Hz. Peyamber ve...

Abone Ol

HZ. PEYGAMBER VE TEVHİD MÜCADELESİ

İnsanları en doğru yola yöneltip onlara dinlerini nasıl yaşayacaklarını öğretmek için Allah Teâla biz kullarına zaman zaman peygamberler göndermiştir.  Peygamberler yollarını kaybeden insanlara bir ışık olmuşlar, Allah'ı unutan insanlara rablerine yeniden hatırlatıp, O'na karşı görevlerini bildirmişler, Allah'a iman ve ibadetlerin nasıl yapılacağını insanlara uygulamalarıyla öğretmişlerdir. Her Peygamber ilk iş olarak İmanda tevhidi anlatmışlardır. İman bir binanın temeli gibidir. Eğer temel sağlam olmazsa bina çöker. Onun için Müslümanlıkta her türlü davranış, ahlaki prensipler ve ibadetler imanla anlam kazanır.

İman olmadan İbadetin, ahlakın ve davranışların hiçbir değeri yoktur. Onun için İmanın mahiyeti, içeriği ve cevheri nasıl olmalıdır. İman, katışıksız, saf, tek cepheli olmalıdır. Orada iki ayrı kutup, iki sevgi, iki kıble bulunamaz. Orada yanan ateş, kaynayan cevher damar damar bütün vücuda, hayatımızın tamamına sirayet etmelidir.  İmanın yönetmediği bir bedenden sadır olan davranışlar Allah katında bir kıymet bulmaz. İmanın yerleştiği yer kalptir. Kalp insanın komuta merkezidir. Bir şirketi batıran yahut kâra geçiren yönetim kuruludur. Dünyevi kazancını düşünen sanayiciler akıllı ve uzman bir Ceo'yu bulup onları şirketin kaptan köşküne oturturlar. Ama ebedi hayatlarını şekillendiren idari makam kalp'in tamiri, imarı ve işleyişinin sağlıklı olabilmesi için bir çalışma içine girilmez. 

Kıyamet günü yalnızca kalbe bakılacaktır; “O gün ne mal fayda verir ne evlat!ancak selim bir kalp ile gelenler hariç” (Şuara, 88)buyrulmuştur.Çünkü bedendeki hareketlerin tüm raporlarını kalp verir.  Kalbin şirk bataklığından korunmuş olması demek beden ülkesinin selamete çıkması demektir. Onun için her peygamber önce insanların yürek devletinde Tevhid bayrağını göndere çekmesini istemiştir. Kalbinde Allahın sevgisini iktidara taşıyanlar, yalnızca O'na güvenirler ve yalnızca O'na ibadet ederler. Sadece O'ndan korkarlar, Ancak O'na dert ve niyazlarını arz ederler.

Kur'an-ı Kerim'de"Onların çoğu, ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler."(Yusuf,106)buyrulmaktadır. Şirk koşanlar sadece Allah'a iman etmeyenler değil, İnsanlar Allah'ı rab olarak tanımışlar, zatına inanmışlar ancak, fiilleri ve sıfatları konusunda Allah gibi bir başkasına da yetki vermişlerdir. İşte bu anlayış insanı tevhidden uzaklaştırıyor.  Bir başka ayette de müşriklerin Allah'ın varlığını inkâr etmedikleri bize bildiriyor:"Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim kontrol altına aldı?" diye sorsan kesinlikle, "Allah" derler. O hâlde nasıl çevriliyorlar? (Ankebut,61) İşte sorun burada... Gökyüzüne, galaksilere, yıldızlara, güneşe, aya ve yağmura Allah'ı karıştırırken, Yeryüzündeki işleri ancak kendilerinin bilebileceğini iddia etmişlerdir. İşte insanları yoktan var eden Allah dünyadaki bu serbestlikte insanları tevhidle sınar. Gönlünde, yüreğinde bana yer var mı?

Peygamber Efendimiz: "Vallahi ben artık sizin benden sonra şirke düşmenizden korkmuyorum. Fakat sizin dünya hususunda birbirinizle rekabete, çekememezliğe düşmenizden korkuyorum."(Buhârî, Rikâk 53, 7, Cenâiz 73)Peygamberimiz burada dünya hırsı ile Allah'ı bırakıp dünya malına tamah etmemiz konusunda bizleri uyarıyor.Dünya malına güvenip Allah'ı unutan, malın emanet olduğunu unutup gerçek gibi davranmak ve O malı veren Malik'ül-Mülkü unutmak öyle bir hayatı yaşamak da şirke giden bir yola koyulmak gibidir.

İçinde bulunduğumuz Kutlu Doğum Haftası, Peygamberimizin Allah'tan aldığı vahiyle ortaya koyduğu Tevhid inancını yeniden kalbimize yerleştirmemize vesile olsun. Kutlu Doğum Haftaları yalnızca elimize verilen gülleri koklayarak Peygamberimizle ilgili bir kaç şiir dinleyerek Peygamberin hatırlandığı günler değil, aynı zamanda O'nun getirdiği değerleri özümseyip, hayatımızın muhasebesinin yaparak Rasülullah'ın bize öğrettiği imanı yüreğimize yerleştirmenin kaygısını taşıyacağımız günler olmalıdır. Rabbim bizleri O'nun nurlu yolundan ayırmasın.