İnadına Mutluluk

Abone Ol

Mutlu olmak ille de bir sebebe bağlı olmak zorunda mı? Öylesine durduk yerde hiçbir neden yokken mutlu olunamaz mı? Soruyu tersinden de sorabiliriz. Her olumsuzlukta ya da bize göre olumsuz, ters bir durumda bütün neşemiz kaçmalı, yüzümüz düşmeli, hayat renksiz, donuk, anlamsız, gereksiz bir hal mi almalı?

Dünya yerinde durmadan devamlı döndüğü gibi insanın halet-i ruhiyesi de an be an değişmede. Bazen neşeli bazen üzgün bazen coşkulu bazen bezgin bazen dinç bazen yorgun bazen umutlu bazen kırgın! Hâsılı her an değişken, kaygan, kıldan ince kılıçtan keskin. Tıpkı hayat gibi; buna rağmen mutluluk duygusu insanın içinde yanan bir kandil gibidir. Onu dış etkenlerin etkilememesi için etrafına bir fanus geçirmeli. Bu da ancak insanın kendini sevmesi ve kendine olan saygısını hiçbir koşulda kaybetmemesi ile gerçekleşebilir.

Belki de bunun için içimizde vicdan denilen hassas bir terazi var. Seçimlerimiz bizi ya da başkalarını nasıl etkiliyor? Sonuçları zarar verici mi? Yoksa faydalı mı yani meşru mu? Tartmak üzere günün yirmi dört saati aralıksız çalışıyor.Burada Kâinatın Övüncü(sav)'in bir sözü hatıra geliyor,' günah (yani yanlış, hatalı, zararlı davranışlar )vicdanınıza rahatsızlık veren şeydir'. Eğer bir hareket, davranış içinizde olumsuz bir duygu uyandırıyor, huzursuz hissettiriyorsa o yanlış bir davranıştır demektirbu kadar basit. 

Basit olmasına basit ama zaman zaman ne kadar da karmaşık geliyor insana. Hayat böylesine karmaşık, çetrefilli bir hal aldığında, işler içinden çıkılmaz hale geldiğinde seçimlerimizi bir kez daha gözden geçirmek yerine kişiliğimizi, insanlığımızı tartmaya, kendimizden şüphe etmeye kötü bir insan olduğumuzu düşünmeye ve kötü hissetmeye başlıyorsak hayata bakışımızda ve öncelikle kendimizle olan ilişkimizde bir yerlerde bir hata var demektir. Bu tür durumlara biraz da anne babalar neden oluyor sanırım. Bir düşünelim. Hata yaptığımızda büyüklerimizin tepkisi nasıl olurdu? Mesela bir bardak kırdınız. Anne ya da babanızın o an yanınızda hangisi varsa ilk tepkileri ne olurdu? Çoğunuzun 'sakar' dediğini duyar gibiyim. Bazen de beceriksiz, dikkatsiz daha da kötüsü aptal vs. Bu türden duruma uygun olmayan sözler daha doğrusu davranışa değil kişiliğe yapılan müdahaleler, çocuk zihninde çok büyük, olumsuz yansımalar oluşturmakta, ruhunda tedavi edilmesi oldukça zor yaralar açmaktadır.

Bunun yerine davranışın eleştirildiği kişiliğin ise kayıtsız şartsız her koşulda saygı gördüğü ve korunduğu ortamlarda yetişen çocuklar kendine güvenli, olumsuzluklarla daha kolay baş edebilen, en küçük bir başarısızlıkta umudunu yitirip depresyon vb. hastalıklara kolay yakalanmayan, ruhen daha sağlıklı bireyler olarak yetişirler.

Biraz dikkat biraz özen yaradılış itibariyle kusursuz ve mükemmel birer varlık olan çocukların yaşamına yanlış müdahaleyi ortadan kaldıracak ve onların yaşamları boyunca adil, insaflı, vicdanlı ve saadetli bireyler olarak yetişmelerini sağlayacaktır. 

Lütfen biraz daha dikkat!

İyi hafta sonları