Üniversite sınavlarına hazırlanan öğrenciler için bir ayı geçkin bir süredir hazırlıklar başladı.
Yıla iyi bir tempo ile başlamak önemli. Bu nedenle öğrencilere eğitim-öğretim sezonu başlamadan belli bir ritme sokmak için yoğunlaştırılmış programlar verdim.
Yoğun ve yorucu bir yılın sağlıklı ve öğrencilerin hedeflerine ulaşabilmeleri için iyi bir hazırlık dönemi geçirmeleri gerekiyor ve disiplinli ders çalışma alışkanlığını oturtmaları gereken bir dönem!
Hazırlamış olduğum programın geri dönütlerini almak için öğrencilerimle görüşüyordum. Öğrencilerimden Osman görüşmek istemiş ve randevulaşmıştık.
Odamda görüşme saatimin gelmesini bekliyordum. Bir süre sonra Osman odaya girdi. Her sınava hazırlanan öğrenci gibi o da kazanmak için yoğun bir tempoya talip olmuştu. Sınavı kazanmak istiyordu ama içinden hiç ders çalışmak gelmiyordu. Koltuğumdan kalkıp tam da Osman' ın karşısındaki koltuğa oturdum. Osman, konuşmaya başladı:
- Hocam okul açılalı bir ayı geçti ben hala oturup adam gibi ders çalışamadım. Ders çalışmam gerektiğini biliyorum ama bir türlü masanın başına geçip ders çalışamıyorum. Son üç yıldır toplasam günde bir saat çalışmadım. Ama bu yıl böyle olmamalı dedi.
Osman' ın sıkıntısını sınava hazırlanan bir çok öğrenci yaşadığına yıllardır şahit oldum.
Sınava giren tüm öğrenciler, emin olun sınavı kazanmak için yıla başlıyorlar. Ama bazıları iş ders çalışmaya geldiğinde oturup sistemli bir şekilde ders çalışamıyor.
- Peki ne olsaydı oturup gerektiği gibi ders çalışırdın Osman? diye sordum.
- Bilmem hocam. İçimden ders çalışmak gelmiyor ki! diye cevap verdi.
- Ne zaman gelir peki?
- Bir aydır hiç gelmedi hocam. Son üç yıldırda geldiğini söyleyemem.
- İçinden ders çalışma isteğinin gelmesini beklemek yerine sen bir şeyler yaptın mı Osman?
Birçok öğrenci içinden ders çalışma isteğinin gelmesini bekleyerek senesini geçirir. Ne var ki bu istek de bir tülü gelmez. Ve sonuçta öğrenci bir senesini kaybetmiş olur.
- Hocam ne yapacağız o zaman?
- Olayları hikayelerle bezeyerek anlatmayı sevdiğimden Osman' a dedim ki: Şimdi sana bir öykü anlatacağım. Dikkatle dinlemeni istiyorum:
Bir gün bir Kızılderili reisi torunu ile birlikte çadırın önünde oturuyormuş. Çadırın önünde biri siyah biri beyaz iki köpek birbiri ile boğuşuyormuş. Dede ve torun beraber onları izliyorlarmış. Torun merak dolu bakışlarla dedesine sormuş:
"Dede! Çadırımızı korumaya bir köpek yeterken neden iki tane var? Hem neden birisi siyah diğeri beyaz?"
Dedesi cevap vermiş:
"Evladım dediklerinde haklısın. Ama onlar benim için iki önemli şeyin simgesidir. Ben devamlı onlara bakarak ders alırım ve hayatıma ona göre yön veririm"
Torun yeni bir merakla tekrar sormuş:
"Neyin simgesi onlar, dede?"
Dede tok ses tonuyla cevap vermiş:
"Birisi tembelliğin, diğeri ise çalışkanlığın simgesi evlat. Karşımızdaki iki köpek gibi her birimizin içinde de tembellik ve çalışkanlık devamlı kavga eder. Ben bu köpeklere baktıkça içimdeki tembellik ve çalışkanlığın mücadelesini hatırlar ders alırım"
Çocuk dedenin hiç beklemediği bir soru daha sorar:
"Dede bu kavgayı hangi köpek kazanır?"
