Insanca yasamak istiyoruz

Abone Ol

Yaşamak, bir insanın en doğal hakkıdır. Her insan doğuştan hür olarak doğar, yaşar ve ölür. Bu İnsana Allah tarafından verilmiş bir haktır.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de “Kim bir mümini haksız yere kasten öldürürse cezası ebedi cehennemdir” (1)buyurmakta, diğer bir ayet-i kerimede ise “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın kısas yapılır. Öldüren, ölenin velisi tarafından affedilirse örfe uymak ve diyeti güzellikle ona ödemek gerekir.”(2)  Demek suretiyle hem ölen kişinin geride bıraktıkları yetimlerine bakılması hem de öldürenin geride kalanlarının mağdur edilmemesi hedeflenmiştir. Tabii bu af meselesi,  maktulun yakınlarına bırakılmıştır. Allah, affedenleri bazı ayetlerde övmüştür.

Kısas uygulanırken, kişi direk katili öldüremez. Bu mahkeme kararıyla olur. Her önüne gelen maktulün katilini öldürse toplumda asayiş bozulur,  anarşi hüküm- ferma olur. Allah kişilerin tek tek öç alma olaylarını yasaklamıştır.

Yüce dinimiz insanın can, mal, ırz ve namusunu güvence altına almıştır. Bunlara yapılan herhangi bir saldırı affedilmez. Mesela dinimizde “bir kadına zina isnadında bulunan bir kişi mahkeme karşısında delil getiremezse 80 değnek vurulması” ve şahitliklerinin kabul edilmemesi (1)emredilir. Yine yalancı şahitlik yaptıkları tespit edilen kişilerin mahkemede şahitliği hiçbir zaman kabul edilmez.

İnsanın özgürce yaşaması kimse tarafından engellenemez. Hür bir insan köle edilemez, istemediği bir işte zoraki çalıştırılamaz.

İnsan hayatının dokunulmazlığı ve aile mahremiyeti hususunda Sevgili Peygamberimiz de çeşitli vesilelerle ashabını uyarmış, “Dünyanın yok olup gitmesi bir insanın öldürülmesinden daha hafiftir” buyurarak insan hayatına verilen önemi belirtmiştir.

Yine sevgili peygamberimiz, insanların emeğinin sömürülmesine karşı çıkmış, “emeğinin karşılığı işçinin alın teri kurumadan veriniz” buyurarak onların mağdur edilmesini önlemiştir. “Gecikmiş bir adalet, adalet değildir” diyerek kişilerin hakkının zamanında alınmasına önem vermiştir.

“İnsanın kimseye muhtaç olmadan ailesini geçindirebilecek bir şekilde tatminkâr, sıhhî ortamlarda çalıştırılması, emeğinin karşılığını anında görmesi” v.s. hususlarda dinimizin asırlar öncesinden vaz'ettiği emirler, bu günün İslam Dünyasında ne kadar uygulanıyor acaba?

Bu gün Türkiye'de pek çok işçiler asgari ücretin altında çalıştırılmakta, onlardan ödenen sigorta primleri bile onların maaşından kesilmektedir. Hatta pek çok kişi işveren tarafından “çalışırsan bu fiyata çalış, çalışmazsan senin yaptığın işi yapacak bir sürü insan var.” diyerek emeğinin kat kat altında bir fiyata çalışmaya mecbur edilmektedir?

Efendim, ne yapalım, onları zorlayan mı var, diyeceksiniz. Hatta sesinizi kulaklarımda duyar, nefesinizi de ensemde hisseder gibi oluyorum.

Ne yapsın bu zavallılar! Çalışmayıp da hırsızlık mı yapsın! Sizin göreviniz onların ekonomik vaziyetini sıfırlayıp, köle durumuna getirmek değil, onların hak ettiği bir şekilde emeğinin karşılığını vermenizdir.

Son 13 yıldır insanların köleliğe doğru itilmesi daha bir attı. Önceden insanlar maaşıyla iyi kötü evinin masraflarını döndürebilirken 13 yıldan bu yana işçiler ezilmekte, halkın alım gücü sürekli düşmektedir.

Tırmanan terör olayları karşısında bir de insanların artık zengin olmuş, fakir olmuş hiç fark etmez can güvenliği de kalmadı. İnsanların en tabii hakkı olan yaşama hakkı bile elinden alınıyor. Gün geçmiyor ki bir terör saldırısı haberiyle sarsılmayalım. En son Ankara'daki terör saldırısı bizleri dehşete düşürdü.

Hükümet teröre karşı tedbir almak yerine diğer siyasi partileri suçlamaktan başka iş yapmıyor. Sanki artan bu terör olaylarının sebeplerini hazırlayanlar kendileri değilmiş gibi failleri başka yerde arıyorlar.

Maden ocağı çöktü. 300'den fazla kişi can verdi. Bunun müsebbipleri ortaya çıkarıldı mı, sorumlulardan hesap soruldu mu?

Daha önceki patlamalardan hesap soruldu mu?

PKK yollara mayın döşerken uyuyan İç İşleri Bakanından ve sorumlulardan hesap soruldu mu?

Başka bir ülkede olsa en ufak bir şayiada bakanlar istifa ederdi. Bizden haklarında o kadar yolsuzluk ve su istimal edenler istifa etti mi?

Şimdi kalkmış AKP tek başına iktidar olsaydı bunlar olmazdı, diyenlere cevabım; PKK yollara mayın döşerken AKP tek başına iktidardı. Yolsuzluk davarlında tek başına iktidardı. Ülkeyi teröre karşı koruyan komutanları hapse tıkarken tek başına iktidardı. Şimdi niye ağlıyorlar?

Ağlaması gereken birileri varsa o da zavallı halk, masum milletimdir. Şehitlerin anasıdır.

97 kişinin vefat ettiği, 180 yaralının olduğu bu patlamada terörün ne kadar lanetlenecek bir durum olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Hakkın rahmetine kavuşmuş olan vatandaşlarımıza Allah'tan merhamet ve mağfiret dilerken, yayarlılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Dipnot:

1)Nisa Suresi, ayet: 93

2)Bakara Suresi, ayet: 178

3)Nur Suresi, ayet: 4