HZ. MEVLÂNA HÜMANİST MİDİR?

Abone Ol

Hümanist kelimesine, kelime anlamı itibari ile bakarsak insancıl, insanla ilgili, insanı seven, sevgi saygı yumağı gibi anlamlara geldiğini görüyoruz.

Konuya sadece bu anlamlar ışığında bakıldığı zaman, “yaratılanı severiz yaratandan ötürü” düsturu gereğince, İslâm’ın temsilcisi durumunda olan her din önderi gibi, Hz. Mevlâna’nın da insancıl olduğu ve insanı seven bir yapıda olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Ancak içerik itibari ile bakıldığı zaman karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor.

Hümanist, hümanizm akımını savunan kişidir. O zaman hümanizmin ne olduğuna bakmak gerekir.

Hümanizm; insancılık, beşeriyetçilik, insan odaklılık, insan merkezcillik gibi anlamlara gelir. Hümanizm insan merkezcilliğini savunan, insanı merkeze koyan bir akımdır. Yani hümanizmde ilahi merkezcillik geri plana atılır, bir anlamda reddedilir, insan merkezcillik esas alınır.

Yaratıcının hoşnutluğunu değil, insan hoşnutluğunu esas alır. Kanunların düzenlenmesinde de, ilahi merkezcilliği değil, insan merkezcilliğini önerir. Bu açıdan sekülerizmle sıkı bir ilişkisi vardır.

Hümanizm; kaderin olaylar üzerindeki etkisini kabul etmez. Doğrunun ve yanlışın bilgisine, kişisel ve ortak bilincin en doğru biçimde algılanmasıyla ulaşılabileceğini savunur.

Türkçe anlamı insancılıktır (human). Her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası vardır. Yani hümanizm "sevgi" içermez. İlkesi seküler bir hayat duruşu olan felsefi bir temeli ifade eder.

Şimdi de Hz. Mevlâna’nın bazı söylemlerine bakarak, hümanizm ile Mevlâna Celaleddin Rûmi’nin görüşleri arasında bir yakınlık var mı görelim.

Hümanizmin ilahi merkezcilliği reddettiğini bunun yerine insanı merkeze koyduğunu belirtmiştik.

Hâlbuki Hz. Mevlâna meşhur söyleminde şöyle der:

“Ben yaşadıkça Kur’ân’ın kölesiyim. Ben, Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) yolunun tozuyum. Biri benden, bundan başkasını naklederse, ondan da şikâyetçiyim, o sözden de şikâyetçiyim.”

Bir yanda ilahi merkezcilliği reddeden hümanizm, diğer yanda Kur’an’ın kölesi ve Hz. Muhammed’in yolunun tozu olduğunu söyleyerek merkezine tam olarak ilahiliği koyan Hz. Mevlâna… İkisi arasındaki zıtlık gayet açık değil mi?

Bir rubaisinde de: “Hepimiz Allah’ın kudretinin elinde birer oyuncağız. Asıl güçlü ve varlıklı O’dur. Bizler hep dilenciyiz. Birbirimize üstünlük davası neden? Nihayet hepimiz bir Sarayın kapı kulları değil miyiz?” der Hz. Mevlâna…

Hepimizin Allah’ın kudretinin elinde birer oyuncak ve ilahi sarayın kapı kulları olduğumuzu söyleyen bir kişiye, ilahi merkezcilliği ve kaderi reddeden hümanizmin taraftarı olduğu söylenebilir mi?

Ayrıca, her otorite karşısında insanı özgürleştirme çabası içinde olan hümanizm akımı ile Hz. Mevlâna’nın; “ben kul oldum, ben kul oldum. Her köle azad edildiği zaman sevinir, İlahi ben sana tam köle olduğum zaman seviniyorum” sözünü bir kıyaslayalım bakalım, Mevlâna’ya hümanist deme cesaretini gösterebilecek miyiz?

“Dini vazifelerini yapmadan, iyi yararlı bir insan olmadan Cenneti isteme. Hak’ka layık bir kul olmadan, O’nun lütfuna, ihsanına layık olmadan Süleyman mülkünü isteme.”

