İmparatorluğun Çöküşü Mü - Yeni Dünya Düzeni Mi ?

Abone Ol

Basını biraz takip eden herkesin de bildiği gibi ABD büyükelçisi Ricciardone'nin, 17 Aralıkta AB büyükelçileriyle yaptığı toplantıda, 'imparatorluğun çöküşünü göreceksiniz.' dediği söyleniyor. Lakin bu açıklama daha sonra başbakanın, 'Büyükelçiler bazı provokatif eylemlerin içine giriyorlar. Onlara sesleniyorum: İşinizi yapın. Biz sizleri ülkemizde tutmaya da mecbur değiliz.' açıklamalarından sonra enteresan bir şekildi yalanlandı. Ancak ABD büyükelçisinin sonradan yalanlanan o sözleri operasyonlara damga vuran açıklama oldu.

Gerek halktan gerekse medyadan herkes soruşturmaya dahil oldu. Yazılı, görsel ve sosyal medyada yorumlar yapıldı, yazıldı, çizildi. Ve hala da yazılıp çizilmeye devam ediliyor.

Tüm bunların arasında ise,  Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Navaz Şerif'in daha önce planlanmış olan davetine icabetle, 22-24 Aralık 2013 tarihlerinde Pakistan'a resmi bir ziyaret gerçekleştirerek, dün yurda döndü.

Bu ziyaret, operasyonlara çok daha farklı bir açıdan bakmamıza da vesile olup, yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yeri hakkında bize çok önemli ipuçları verdi. İsterseniz, bunlara bakmadan önce bu konuyla alakalı geçmişe kısa bir yolculuk yapalım; çok değil bundan sadece 12 sene öncesinde bu ülkede başbakanlar yurtdışı gezilerine çıktıklarında, bu ziyaretlerden gittikleri ülkelerde kendilerini karşılayan protokol görevlileri haricinde kimsenin haberi olmazdı. Bunun sebebi ziyaretlerin gizli yapılması ya da duyurulmaması değildi. Bunun sebebi Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanının bir ülkeye ziyarete gitmesinin, o ülkenin halkından kimseyi ilgilendirmemesiydi. Ama bu geziyi bir ABD başkanı ya da İngiltere başbakanı yapacak olsa bizim ülkemizde dahil her yerde durum çok daha farklı oluyordu.

Şimdi ise Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ya da Cumhurbaşkanının bir yurtdışı gezisine çıktığında nelerin değiştiğine bakacak olursak; son yapılan Pakistan gezisine bakmamız yeterli. Ziyaretin sebebi ya da niteliği iki ülkenin ilişkilerini iyileştirme dışında hayati bir öneme sahip olmayabilir. Ancak burada başbakana, hem halk hem de bürokrasi tarafından gösterilen ilgi ve alakayı, yapılan coşkulu karşılamayı, bu ülke tarihinde Osmanlı Devleti dönemi dışında hiçbir zaman görmemiştir.

Bunlara örnek olarak sadece Pakistan ziyaretini de değil, başbakanın son yıllarda yaptığı yurtdışı gezilerinin hepsinde bu ve buna benzer örnekleri görebiliriz. Başbakanın ya da hükümetin her yaptığını tasvip etmeyebilir veya her söylediğini kabul etmeyebiliriz. Ama bunu içeriden ve dışarıdan yapılan asılsız ve mesnetsiz iddialarla başbakanı ve hükümeti karalama kampanyasına dönüştürmenin Türkiye'ye vereceği zararları iyi düşünmemiz gerekir.

Tüm bu sebeplerden dolayı, yeni dünya düzeninde Türkiye'ye hak ettiği yeri vermek istemeyenlerin, gerek içeride gerekse dışarıda ki niyetlerine öncelikle önyargısız bir şekilde bakıp, bunlar ışığında ülkede yapılmak istenenlere bir daha bakmak gerekiyor.