Türkiye ve dünyada önemli gelişmeler meydana geliyor. Filistin ve Gazze’de terörist İsrail soykırım yapmaya devam ederken, Türkiye ise bu zulmü durdurmak için diplomasi trafiğini yoğun bir şekilde yürütüyor. Gündemdeki diğer gelişmelerden birisi ise milyonlarca kişinin merakla beklediği asgari ücret konusu. İşçiler özellikle geçinebilecekleri bir asgari ücret bekliyor. Ayrıca tüm dünya için evrensel mesajlar veren Hz. Mevlana’yı anma etkinliklerine de az bir süre kaldı. Konya’da Hz. Mevlana Müzesi’nin olması bu törenleri daha da anlamlı kılarken, dünyanın dört bir yanından misafirlerin şehre akın etmesi bekleniyor. Bu noktada ise AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, terörist İsrail’in Gazze’ye olan saldırıları, milyonlarca kişinin merakla beklediği asgari ücret ve Şeb-i Arus törenleri ile ilgili Yenigün Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu, gündeme dair soruları cevapladı.

3-6-78

İsrail’in Filistin’e karşı olan saldırıları hakkında ne düşünüyorsunuz?

“İSRAİL BİR HIRSIZLAR TOPLULUĞUDUR!”

Gençlere ışık, Yüzyıl’a örnek! Gençlere ışık, Yüzyıl’a örnek!

