Günümüzde Selçuk Üniversitesi’nde İletişim Fakültelerinde zorunlu staj görülmüyor. Dolayısıyla iletişim fakültesinden mezun olan öğrencilerin çoğu piyasadan habersiz bir şekilde sudan çıkmış balığa dönüyor. Konuyla ilgili Yenigün Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan SÜ İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altunbaş ise, genç iletişimciler için staj görmenin önemini vurgulayarak, “Sınıflar sadece kampüste olmamalı. Sınıflar; sanayide, fabrikada, matbaada, dijital baskıda, gazetede, stüdyoda yani sahada olmalı” diye söyledi.

7Fc00A9D 7F37 4E98 Be77 A8D254171078

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyim?

İletişim Fakültesinin ilk asistanlarındanım. Yani Türkiye’nin 30 yaşını kutlayan en önemli İletişim Fakültesinin kuruluşunu yaşamış şanslı akademisyenlerden biriyim.  Reklamcılık Bölümünün kuruculuğunu da gerçekleştirdim. Reklamcılık konusunda hem teoride hem de pratikte çalışan bir akademisyenim. Konya’daki reklamcılarla Reklamcılar Derneğinin de kuruculuğunu gerçekleştirme şansını yaşadım. İletişim, reklamcılık, marka, satış konuları çalışma alanlarım. Reklamın İyisi Kötüsü Olur, Spor Pazarlaması ve İletişimi, Reklam Bize Ters ve Radyo Reklamcılığı isimli 4 kitabım var. Reklam ve marka bilincini geliştirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun için İletişim Fakültelerinin çok kıymetli olduğuna inanıyorum. Hep birlikte daha fazla çalışmamız gerektiğini ifade etmek isterim.

“İLETİŞİM EĞİTİMİNDE STAJ ZORUNLU OLMALI”

İletişim Fakültelerinde zorunlu staj uygulaması yer almıyor. Sizce zorunlu staj yapılmalı mı? Neden?

İletişim Fakülteleri sayısal olarak çok arttı. Çok sayıda İletişim Fakültesi çok fazla mezun ortaya çıkardı. Bu İletişim Fakültesi mezunlarının niteliksiz olanlarının boşa düşmesi sonucunu doğurdu. İletişim Fakültesi düşünülenin ötesinde çok önemli bir fakültedir. Türkiye’de doğru müfredatla ve doğru akademik anlayışla yürümediği için nitelik sorunu yaşanıyor. Yükseköğretim Kurulu buna daha fazla stratejik olarak yaklaşmalı. Çünkü iletişim fakültesi mezunları farklı meslek sahiplerine de dokunan güçlü bir meslek sahipleridir. Yani doktorun da iletişimciye ihtiyacı var. Mühendisin de iletişimciye ihtiyacı var. Fabrika sahibinin de iletişimciye ihtiyacı var. Aslında piyasada etkili olmak, büyümek isteyen, satışlarını artırmak isteyen herkesin iletişimciye ihtiyacı var. Piyasa ve dünya bu açıdan bakıyor iletişim mezunlarına. Yani piyasanın gerçekleriyle örtüşmesi için iletişim eğitiminde staj zorunlu olmalı. Yoksa öğrenciler piyasanın gerçeklerinden uzak iletişim mezunu işsizler kervanına katılır. Gençlerin sunum yapmayı iletişim eğitiminde öğrenmesi lazım. Bunu gerçek bir şirkette deneyimlemesi lazım. Haber yazma, bülten yazmayı iletişim eğitiminde öğrenmesi gerekiyor. Bunu gerçek bir gazetede, haber sitesinde deneyimlemesi lazım. Sosyal medya araçlarını bir marka için yönetmeyi öğrenmeli ve bunu bir marka için uygulamayı bilmeliler. Yani iletişim eğitimi aynen tıp eğitimindeki gibi teoriyi aldıktan sonra farklı farklı polikliniklerde deneyimi yaşaması gerektiği gibi farklı farklı şirketleri, gazeteleri, ajansları, TV ve radyoları, internet sitelerini, dijital şirketleri poliklinik gibi düşünerek iletişim fakültesindeyken deneyimlemelidir. İletişim Fakülteleri İçerik Fakülteleri gibi eğitim vermelidir. Özellikle dijital mecraların daha önemli olması sonucu sürekli ve durmaksızın içerik üretilmesi gerekiyor. Bunu kim yapacak? Tabii ki iletişim fakültesi mezunları yapacak. Ama bunları eğitim sürecinde öğrenmiş iletişim mezunları sorunlara çözüm sunabilir. Yoksa çözüm sunamayan bir iletişim mezununu kim niye istihdam etsin ki? Bu sorunun cevabını vererek yeniden iletişim eğitimini inşa etmeliyiz diye düşünüyorum. Yani sorunuzun cevabını evet staj zorunlu olmalı diye net olarak söylüyorum. Kesinlikle zorunlu olmalı. Keyfe bırakılmamalı. Yani tıp eğitiminde polikliniklerde eğitim almak keyfe bırakılırsa nitelikli bir doktor ortaya çıkar mı, çıkmaz. Bu sebeple iletişim eğitimimizde de stajları kategorilere ayırarak zorunlu yapmalıyız. Yani birinci aşamada şu staj, ikinci aşamada şu staj diye ayırarak planlanmalı. Alınan geri dönüşlere göre diğer staj aşamalarna geçilmeli. Öğrenci okulu bitirdiğinde, metin yazabilmeli, topluluk karşısında konuşma yapabilmeli, dijital mecralarda içerik üretebilmeli, araştırma yapabilmeli, iletişim teknolojilerini rahatça kullanabilmeli, strateji üretebilmeli, kampanya yapabilmeli ve satış dosyası hazırlayabilmeli. Bunlar gibi daha nice iletişim dokunuşlarını yapabilmeli, çözümler üretebilmeli.

