Açan ıhlamur
insan hayatına benzer.
Ama ben onu
kadına benzettim.
**
Çünkü ıhlamur da
kadın gibi
sessiz açar.
Varlığını ilan etmez
kokar.
**
Oturma odasının önünde
Ne ışık ister
ne de su.
Sadece köküne sadıktır.
Kadın da öyledir:
Rahimle başlar,
rahmetle derinleşir.
**
Hayat budar onu.
“Güçlensin” der.
Dallar kesilir.
Nefis incelir.
Kadına da böyle yapılır:
Eksiltilir,
sonra dayanması beklenir.
**
Bakışırlar.
Ağaç gövdesiyle,
kadın yüreğiyle.
İkisi de bilir:
Her yaprak emanet,
her mevsim terbiye.
**
Kış gelir.
Ihlamur çırılçıplak.
Kadın suskun.
İkisi de güzellikten değil,
benlikten soyunur.
Bu hale
fenâ derler.
**
Sonra bahar olur.
Bu bir sevinç değildir.
Bu bir şükürdür.
Ihlamur çiçeğe durur.
Kadın anne olur.
İkisi de
kendinden çekilir,
başkasına yer açar.
**
İşte orada
beka başlar.
Kalan,
kendisi değildir artık.
**
Koku yayılır.
Ihlamurdan,
kadından,
anneden.
Bu koku süs değildir.
Ruh gibidir.
Nefes alana ulaşır.
**
Bahar geldiğinde ıhlamur
Sırası geldiğinde kadın açar.
Ama bu bir sevinç değildir.
Bu bir şükürdür.
Çiçeği edep,
kokusu merhamettir.
Demi şifa, sütü nimettir.
**
Kadının etkisi
sesinde değil,
halindedir.
Kadın eğildiği için güçlü,
sustuğu için derindir.
Ihlamur gibi
bağıyla ayakta durur.
**
Kadınlar ona benziyor.
Çünkü kadın da
kesildim sandığı yerde,
kök salıyormuş.
**
Bil ki:
Kadın, Allah’ın
rahmetle yarattığı
en derin sırdır.
Her sır gibi
ancak incitmeden
yaklaşana açılır.
**
Bir ağaçla
bir kadının
aynı yerden
Hakk’a baktığını
geçte olsa anladım.
**
Kadın olmak,
bir ağaç gibi
hem kırılgan
hem dirençli olabilmek!..