım devlet sisteminde direksiyonu ele alışından bahsetmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim.

     IV. Mustafa İsyancıbaşı Kabakçı Mustafa turnacıbaşı rütbesiyle Boğaz'ın Rumeli kale ve tabyaları kumandanlığı verildi. İsyan ve terör hareketleri zamanında bastırılamazsa tavizler koparırlar... Devletin gözü üstündeydi. Uygun ortam bekleniyordu. IV.  Mustafa “Ruscuk Yaranı” denilen Nizam-ı Cedid  erkanı ve başlarındaki Alemdar Mustafa Paşa'yı İstanbul'a çağırmak mecburiyetinde kaldı. Sürekli “isterük”, “istemezük” şeklinde kazan kaldıran Yeniçeriler her defasında ulema ile birleşiyor ve ihtilal yapıyor, devletten tavizler koparıyordu. Bunların başında da Kabakçı Mustafa vardı. Alemdar Mustafa Paşa Ruscuk'tan 80 süvari gönderdi. Rumelihisarı'ndaki evinde Kabakçı Mustafa'yı öldürttü. Kabakçının kellesi Alemdar'a sunuldu. IV. Mustafa bu başarısından dolayı Alemdar'ı Davudpaşa Sarayı'nda kabul etti.

     İsyan hareketine katılan ilmiye mensupları çeşitli yerlere sürülerek İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Sadrazam Alemdar'a hizmetinden dolayı teşekkür etti. Ruscuk'a dönmesini emretti. Paşa kızdı. 15.000 askeriyle Bab-ı Ali'ye giderek, Sadrazam'dan zorla mühr-i hümayunu aldı. Alemdar Mustafa Paşa hukuken değilse bile fiilen sadarete geçti.

     Alemdar Bab-ı Ali'den Topkapı Sarayı önüne geldi. IV. Mustafa Bab-ı Ali baskınını öğrenmiş tedbirlerini almıştı. IV. Mustafa eski padişah amca oğlu III. Selim'le Veliahd-Şehzade II. Mahmud'un öldürülmeleri emrini verdi. 20 kadar neferle saray üst düzey görevlileri III. Selim'in dairesine girdiler. Eski hükümdarı korumak isteyen zevcesi Re'fet Kadınefendi yere serilip padişahın hizmetçilerinden Pakize Usta'nın parmakları kılıçla doğrandıktan sonra, silahı olmadığı için o sırada çalmakta olduğu ney'iyle nefsini savunmaya çalışan III: Selim sağ şakağına yediği bir kılıç darbesiyle şehid edildi. Padişahın üzerine kapanan Ref'et Kadınefendi ile iki cariyeye dokunmayan katiller daireyi terk ettiler.

    Veliahd-Şehzade Mahmud, Sultan Selim'in dairesinin basıldığını öğrenince, 3 ağasını, eski padişahı korumak için yollamıştı. Ancak ağalar, Sultan Selim'in dairesine yaklaştıkları zaman, katiller işlerini bitirmiş, kapıdan çıkıyorlardı; ağaları kısa bir vuruşmadan sonra bertaraf ettiler ve Sultan Mahmud'un dairesine girdiler. Tarih-i Enderun müellifi ve başlalası Tayyar Efendi durumu Veliahd'e bildirdi. Şehzade Mahmud elinde kılıç bekliyordu. Yanında bir-iki ağa vardı.  Bunlar şehzadenin bacadan dama çıkabilmesi için tertibat hazırlamakla meşguldüler. Veliahd'in hayatı bir veya iki dakikalık zaman kazanılmasına bağlıydı. Şehzadenin hizmetkârlarından Cevri Kalfa adındaki Çerkes cariyesi, mangaldaki kızgın külleri kürekleyip, katilerin gözlerine doğru serpmeye başladı. Bu vesile ile lazım olan dakikalar kazanılmış oldu. Sonradan II. Mahmud, Cevri Kalfa'ya çok ikram etmiş ve bu cariye, Divanyolu'ndaki mektebini yaptırarak ismini yaşatmıştır. Bacadan dama çıkan Şehzade II. Mahmud Ebe Selim'in fırlattığı hançerle kolundan yaralanmasına rağmen, Tayyar Efendi ile diğer iki ağanın dayadıkları merdivenden sarayın avlusuna indi!