Diyen Hz. Mevlâna bakın neler vasiyet ediyor:

“Ben size, gizli ve aleni Allah’dan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı, halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı, avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun.”

Bu vasiyette bulunan Hz. Mevlâna, Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun hoşnutluğunu elde etmek için neler yapılması, nasıl davranılması ve ne şekilde yaşanması gerektiğini öz olarak ortaya koymuştur.

Halbuki hümanizm; Allah’ın hoşnutluğunu değil, insanın hoşnutluğunu esas alan bir felsefi akımdır. Hz. Mevlâna’nın sadece vasiyeti bile, hümanizmden ne kadar uzak olduğunu anlamaya yeter.

Hz. Mevlâna’yı aşağıdaki söz çok güzel anlatıyor.

“Biz Pergel gibiyiz; bir ayağımız sımsıkı şeriata bağlı, diğer ayağımızla yetmiş iki milleti dolaşıyoruz.”

Bir ayağı Şeriatta (İslâm’da) sabit olan, diğer ayağı da yetmiş iki milleti dolaşarak onları Hak’ka çağıran ve tüm insanlığa İslâm’ı tebliğden geri kalmayan Hz. Mevlâna’ya hümanist demek veya hümanizmin temsilcisi olduğunu söylemek büyük bir bühtandır, büyük bir iftiradır. Bizzat kendisi, ilâhi divanda bu insanlardan şikâyetçi olacaktır.

Şu sözlerini de okuyarak Hz. Mevlâna’nın hayat felsefesini daha iyi anlamış oluruz:

“Başımı koyduğum her yerde secde ettiğim O’dur. Tek Mâbûd ancak Allah’tır. Bağ, gül, sema, sevgili… Hepsi bahane, maksat daima O’dur.”

“Allah'dan başka bir temâşâsı bulunan aşk, aşk olamaz, saçma-sapan bir sevda olur."

“Allah için ağlayan göz ne mübarektir. O’nun aşkıyla yanıp kavrulan yürek ne mukaddestir.”

Görülüyor ki Hz. Mevlâna’nın tek sevdası Allah’tır. Böyle bir zâtı, insanı neredeyse tapınılacak bir varlık olarak gösteren hümanizm akımı ile bir tutmak akıldan yoksun olmak demektir.

Büyük bir İslâm âlimi ve büyük bir mutasavvıf olan Hz. Mevlâna’nın bütün söylemlerini ve hoşgörüsünü, yukarıdaki sözleri ışığında ve bu sözlerin sınırları içinde değerlendirmek gerekir.

752. Vuslat yıldönümünde Hz. Mevlâna’yı rahmetle anarken, yolunun tozu olduğu Efendimizin sancağı altında, Cennette beraber olmayı Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, yazımı Mevlâna başlıklı şiirimle noktalıyorum.

MEVLANA

İnsanlığa ilham kaynağı oldun,
Canların içinde cansın Mevlâna,
Yerli yabancı her gönüle doldun,
Damarlarda asil kansın Mevlâna.
***
Bu koca cihana ışıklar saçtın,
“Gel” dedin herkese gönlünü açtın,
İlim, irfanınla başlara taçtın,
Yürekler, aşkına yansın Mevlâna.

***

Eserlerin bize verir hayranlık,
Aşkınla dönüştü nura karanlık,
Eşiğine yüz süren tüm insanlık,

Dergâhından içip kansın Mevlâna.
***

Ölümünü vuslat olarak bildik,
Yolundan gidince biz de sevildik,
Davetine uyup huzura geldik,
Vahdetin sembolü sensin Mevlâna.

***

Çağırır her bâtıl yolda gideni,
Gönül bahçesinde yatır bedeni,
İzin ver müsade buyur da Seni,
İnsanlık her zaman ansın Mevlâna.

***

Eserlerin bugün vücutta baştır,

Mesnevin, divanın ruhlara aştır,

Vuslatın gözlerde dinmeyen yaştır,

Kalplerde manevi hansın Mevlâna.