1975 Yılında temelleri atılan ve Konya’nın önemli üretim merkezlerinden biri olan Yumak Otomotiv, ağır vasıtaların motor aksamlarındaki hassas yedek parçaları üretmeye başlayarak girdiği üretim alanında önemli başarılar kazandı. Şirketin kurucusu Mehmet Yumak, yaptığı başarılı çalışmalarla şirketi bugün önemli bir marka haline getirdi. Bundan sonraki süreçte ise şirketi daha yukarı taşıma işi yeni nesillerin katkısı olacak. Bu noktada da şirketin Genel Müdürü Eymen Yumak öne çıkan isim. Konya’nın dikkat çeken genç işadamlarından olan Eymen Yumak, 2011 yılından buyana bulunduğu iş hayatındaki başarını artırmak için çalışıyor. 80’den fazla ülkeye ihracat yapan şirketlerinin bu başarısı artırmak için çaba gösteren Yumak, önemli hedefler koymuş durumda. Yumak’ı OEM üreticilerine tedarikçi yapmayı arzulayan Yumak, bununla birlikte şirketlerini ilk 500 ihracatçılar listesine sokmak istiyor. Tüm bu hedefler ve iş hayatıyla ilgili Yumak, 10’Lar Dergisi’ne konuştu.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

İsmim Eymen Yumak. 1992 Konya doğumluyum. Uluslararası Ticaret mezunuyum. 2011 yılından buyana iş hayatındayım.

Şirkette hangi görevlerde bulundunuz? Şuandaki göreviniz nedir?

Şuanda şirketimizin Genel Müdürlüğünü yapıyorum. Buraya gelene kadar çıraklık dönemim oldu tabi. 2011 yılından 2015 yılına kadar çıraklık pozisyonu oldu ve sorumluluklarım yoktu. 2015 yılında biraz daha dış ticaret alanına giriş yaptım. Bugün geldiğimiz noktada şirketimizin Genel Müdürlüğünü yürütüyorum.

İş hayatına giriş serüveniniz nasıl oldu?

Üniversiteyi İstanbul’da okuma hayalim vardı. İlkokul, lise yıllarını İstanbul’da üniversite okuma hayaliyle geçti. Nitekim bu hayali gerçekleştirmek üzere İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’ne gittim. 1 yıl orada hazırlık okudum. İngilizceyi de burada öğrendim diyebilirim. Ama İstanbul’da samimiyet, arkadaş ortamı noktalarında eksiklikler yaşadım. Çok yoğun, monoton bir şehir. Bundan dolayı çok memnun kalmadım işin açığı. Uluslararası ticaret bölümünü seçmemin nedeni kendi işimizi devam ettirmekti. Bunun için Konya’ya dönmek ve bu bölümü orada okumak istedim. Hem Konya’da okurken aynı zamanda iş yerimize de giderim diye düşündüm. Böylece Konya’ya dönme kararı aldım. Hazırlıktan sonra İstanbul’dan Konya’ya döndüm. Giderken iyi ki gittim, dönerken de iyi ki döndüm diyerek döndüm. 2011 yılı itibariyle hem iş hem okul ikisini aynı anda götürdüm. Okul dönemindeyken yurt dışına gitme imkanım oldu, oralarda tecrübe kazandım. Yurtdışında bir fuara gitmek, Pazar araştırmasına gitmek bana çok fayda sağladı. İş hayatına girişim bu şekilde oldu.

İş hayatına girdiğiniz dönemlerde herhangi sıkıntılar yaşadınız mı?

Sıkıntılar yaşadım. Yaşamak da gerekir. Tecrübe kolay kazanılmıyor Sorunlarla karşılaşınca, sorunları çözme kabiliyeti gelişiyor. Sorunlarla başbaşa kalınca çözüm üretmek için çabaya giriyorsunuz. Bu çaba sonucunda çözüme kavuşunca mutlu oluyorsunuz.

Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz? Yurt dışı tecrübelerinizden bahseder misiniz?

Çok kitap okurum. Kişisel gelişim kitapları, tarih kitapları okurum. Bol seyahat ederim, işimizin gereği. Yaklaşık 60 ülkeye gittim. Bizim işimiz imalat ama imal ettiğimiz ürünün büyük kısmını ihraç ediyoruz. Dünyada 80’den fazla ülkeye ihracatımız var. Bu durum benim yurt dışına çıkışıma fırsat sağlıyor. Farklı kültürlerle, farklı insanlarla karşılaşmak tecrübe kazandırıyor. Ayrıca gittiğiniz ülkede ürün pazarlamak farklı bir birikim kazandırıyor.

Babanızın iş hayatında size ne tür katkıları oluyor?

Yaşanmış tecrübeler en büyük değerler. Bu anlamda onların zamanında yaşadıkları zorluklar bizim için bir yol haritası. Zamanında yaptıkları hataların aynısını yapmamak için onların yaşadığı birikimler ve bu doğrultuda onların nasihatlerini dinlemek bizim için en büyük avantaj. Bu birikimlerden yararlanmaya çalışıyoruz. Babamlar ciddi zorluklar yaşamışlar. O zorlukların ve imkansızlıkların şuan olmaması bizim için büyük bir nimet. Bunun da bilincinde olmalıyız.