      IV. Mustafa Alemdar'ın ümidini kırmak için, III. Selim'in cesedini avluya naklettirdi. İlerleyen Paşa, cenazeyi görünce: “ Vay Efendim, seni iclas içün bunca yerden geleyim de şu kör olası gözlerim seni bu halde görsün;  heman “Enderun Halkı” denen hainleri katliam edip intikamın alayım! diyerek III. Selim'in üzerine kapanıp ağlamaya başladı. Yakınlarının Veliahd-Şehzade'nin hayatını kurtarmak için harekete geçmesi ihtarı üzerine ayrılıp ileriye doğru yürüdü. Tam bu sırada uzaktan perişan bir halde Sultan Mahmud göründü. Veliahd'i tanımayan Alemdar Rumeli ağzıyla: “Abe bu adam da kimdir?” diye sorunca İmam Hafız Efendi: “Sultan Mahmud Han Efendimiz budur!” dedi. Derhal etek öpen Alemdar, Veliahd-Şehzadeye biat etti. Alemdar, Saray'a girip III. Selim'i şehid eden Enderunlular'ı kılıçtan geçirmek niyetindeyken Sultan Mahmud ağırlığını koydu: “Sen o işle mukayyed olma, askerini dağıt, arkamdan gel! emrini verdi. Askerini çeken Alemdar, Sultan Selim'in hediyesi olan murassa hançerinden başka silahlarını çıkararak yeni hükümdarın arkasından Hırka-i Saadet Dairesi'ne doğru yürüdü. II. MAhmud, Sadareti Alemdar'a verdi.

     III. Selim şehid edildiği zaman 46 yaşındaydı. Ertesi gün pek büyük bir törenle cenazesi kaldırılıp, Laleli'deki babası III. Mustafa'nın türbesine gömüldü. Aynı gün III: Selim'in tahttan indirilmesi ve şehadetinde uzak yakın ilgisi olan bine yakın şahıs yakalanıp öldürüldü. Bu arada olayla alakalı 10 cariye de (kadınlar idam edilmediği için)  Kızkulesi açıklarından denize atıldı! 

     Şimdi yukarıdaki hadiseleri günümüze taşıyarak tahlil edelim.  Devlet yönetiminde duygusallık olmaz. Duygusal hareket eden canıyla öder. Devleti idare eden amcasının cenazesini bile görse soğukkanlılıkla devletin bekası için kaldığı yerden devam eder. Sultan Mahmud bu tecrübeyi amcası III. Selim'den kazanmıştı. Yine II. Abdülhamit Selanik'ten gelen Hareket Ordusundan haberdar olduğu halde kardeş kavgası olmasın diye yanındaki orduyu harekete geçirmemiş ve daha sonra daha büyük olayların olmasına sebebiyet vermiştir. İç isyanlar ilk başladığında zamanında küçük fiskelerle söndürülebilirken daha sonra alevlerin önüne geçilemez. Asker ve polisinize yetki vermezseniz ilk önce onlar zayiat verir, daha sonra size sıra gelir! İdareciler risk durumlarına göre mutlaka korunmalıdır. Her bir idarecinin kendini sıkıntılı zamanlarda koruyabileceği bir çeşit silahı ayrıca olmalıdır.       

      Kanunlar caydırıcı olmalı, bu milletin birer ferdi olan asker ve polisi de korumalıdır. Asker ve polis sadece canlı kalkan olmamalı aynı zamanda nefs-i müdafaa yapabilmelidir. Haber alma Teşkilatları daha pratik çalışmalar yapmalı, olaylar olmadan önce gerekli istihbarat çalışmalarını yaparak önleme tedbirleri almalıdır. Olaylar başladıktan ve olduktan sonra karmaşa ve kaosun içine üst düzey yetkililer asla girmemelidir. İsyancılara zamanında hadlerini bildirmezseniz daha sonra daha büyük belalara düçar olursunuz! Selam ve dua ile!