"Ben hangisini iyi beslersem o kazanır evladım"
Odayı bir süre sessizlik kapladı! Osman iç dünyasında hikayeyi yoruluyordu. Bir süre sonra odanın sessizliğini bozan ben oldum ve konuşmaya başladım.
- İşte Osman sadece senin içinde değil her insanın içinde hem tembellik hem de çalışkanlık ruhu vardır. Bu iki durum sana yön vermek için sürekli kavga halindeler. Sen hangisini beslersen o galip gelecek!
Sonra sordum. Oturup istediğin, gerektiği gibi ders çalıştığın zamanlar olmadı mı?
- Oldu hocam. Liselere giriş sınavlarında çalışabilmiştim ve şehrin en iyi okulunu kazandım dedi.
- O zaman yapmamız gereken belli. Senin içindeki çalışkan Osman' ı beslemek, güçlendirmek.
- Anladım hocam ama bunu nasıl yapacağız hocam?
- Bu odadan çıktığın andan itibaren içindeki tembel Osman ve çalışkan Osman 'ın mücadelesini izleyeceksin. Ders çalışman gerektiğinde ve masanın başına oturduğunda içindeki tembel Osman diyecek ki "daha sonra ders çalış ya da bu program çok yoğun, çok fazla çalışmana da gerek yok". Eğer sen bu sese kulak verirsek içindeki tembelliğin önüne kocaman bir et parçası atmış olursun ve o tarafın daha da kuvvetlenir. Ve bir dahaki sefere bu tembel tarafına karşı koyman daha güç olur. Eğer çalışkan tarafını dinler ve oturup ders çalışırsan bu sefer çalışkan tarafını beslemiş olursun ve o güçlendikçe senin ders çalışman çok daha kolay olur. Kısacası senden yapmanı istediğim devamlı çalışkan Osman 'ı beslemen. O yeterince güçlendiği zaman birilerinin sana ders çalış demesine gerek kalmadan sen rahatlıkla ders çalışabileceksin. Hatta ders çalışmadığın zaman rahatsız olmaya başlayacaksın.
- Bunu yapabilir miyim hocam?
- İstersen ve ısrarlı olursan rahatlıkla yaparsın. Şimdi seninle bu işi biraz daha zevkli hale getirelim. Bu olayı bir futbol maçına çevirelim. Ne zamanki içinde tembel ve çalışkan tarafının mücadelesi olursa bunu kaydet. Tembel tarafın mücadeleyi kazanırsa bir gol atmış gibi olsun. Çalışkan tarafını dinleyip de masa başına oturursan bu sefer o gol atmış olsun. Bakalım bir hafta sonra maç kaç kaç bitecek.
- Osman şimdi sana bir form vereceğim. Maç hakemi gibi kim hangi dakikada gol atmışsa onu bu forma yazabilirsin. Bu hafta senden istediğim maçı galip olarak bitirmen. Önemli olan hiç gol yememen değil, tembel tarafından daha fazla gol atman. Ve bunu yapacak gücü ben sende görüyorum.
- Tamam hocam çalışkan tarafım fark atarak yanınıza gelmiş olacağım.
- Günlük bana uğrayıp maçın skoru hakkında bilgi verirsen sevinirim.
- Ne demek hocam.
Osman odadan çıktığında gözlerinde bir umut vardı. Benim istediğim de zaten buydu. İnsanların içindeki umutları dik tutmasına ve yeşertmesine yardım etmek mesleğimizin en güzel tarafıydı. Bir ay sonrasında ise konuştuğumuz o güne göre çok daha ileride bir noktadaydı.
Hayat öyle bir sahnedir ki, rollerimiz, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla sahnelenen eşsiz bir eserdir. Bir yaşa gelip geçmişe, dünlere baktığımızda keşke lerle dolu bir sahnelenmiş oyun izlemektense iyi ki yapmışımlarla dolu bir hayat geçirmeyi arzulamamız gerekiyor.
İşte sevgili arkadaşlar, her şey sizin elinizde! Bakalım siz hangi tarafınızı daha fazla besleyeceksiniz.