İSLAMIN EĞİTİME KAZANDIRDIĞI DEĞERLER
Kur'an'ın getirdiği eğitim öğretim ile ilgili değerleri, eğitim psikolojisi, eğitim sosyolojisi, eğitim felsefesi, öğretim metotları ilimlerinin ulaştığı bilgileri dikkate alarak yorumlamak gerekir. Eğitim tarihimiz boyunca eğitimin müfredatı, öğretim metotları ve eğitim kurumlarındaki değişmelerin, dinimizin ilimle, düşünmeyle, araştırmayla ilgili olarak ortaya koyduğu kuralların anlaşılması önemlidir. Tarihi olayları eğitim tarihimiz açısından yorumlayabilmek hem ülkemiz hem de İslam ülkeleri açısından sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yönden de tahlile muhtaçtır.
Tarih boyunca ahlak, hukuk, estetik, ekonomi alanlarında insanlığın sahip olduğu ve ürettiği bütün gerçek, hakikat ve değer hükümlerinin oluşmasında en etkili kuralları din koymuştur. Ayrıca din, bütün sosyal ve psikolojik olguların, mantığa göre doğru-yanlış, ahlaka göre iyi-kötü, estetiğe göre güzel-çirkin, hukuka göre suç ve ceza anlayışlarının, dine göre haram-helal gibi değer yargılarına ulaşmasını, fert ve toplum hayatındaki her türlü tutum, tavır, düşünce ve eylemlerin ölçülerini ve temel motivasyonunu sağlamaktadır. İnsanlarda din duygusu o kadar köklü ve devamlı bir şeydir ki, en ağır dinsizlik ortamı ve baskıları bile bu duyguyu büsbütün söküp atamaz. Dahası kendilerinin resmen dinsiz olduğunu resmen ilan edenler bile, hakikatte yok edemedikleri bu duygunun etkisi altındadırlar. Yaratılışın sırrı karşısında hayret ve huşu duymayan bir akıl sahibi bulunamaz. İnsanlar bu sırrı bazen sanatta, bazen ilimde, bazen başka alanlarda arayabilirler; ancak hiçbir alanda dinin verdiği cevapları bulamazlar.
Dinin konusunu teşkil eden sorular ezeli ve ebedi sorulardır. Bir gün bunların cevaplarının bulunacağını ve dolayısıyla dine ihtiyaç kalmayacağını kimse söyleyemez. Dinden uzaklaşanlar bu sorulardan vazgeçmiş veya cevabını bulmuş değillerdir, sadece susuzluklarını başka kaynaklardan gidermeye çalışmaktadırlar. J.J.Rousseau(1712-1778): Bütün hayatında kalbi, içinde Tanrı yoktur diyenler varsa, ya yalancı ya da mecnundurlar. diyor. Din, teknik gibi insanın yalnız aklını; sanat gibi yalnız gönlünü saran bir şuur değildir. Din, insanın bütün benliğini saran bir şuurdur. Kansız yaşanamayacağı gibi, dinsiz de yaşanamaz. İ. Hakkı Baltacıoğlu'nun ifadesiyle dincil deneme, denemelerin en son, en tüm, en mutlak, en içten olanıdır. Din kişiliği olmadan, milli kişilik olmuyor. Din, dil, sanat kalkınması olmadıkça, toplum kalkınması da olmaz. Tarih, elde ettiğimiz bu sonucun doğruluğunu göstermektedir! Bütün bunların fertlere ve toplumlara kazandırılması da eğitim ve öğretim işidir.
Eğitim, fert ve toplum açısından en önemli çalışmaların adı olduğu gibi, kültürün de geliştirilerek, nesillerden nesillere intikalini sağlamaktır. Fert açısından insanın doğuştan getirdiği bütün yeteneklerini geliştirmek, eğilimlerini yönlendirmek; toplum açısından ise, en yakın çevresinden başlamak üzere insanın içinde yaşadığı sosyal çevreyle ahenkle bütünleşmesini sağlamaktır. Kültür ve medeniyet açısından ise, yüzyıllardır insanlığın müşterek ürünü olarak ortaya çıkan, her alandaki maddi ve manevi kültür değerlerini geliştirerek ve güncelleştirerek, kalkınmaya mani olmayanlarını yetişmekte olan nesillere kazandırmak için yapılan çalışmaların tamamını ifade etmektedir. Bu anlamda eğitim, insanda fiziksel, entelektüel, ahlaki hallerin uyandırılması, geliştirilmesi faaliyetidir. Eğitim, ruhu ve karakteri yapıyor, ferde ve millete bütün değerleri kazandırıyor.
