Uzmanlar; düzensiz yağışlar, artan buharlaşma ve su kısıtlarının tarımsal üretimi sekteye uğratmaması adına acil finansman ve dönüşüm çağrısında bulunuyor. Küresel ölçekte trilyonlarca dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulurken, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi sonrasında Konya gibi kritik üretim havzalarını koruyacak stratejik adımların atılması bekleniyor.
KONYA VE İÇ ANADOLU’DA ÜRETİM DESENİ YÜKSEK RİSK ALTINDA
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim krizinin gıda güvenliği üzerindeki etkilerini değerlendirirken bölgesel risklere dikkat çekti. Özellikle su gereksinimi yüksek ve sıcaklık stresine duyarlı ürünlerin önümüzdeki 10-20 yılda ciddi zarar görebileceğini belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, Konya Kapalı Havzası ve İç Anadolu genelinde yaşanan su kısıtının üretimi doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Yağışların azalması ve buharlaşmanın tırmanması sebebiyle buğday, arpa, nohut ve mercimek gibi geleneksel Kuru tarım ürünlerinin daha riskli bir sürece girdiğini aktaran Türkeş; Konya, Harran, Çukurova ve Trakya gibi sulama baskısının yoğun olduğu alanlarda ise mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, sebzecilik ve yem bitkilerinin su yetersizliğinden en fazla etkilenecek gruplar arasında yer aldığını kaydetti.
GIDA VE SU GÜVENLİĞİ İÇİN TRİLYONLARCA DOLARLIK KAYNAK ŞART
Gıda güvenliğinin sadece üretim miktarından ibaret olmadığını; gıdanın erişilebilir, sağlıklı, ekonomik ve sürdürülebilir olmasını da kapsadığını belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, küresel iklim finansmanı ihtiyacının devasa boyutlara ulaştığını ifade etti. İklim krizine uyum, afetlerin yol açtığı kayıpların tazmini, tarımsal sürdürülebilirlik ve modern su yönetimi için küresel ölçekte yıllık 2,5-3,5 trilyon dolarlık kaynağa ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Türkeş, bu finansmanın acilen devreye girmesi gerektiğini söyledi. Aktarılacak kaynağın Konya gibi kuraklıkla mücadele eden alanlarda modern sulama sistemlerine, erken uyarı mekanizmalarına, toprak neminin korunmasına ve ekolojik tarım uygulamalarına yönlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
KÜÇÜK ÜRETİCİ VE AİLE İŞLETMELERİNE UZUN VADELİ DESTEK SAĞLANMALI
Konya Ovası'ndaki küçük çiftçilerin ve aile işletmelerinin iklim şartlarına uyum sağlayabilmesi adına finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Türkeş, ölçek fark etmeksizin tüm üreticilerin desteklenmesinin hayati önem taşıdığını kaydetti. Havaya, suya ve toprağa zarar vermeyen, sera gazı salımı düşük ekolojik üretim modellerine geçiş için uzun vadeli finansman desteğinin şart olduğu değerlendirmesinde bulundu.
COP31 SONRASINDA KONYA’YI DA KAPSAYAN BÖLGESEL GİRİŞİM BAŞLATILABİLİR
COP31 zirvesinde sera gazı azaltımından ziyade kabul edilen kararların sahada nasıl uygulanacağının tartışılacağını belirten Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye’nin bu süreci gıda güvenliğinde kalıcı bir dönüşüm fırsatına çevirebileceğini dile getirdi. Zirve sonrasında Türkiye öncülüğünde Akdeniz, Orta Doğu, Balkanlar ve Orta Asya’yı kapsayan iklim dirençli gıda ve su güvenliği girişimi başlatılabileceğini belirten Türkeş; bu kapsamda kuraklık izleme, tarımsal erken uyarı, su verimli üretim, tohum ıslahı ve küçük üreticinin desteklenmesi gibi başlıkların Konya Kapalı Havzası dâhil tüm kritik bölgelerde entegre şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.