11062B 2Fc5Ad9155A14791A056448C84786F0A~Mv2

“İSTİHDAM ETMEK İSTİYORLAR ANCAK İLETİŞİMCİ BULAMIYORLAR”

Zorunlu stajın ne gibi faydaları olur?

Zorunlu stajı angarya ve uğraştıracak bürokratik bir iş olarak görmemek lazım. Aman çok uğraştırır bizi diyen yöneticiler yüzünden bu konuya yaklaşılmıyor. Aslında herkesin amacı daha nitelikli mezun vermek ve piyasanın istihdam oranını yükseltmek. Bu konu zorunlu stajla sağlanacaksa engelleri aşarak bunu uygulamamız lazım. Şurada çok bürokrasi olacak ya da bizi çok uğraştırır diye vazgeçilmemeli. Bu zorunlu staj uygulamasının bizim öğrencilerimize çok katkısı olacak. Onların hayatı fark etmelerini sağlayacak ve umutlarını kuvvetlendirecek. Okuldayken öğrenen öğrenci mezun olduktan sonra iş fırsatlarını daha iyi görebilecek ve girişimci olacaktır. Ama okuldayken öğrenememiş öğrenci mezun olup piyasaya girdikten sonra yeni fırsatları yakalamak yerine bir an önce işe gireyim derdine düşerek iletişim işinden uzaklaşacaktır. İletişim eğitimi almış ve iletişim sektöründen, iletişim içerik üretiminden uzaklaşmış öğrencilerimizi iletişim işinde tutmamız için bu staj zorunlu staj olarak uygulanmalı. Bir de gerçekten herkesin, her kurumun ve her şirketin çok fazla iletişimciye ihtiyacı var. Onlar da iletişimci bulamadıkları için zor durumdalar. Dünyadaki örneklerinden görüyorlar biz de yapalım diye düşünüyorlar. Bir bakıyorlar bunu yapacak biri yok. İhtiyaçlarının farkındalar ama bunu çözecek birini bulamadıkları için sessizliğe gömülüyorlar. Okuldayken tanışsalar o iletişim öğrencisini mezuniyetinden sonra istihdam ederler ve kazan kazan mantığını yaşatırlar. Piyasayı görüyorum. Tüm kurumlarımız ve şirketlerimiz daha fazla iletişimci istihdam etmek istiyor ancak bulamıyorlar. Bunu stajla geçişken hale getirerek hem şirketleri hem de iöğrencileri memnun eder bir çözüme kavuşturabiliriz.

  “TEORİSİZ PRATİK OLMAZ”

İletişim alanında teorik açının yanında pratiğin de önemi nedir?

Tarihi gazoza tam not! Tarihi gazoza tam not!

