İnsanı Yakan Ateş Parçaları: Yalan Yere Yemin

Abone Ol

Yemin, sağ taraf ve dolaylı olarak sağ eli ifade eder. Bu haliyle de güç ve iradenin göstergesi olarak kullanılır. Bir bakıma el almak, eline alınan makamın irade ve kudretini arkaya almak ve buna dayanmak anlamlarına gelmektedir. Dinimiz açısından yemin ancak Allah (c.c.) adına edilmiş olmakla geçerlilik kazanabilir. Kişi kendi sözüne inanılabilirlik katmak veya sözünün değerini yükseltmek için yemin ettiğinde; Allah'ın irade ve kudretine gönderme yapmış olmakta, Allah (c.c.) her şeyi görüyor olmasına vurgu yapılarak karşıdaki insan inandırılmak istenmektedir. Allah (c.c.)'ın irade ve kudretine gönderme yapmak büyük sorumluluk, taşıması oldukça zor yük getirir. Bu, yüksek gerilim hattından elektrik almak gibi bir şeydir. Bu süreçte küçük bir hata ortadan kaldırılması mümkün olmayacak hasarlara ve acı sonuçlara sebep olabilecektir. Riskin yüksekliği hatanın kaldırılması oranını düşürmüştür. İşte yemin de böyledir. İnsanların şahitliği düzleminin üstüne çıkılmış, hata ve yanlışın felaketler doğuracağı bir boyuta ulaşılmıştır. O mertebe doğruluk, dürüstlük adalet ve hak mertebesidir. O mertebede yalanla, haksızlık ve zulümle durulmaz. Yalan yere yemin eden kişi, Allah (c.c.)'ı yeminine tanık göstererek insanları aldatmak istediği için O'nun kutsal ve yüce adını kötüye kullanmakta ve O'na iftira etmektedir. Bu nedenle Hz. Peygamber (s.a.v), yalan yere yemin etmenin büyük günahlardan biri olduğunu buyurmuştur. Kuran-ı Kerim'de, “Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin, bu yüzden yere sağlam basan ayak sürçebilir ve Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azap tadarsınız. Bunun için size (ahirette de) büyük bir azap vardır (NahlSûresi 16/94).” Buyrulmak suretiyle, insanları aldatmak kastıyla yapılan yeminlerin acı sonucuna işaret edilmektedir. Bir kimse geleceğe yönelik bir yemini bozduğunda, kefaretini ödeyerek yemin günahından kurtulabilir. Fakat yalan yemin öyle bir günahtır ki, onun cezasını kefaret bile düşüremeyeceği için, yalan yeminde kefaret olmaz. Böyle bir günah işleyen kişi, yalanına tanık olarak gösterdiği Allah (c.c.)'a tövbe etmeli, O'ndan af dilemeli ve bir daha böyle bir hata işlememelidir. O'nun günahını ancak Allah (c.c.) affedebilir. Bir kısım konularda yapılan yeminlerde Allah (c.c.)'ın siper yapılmaya çalışılmasının yüce kitabımızda yasaklanışı şöyledir: “İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir (Bakara Sûresi 2/224).” Başka bir ayette ise, “Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerde sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerde sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin kefareti, ailenize yedirdiğiniz orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun kefareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz (MâideSûresi 5/89).” Yalan yeminlerde elde edilen menfaatler insanı yakan ateş parçalarıdır. Böylesine çirkin bir davranış biçimi, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in bizlere gösterdiği ahlak anlayışıyla kesinlikle bağdaşmaz. Müslüman karakteriyle hiçbir biçimde uygunluk arz etmez. Müslüman, sözüyle, özüyle yalandan uzak güvenilir insandır. Bunun için de asla yalan söylemediği gibi yalan yemin de asla onun ahlakında yoktur.