İnsanın konumu, yaratılış özellikleri, hem bu dünyadaki durumu, eşya ve olaylar arasındaki yeri, hem de dünya ötesi haliyle Allah'a karşı nasıl bir tutum ve davranış içinde bulunması gerektiği hakkındaki eğitim ve öğretim anlayışıyla İslam, bütün insanlık için temel hareket noktalarını göstermiştir. Bütün mesele, İslamiyet'i doğru anlamak ve insanın yaratılış özelliklerini ve gelişimini doğru tanımaya bağlıdır. Bu anlamda eğitim ve öğretimle ilgili ayetleri-nazil oluş sırasını da dikkate alarak şu bölümlerde incelemek mümkündür.
a-Okuma-yazma ve kalemden bahseden ayetler.
b-İnsan bilgisinin kaynağı ve değeriyle ilgili ayetler.
c-İnsanın yetiştirilmesiyle, fıtrat özelliklerinin eğitimi ve öğretimiyle ilgili ayetler.
d-Bilim, ilim ve tefekkürden bahseden ayetler.
e-Toplumdan, geçmiş milletlerin özelliklerinden, hayat tarzlarından ve örflerinden bahseden ayetler.
Kur'an-ı Kerim' bir bütünlük içinde bakıldığında özellikle eğitim ve öğretimle doğrudan ilgili ayetlerde görülüyor ki, insanın doğuştan getirdiği temel özellikleri, cemiyet içinde kazandığı tutum ve davranışları, tarih boyunca insanlığın geçirmiş olduğu kültür ve medeniyet gelişimi, yer ve gökler hakkında(insanın fizik çevresi) nazari ve ameli olarak doğru ve yeterli bilgiler verilerek eğitim ve öğretimin alanına giren bütün konular, hiçbirisi ihmal edilmeden dikkate alınmıştır. İbn Rüşd'ün ifadesiyle: Tekvini, teşri'i ve tenzili kanunların kaynağı aynı olduğu için aralarında tam anlamıyla uyum söz konusudur.
İçinde bulunduğumuz şartları, eğitim açısından su şekilde değerlendirebiliriz: İnsanın fıtratı ve gelişimi doğru tanınmadığı, toplumun değişimi ve gelişimi doğru algılanamadığı ve Kur'an'a dayanan İslam doğru bilinmediği için, İslam ülkelerinin içinde bulunduğu başarısızlık ve mutsuzluk, umutsuzluk ortaya çıkmaktadır. Bütün mesele İslam'ı doğru anlamak, ferdin ve toplumun ihtiyacını doğru bir şekilde belirlemek, reçeteyi doğru bir şekilde yazmak ve uygulamaktır.
Eğitimin nicelik ve nitelik bakımından en önemli alanını öğretim(akıl, zeka, düşünce eğitimi) teşkil eder. Eşya ve olaylar hakkında doğru bilgiler edinmek, zamanı gelince bu bilgileri yerinde kullanarak kavramlar oluşturmaktır. Akıl yürütmek insanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özelliğidir. Kur'an'dki birçok ayet bunu açıklar.
Hz. İsa'dan 610 sene sonra Hz. Muhammed (S.a.v)'in şahsında Allah'ın insanlığa ilk emri Okudur. Son İlahi kitabın, kıyamete kadar devam edecek İlahi kuralların böyle başlamasında çok derin manalar olsa gerektir. İnsanlığın başarı ve saadetinin sırrı bu kuralları doğru anlamakta saklıdır. Hem fert ve toplum olarak başarılı ve mutlu olması, hem de tabiata hâkim olması ve üstünlüğünün gerçekleşmesi, okumasına ve bilgisine bağlıdır.
İslam'ın okumaya, öğrenmeye, araştırmaya verdiği önemi ilk nazil olan ayetlerin ışığında düşünmek, bize şu temel bilgileri veriyor: Yaratan Rabbi'nin adı ile oku. O insanı kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabb'in nihayetsiz kerem sahibidir ki, O kalemle yazı yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti.(Okumamaktan)sakın! Çünkü insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder.(Alak Suresi,96/1-5).
Kur'an insanlığa, öğretimin temel ve ilk görev olduğunu, vazgeçilmesini, müstağni olunamayacak bir faaliyet olduğunu, ayrıca neleri nasıl öğreneceğini açıkça belirtiyor. Bu ayetlere göre İslam'da öğretimin şu esaslara dayandığını söyleyebiliriz:
-Okumak.(ancak bu okuma eylemi zahiri anlamda basit ve kuru bir bilgiyle yetinmeyerek, varlığını, beden ve ruh özelliklerini bilmek, bütün benliğini ve benliği üstündeki yaratıcısını düşünerek okumaktır. Rabbin adıyla okuması, kendini ve Rabbini bilmesi isteniyor.)
-Yaratılışı düşünmek(Özellikle insanın yaratışına dikkat çekiliyor.)
-Yazıya önem vermek(Yalnız okumakla yetinmeyip, kalemle ulaşılabilecek bilgilerin yazılmasının önemi vurgulanıyor.)
İnsanın okuyarak, yazarak kendini bilmesi, Rabbini bilmesi gerekir. İnsanın dünyasını ve ahiretini mamur etmesinin yolu da Allah'ın yarattığı kâinat kitabının görünen görünmeyen tüm yönlerinin okunmasından geçtiği görülmektedir. Okuyacağız... Hep okuyacağız... Hayat boyu okumaya devam edeceğiz İnşaallah... Selam ve dua ile sağlıcakla kalınız...
m-aciyan@hotmail.com
Kültür Dünyamızdan