Babanızla kuşak çatışması yaşıyor musunuz? Yaşıyorsanız bu durum şirketinize nasıl yansıyor?

Fikir ayrılığı her zaman olur, olmalıdır da. Babam benim gibi düşünemez, ben de babam gibi düşünemem. Hedef firmanın menfaati ve doğru yolda emin adımlarla yürümesi ise, kendi doğru bildiklerimizi savunarak, birbirimizi ikna ederek bu sorunu aşabiliriz. Farklı düşünmek zenginliktir. Bu fikirlerden doğru sonuç çıkarmak önemli.

Gelecekle ilgili hedefleriniz neler?

Biz 1978’den buyana aynı sektördeyiz. Çok şükür çok iyi duruma geldik. Dünyada bilinen bir markayız ama sektörde OEM diye tabir ettiğimiz ana sanayiye çalışan firmalar var. Hedefimizde bizim de bu firmalar gibi ana tedarikçi olmak var. Bu konuda çalışmalarımız var, yatırımlarımız var. Tabi her şeyin bir zamanı var. Bundan 10 yıl önce böyle bir düşünce, haya vardı ama bununla ilgili çalışma yoktu, şuan çalışmalar var. 10 yıl sonra daha iyi yerlere geliriz diye düşünüyorum. Bir diğer hedefimiz de; Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Türkiye’deki ilk 500 ihracatçılar listesine girmek var. Yakalanmayacak bir hedef değil. Hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz.

İş hayatının yoğun temposu içerisinde zaman yönetimi de oldukça zor. Bu anlamda kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Hobileriniz var mı?

Son zamanlarda yapamasam da ata biniyorum. İş hobiye engel değil bence. İş hayatının da kendime stres oluşturduğunu düşünmüyorum. İşe gelirken mutlu geliyorum, kendimi mutlu hissediyorum. Çünkü hayatımızın büyük bir bölümü işimizde geçiyor. Bu yüzden ben çalışırken mutluyum. Onun haricinde de vaktimizi ailemizle geçiriyoruz. Bu konuda da bir sorun yaşamıyorum.

Konya son dönemlerde büyük bir ivme yakaladı. Bu noktada Konya sanayisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Konya sanayisi önemli ölçüde gelişim sağladı. Hala da gelişiyor. Burada yan sanayi imkanlarının da olması buna çok büyük etken. Biz ne kadar iyi ürün üretirsek üretelim bizim bir yan tedarikçilere ihtiyacımız var. Bu anlamda yan sanayinin de kuvvetli olması Konya’da gelişime büyük katkı sağlıyor. Güzel büyüyoruz. Konya benim gözümde KOBİ cenneti. Dünyada bilinen bir marka çıkarma konusunda yetersiziz ama bu yolda da emin adımlarla ilerliyoruz diye düşünüyorum. Konya’nın bu gidişatı kötü değil ama ana sanayiye ihtiyacımız var markalaşmak için. Bir ana sanayinin olması, Konya’daki firmalara da farklı bir kültür oluşturacaktır. ASELSAN’ın Konya’da bir üretim merkezi kurmuş olması da silah sanayi açısından bu anlamda önemli bir avantajdır. Otomotiv sektörü anlamında da Konya’da mutlaka bir ana sanayiye ihtiyaç var. Bugün Bursa, Kocaeli bölgelerinde montaj fabrikalarının olması, o bölgelerdeki KOBİ’lere büyük katkılar sağlıyor.

Peki iş hayatındaki gençleri nasıl görüyorsun?

Ben üniversitede okurken iş yerine gelip gidiyordum. Bunun bana çok büyük faydası oldu. İş ve eğitim aynı anda olmalı. Dolayısı ile tüm üniversite öğrencileri kendi alanlarıyla ilgili olarak eğitim süreci devam ederken iş hayatında da tecrübeler kazanmalı. Yani oryantasyon eğitimi. Bu gençliğe yapılması gereken en büyük reform olur. Gençlerde kusur bulmaktansa, sistemi nasıl revize edebiliriz konusuna bakmak lazım. En büyük yaşadığımız sıkıntı da bu sanırım. Üniversiteden mezun olan arkadaşlar bir boşluğa düşüyorlar. İşveren personelden aradığını bulamıyor, mezun olan arkadaş iş yerinden beklentisini bulamıyor. Karşılıklı bir çatışma var, anlaşmazlık var. Bu olumsuzluğun üniversite okurken iş hayatında da çalışmalar yürüten arkadaşlarda olmadığını görüyorum. Bu şekilde çalışan genç arkadaşlar hep başarılı oldu. Kendim de üniversite okurken çalıştığım için mezun olduğumda kendimi daha konforlu hissettim. Burada gençlerde de biraz istek olmalı.

ABDULLAH AKİF SOLAK

Muhabir: Sibel Candan