İstanbul'da turist olmak gerekir
Geçen Ramazan ayını İstanbul'da geçirme fırsatı buldum. Konya'da ramazan başkadır ama İstanbul'da da bir o kadar başka ve güzel. Buna bizatihi şahit oldum. Camileriyle, tarihi mekânlarıyla, manevi dokusuyla gerçekten İstanbul gezilesi, görülesi illerin başında gelir.
Bendeniz doğma büyüme İstanbulluyumdur. Fakat 'İstanbul'un nerelerini gezdin bu zamana kadar?' diye sorsanız doğruyu söylemek gerekirse pek de bir yerini gezmemiştim. Ramazan vesilesiyle hem gazetedeki röportaj köşem için röportajlar yaptım, orucun izin verdiği kadarıyla İstanbul'u gezdim.
30 günün sonunda şöyle bir geriye baktığımda dedim ki kendi kendime, 'demek ki İstanbul'da yaşamak İstanbul'u iyi biliyorum anlamına gelmiyor. İstanbul'a ancak turistik bir gezi vesilesiyle gidildiğinde gerçekten şehri gezmiş oluyorsun ve tanıyorsun.'
İstanbul surları, camileri, sarayları, müzeleriyle adeta yaşayan bir tarihtir. Bu tarihe tanık olabilmek, nostaljiyi hissedebilmek için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Çünkü İstanbul her köşesinde tarihi olaylardan kesit taşır. Sizler için gidilip de görülmesi gereken yerleri kanaat-i acizanemce sizlere aktarayım;
İhtişamıyla ve mimarisiyle büyüleyen Topkapı Sarayı İstanbul'da görülmeden geçilmemesi gereken tarihi mekanların başında yer alır. Sultanahmet semti içerisinde bulunan, eski Türk filmlerinin unutulmaz mekanları arasında yer alan Soğuk Çeşme Sokağı gezilebilir.
Ayasofya Müzesi'nin yanında konumlanmış olan bu tarihi mekan, çay molası vermek isteyenlerin, pazar günlerinin huzurlu kahvaltıları için alternatif arayanların kesinlikle uğraması gereken bir mekan. Sınırsızlığı ve görkemiyle yerli yabancı çoğu turisti şaşırtan ve görmek için mutlaka vakit ayrılması gereken mekanlardan biri de Ayasofya Müzesi'dir. Suların içinde yükselen sütunlarıyla, yaşandığı rivayet edilen ilginç efsaneleriyle Yerebatan Sarnıcı en çok merak edilen, görmek için can atılan mekanlar arasında.