İngiltere’nin desteğiyle Filistin’de, İsrail Devletinin kuruluşuna kaynaklık edecek bir adım attırıldı. Geçmişte Osmanlı Devleti’nin böyle bir şeye rızası olmamıştı. İsrail’in de Filistin bölgesine hakim olma noktasında başarısı söz konusu değildi. Ama İngilizler o bölgeye İsrail’i yerleştirdi. Zamanında Yahudilerin, Filistin topraklarını satın aldığına dair söylentiler de duyuyoruz. Ama aldıkları söylenen bu topraklar bir devlet kurma imkanı oluşturmuyor. Bunun için Filistinlilerin toprak satmasını öne süren söylemler hatalı değerlendirmelerdir. İsrail, çetevari bir şekilde oluşturulduğu için sürekli olarak teşvik edilerek bölgede istikrarsızlığın, düşmanlığın, katliamların aparatı gibi kurulan bir ‘devletçiktir’. Halbuki Filistin kadim bir bölgedir. Kutsal mekanları olan ve neredeyse her inancın kendisine ait bir bağ kurduğu yerdir. Özellikle biz Müslümanlar için Mescid-i Aksa’nın, Kudüs’ün Filistin’de bulunması, burayı mübarek toprak kılıyor. İsrail, bağımsızlığını ilan edip bugüne gelinen süreçte bir katil sürüsü gibi hareket ettiği için tamamen insanlık dışı saldırganlıklar, düşmanlıklar ve işgaller oluşturarak Filistin’e saldırıyor. Her seferinde Filistin’deki masum insanların topraklarını, evlerini, dükkanlarını yağmalayarak, alarak, işgal ederek kendilerine yerleşimci dedikleri İsrail, ‘bir hırsızlar topluluğudur’. Bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamaları da oldu. Bunların dışında, “7 Ekim’de Filistinliler niye saldırdı?” diyenler de oluyor. Bu soru yanlış. Çünkü zaten İsrail her gün insanları yurdundan, evinden ederek veya şehit ederek saldırganlık yapıyor. Böyle bir ortamda Filistinliler sadece kendisine ait olan vatanını koruma ve saldırılara karşı korunma tavrını gerçekleştiriyor. Bunu gerekçelendirerek dünyayı yanıltıp, sanki İsrail bombardıman altında ve kendilerini savunuyor havasını vermeye çalışıyorlar. Ama bunlara kimse inanmıyor. Çünkü herkes İsrail’in ne yaptığını gördü. Hastanelerde, sokaklarda, evlerde ölen Filistinli çocuklar var. Bu masum çocuklar mı İsrail’e saldırdı? Kadınlar mı saldırdı? Hastanelerde tedavi görmeye çalışan insanlar mı İsrail’e saldırdı da onlara katliam yapılıyor? Bütün bu masum insanlar üzerinde adeta ‘yok ediş için’ katliam uyguluyorlar. Gazze’de insafsız tek taraflı saldırı söz konusu. İsrail’den ölen askerler konuşuluyorken Filistinliler sivilleri öldürüyor denilmiyor. Ama İsrail bunun tam tersini yapıyor. Bir yer katliam yapıyor, diğeri ise kendini savunuyor. Bu noktada bütün dünya ayağa kalkmış vaziyette. Vicdanı olan herkes İsrail’in saldırılarına zaten tepki gösterir. Şu anda İslam dünyası büyük bir gayretin içerisinde. Aktör devletlerin bu konuda inisiyatif alması gerekiyor. Bizler de Türkiye olarak bütün süreçleri takip ediyor ve yapılması gerekenlerle ilgili birtakım adımları gerçekleştiriyoruz. Filistin’deki savaşta derhal ateşkes ilan edilmeli, 1967 yılı sınırları içerisinde Kudüs’ün başkenti olduğu bütünlüğü olan bir Filistin Devleti oluşturulmalı. Çünkü şu anda Filistinliler 3 biçimde bölgede yaşamlarını sürdürüyor. Bunlar; İsrail’in kendi toprakları olarak daha önceden ilhak etmiş oldukları yerlerde yaşayan Filistinliler tel örgülerin arkasında, metruk alanlar gibi yerlerde barakada yaşamını sürdürüyor. Bu kişiler bir işte çalışıyorsa iş yerine gidip geliyor veya alışveriş yapmak için belli zamanlarda tel örgünün dışına çıkıyorlar. Sonra gettolaşmış vaziyette tel örgülerin içerisinde yaşıyorlar. Batı Şeria’da yaşayanların ise; toprak bütünlüğü yok. Sürekli işgale uğramış, dağınık vaziyette varlığını sürdürüyorlar. Gazze’de de bir bütünlük var. Ama 2 buçuk milyon insanın yaşayabileceği bir alan yok. Şu anda bu alanı kırmaya çalışıyorlar. İsrail’in yapmak istediği şey; dünyada hiçbir yerde olmadığı şekilde, Gazze’de bir tek Müslüman kalmayana kadar katliam yapmak. Dünyada böyle bir devlet biçimi yok. Bu konuda milletimize çok büyük bir duyarlılık düşüyor. ‘Mavi Marmara’ dönüşünde ben bunu çok net görmüştüm. Milletimiz hep arkamızdaydı. Şimdi de direnişi gösteren Müslümanlarla, Hamas’la dayanışma içerisindeyiz. Hamas’ı terörist ilan etmek isteyenler ise, Mavi Marmara gemisinde de bizi terörist ilan etmek istiyorlardı. Ama gördüler ki o gemi insani duygularla hareket etmişti. Bunların bütün dezenformasyonlarını İletişim Başkanlığı bozuyor ve dünyayı doğru bilgilendiriyorlar. Ama İsrail dünyanın doğru bilgilendirilmesini istemediği için gazetecilere de saldırıyor. Ama dünya hep Filistinlilerin insani temelli, İsrail’in ise insanlık dışı bir saldırganlığın içerisinde olduğunu görüyor. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere sorumluluk alması gereken herkesin harekete geçmesi gerekiyor. Türkiye olarak Filistinliler için sorumluluklarımızı üzerimize aldığımızı ve Gazze’deki direnişin arkasında olduğumuzu ifade ediyoruz. Desteğimiz sürecek. Bunun yanında bizim için Hamas, bölgede siyasi bir temsilcidir. Ayrıca aktör devletler de Filistinlilerin garantörü olmalı, ki biz Türkiye olarak buna talibiz. Hiçbir İslam ülkesi de bizim hasmımız değildir. Hepsinin gönlünde Gazze’nin yattığını ama belli gerekçelerden dolayı geri planda olduklarını biliyoruz. Bizim tek düşmanımız Siyonist katil İsrail’dir!