Dünya pandemi ile birlikte dijital bir köy haline dönüştü. Avcumuzun içinden dünyayı takip edebiliyoruz. Bu küçülen dünya big datayı barındırıyor. Yani devasa bir bilgi madenini barındırıyor. Bu bilgiyi yönetebilen kişileri gerektiriyor. Cahil biri bu avcunun içindeki bilgiyi bulamaz, çözümler üretemez. Elinde akıllı telefon olan insanların nasıl hiçbir konudan haberleri olmadığını gözlemliyoruz. Bilgi kimsenin tekelinde değil ama bilginin maliyeti çok arttı. Bilgiye ulaşmak, sahip olmak ve yönetmek artık çok önemli. Bu da bizim teoriyle pratiği eşgüdüm içinde yürütmemizi zorunlu kılıyor. Eğitim anlayışımızı yeniden inşa etmeliyiz. Eski geleneksel kafayla bu rekabetçi dünyada öne geçemeyiz. Öne geçemediğimiz her gün motivasyonumuz geriye gider. Eğitim kurumlarımızda heyecan kaybolur. Eğitmenlerimizde iştah gider. Sektör temsilcilerinin içi sıkılır. Yani toplam moral motivasyonumuz düşer. Bu dokunuş belki de tüm bileşenlerimizi motive eder ve çarpan etkisiyle fazlasıyla büyürüz. O yüzden elindeki teknolojiyi pratik hayata dökebilen, teoriyle birleştirebilen mezunları üretmeliyiz. Yine tıp eğitimiyle birleştirirsek teoriyi bilmeyen bir doktor ameliyat yapabilir mi? Yapamaz. Teori onun kısa sürede ciddi cerrahi müdahaleyi yapabilmesini sağlar. Teorisiz pratik olmaz yani.

Fotolia 86464018 Subscription Monthly M

“İLETİŞİM ÖĞRENCİSİ BASININ OKSİJEN KAYNAĞI OLDUĞUNU DENEYİMLEMELİ”

 Zorunlu stajın basın sektörüne ve öğrenciye ne gibi katkıları olur?

Basın toplumun oksijen kaynağıdır. Toplumun nefes almasını sağlar. Gelenekselde de dijitalde de basın bu özelliğini artarak koruyor. Basın olmadan toplum düşünemez, yaşayamaz. Bunu söylemek tamam kolay ama yaşamak ve uygulamak o kadar kolay değil. İletişim öğrencisi bunu gazetelerde, televizyonlarda, dergilerde, radyolarda, dijital site ve kanallarda deneyimlemeli. Hatta kendisi bir gazete olmalı. Kendisi televizyon, radyo, dergi veya site olmalı. Dijital araçlar bu olanağı veriyor onlara. Fenomen kavramı bunun sonucunda çıktı zaten. Bu mantıkla yaklaşıldığında bir iletişim öğrencisi öğrendiği teorik bilgiyi hem kendi dijital araç ve kanallarında hem de kendi şehrindeki gazetelerde ve televizyonlarda hayata geçirmiş olacak. Genç beyinlerin yaratıcılıkları bu sayede hem dijitale hem de kitle iletişim araçlarına geçmiş olacak. Yeni bilgi üretimine bu sayede geçilecek. Durağan bir yapıdan çıkılmış olacak. Özel haberler üretilecek. Hem kurumlarımız daha üretken olacak hem de yaşadığımız şehir cazip hale gelecek. Pozitif haberlerle adından söz ettiren kurumlar ve şehirler değer katabilir.Negatif haberlerin yönettiği kişi kurum ve şehirlerin tercih edilme oranı düşüktür. Bu sebeple iletişim eğitimini tüm paydaşlar olarak ele almalıyız. Tüm farklı sektörlere dokunuşu olacağını birbirimize anlatmalıyız. O zaman hem teori hem de pratik birbirini görebilir diye düşünüyorum.

“SINIFLAR SADECE KAMPÜS DEĞİL, SANAYİ, FABRİKA, GAZETE DE BİR SINIF OLMALI”

 Son olarak ne söylemek istersiniz?

Son olarak geldiğimiz noktada sınıflar sadece kampüste olmamalı. Sınıflar sanayide, fabrikada, matbaada, dijital baskıda, gazetede, stüdyoda yani sahada olmalı. Her yer sınıf artık. Uzaktan toplantılar, uzaktan dersler bunu bize gösterdi ama bunu eğitime tam olarak adapte edemedik. Staj konusuna daha farklı yaklaşarak bu konuda da yenilikçi adımlar atabiliriz. Öğrencilerimize staj can verecektir. Eğitimcilerimize heyecan verecektir. Sektörümüze umut verecektir. Tüm yetkili paydaşlarımızın bu mantıkla zorunlu staj konusunda adımlar atması ve günü birlik yapıyormuş gibi yapılan çözümcükler yerine kalıcı çözümler atmasını istiyoruz.

Teşekkür ederiz...

What Do Dslr Camera Buttons Do

 

Muhabir: TUBA KAYA