3-3-80

Vatandaşın gözü asgari ücret zammında. Asgari ücret ne kadar olur?

“HÜKÜMET, ÇALIŞANI ENFLASYONA EZDİRMEK İSTEMİYOR”

TÜRK-İŞ, TİSK, Çalışma Bakanlığı Bürokratları, Maliye Temsilcileri bu süreci işletiyorlar. Bu süreçte hükümet ve çalışanlar tarafı olarak baktığımız zaman bir uzlaşmanın temin edilmesi önemli. Çünkü vatandaşın geneli asgari ücretin üzerinde çalışıyor. Ama özel sektör için de sendikalar işin içerisinde. Çalışma Bakanımız da süreçle ilgili bilgileri verdi. İnşallah çalışanlarımızın memnun olacağı bir rakamın çıkacağını ümit ediyorum. Asgari ücretle ilgili değerlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Bunların hepsi kıymetli ve göz önüne alınacak. Bu doğrultuda çalışanlarımızın mutlu olacağı bir sonucun olacağını ön görüyorum. Ama net bir rakamı söylemek mümkün değil. Nasıl ki geçtiğimiz zamanlarda asgari ücrete gelen zamla çalışan ve işverenin mutlu olduğu bir süreç üretmişsek, şimdi de bunu sağlayacağız inşallah. Bu konuyu önemsiyoruz. Bunun yanı sıra Bakanımız asgari ücretin yıllık belirlenmesiyle ilgili bir açıklama yapmıştı. Önceki yıllar 6 ayda bir zam sağlanmıştı. Bu o süreçte ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak alınan bir tasarruftu. Çalışanları enflasyona ve piyasa koşullarına ezdirmemek için yapılan bir inisiyatifti.

Şeb-i Arus hakkında ne düşünüyorsunuz?

“ÖLÜM BİR KOPUŞ DEĞİL, YENİDEN DOĞUŞTUR”

Şeb-i Arus, Konya için oldukça önemli. Çünkü Hazreti Mevlana gibi bir evrensel değerin şehrimizde yaşaması ve bir takım hizmetler yapmış olması, eserlerini vermesi ve türbesinin burada olmasından dolayı onu anmak bizim için bir iftihar vesilesi. Şeb-i Arus, düğün günü olarak değerlendiriliyor. Bu da dünya ile ahiret hayatının birbirinden çok farklı olan kopuşu değil de, birlikte görülmesi gereken ve her sürecin bir yeni doğum olduğunu gösteren mesajdır. Bu doğrultuda programlarımız Konya’da gerçekleşiyor. Hazreti Mevlana’nın Rabb’ine kavuştuğunu ve yeni süreci düğün olarak tarif ettiği anlayışın insanlığın prensibi olmasını istiyoruz. Herkesin ölümü bir yok oluş gibi değil, yeniden doğum olarak değerlendirmesi lazım. Mevlana’nın eserleriyle ve fikirleriyle evrensel bir mesaj vermesi ve bu mesajı Konya’dan hissedip, kavramasını temin etmek anlamında Şeb-i Arus törenlerini önemsiyoruz. Bu yıl inşallah Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın da gelmesiyle törenler çok güzel olacak. Siyasetçileri, esnafı ve tüm bireyleriyle Konya’nın Mevlana şehri olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Ben Şeb-i Arus törenleri için şehrimizin topyekun seferber olduğunu biliyorum ve herkese teşekkür ediyorum.

Teşekkür ediyoruz…

TUBA KAYA