HIDIRELLEZ YA DA HER GELENİ HIZIR BİLMEK
Bir Hıdırellez günü daha geldi geçti. Önceki yazımda, Meram Belediyesi'nin açılışını yapacağı 32 parktan ve Selçuklu Belediyesi'nin Kelebekler Vadisi Parkı'ndaki düzenleyeceği Hıdırellez şenliğinden söz etmiştim.
Aynı zamanda çocukluk günlerimize dönmüş, o günlerdeki sayısız oyunlarımızdan, oyunlarımızın bizlere sağladığı yararlardan örnekler vermiştim.
Arkadaşlarım Körebe gibi bazı oyunlarımızı yazmadığımı, akan çaylarda kamışların ucuna taş yerleştirip su üzerinde dikey olarak yüzdürüp yarışmalar yaptığımızı hatırlattılar. Unuttuğumuz o kadar çok oyun, özellikle yaptığımız o kadar çok şaka oyunları vardı ki, yazmaya kalksam saatler alır.
Bir başka arkadaş Hocam, Hıdırellez'in ne olduğunu da yazsaydın ya? dedi. Ben de tamam dedim.
Yıllar boyu, Mayıs ayının 6.gününü Hıdırellez olarak, bir bayram, bir şenlik havasında yaşamışızdır.
Benim çocukluğumda, baharın her haliyle başladığı, sıcakların iyice arttığı, sobaların sökülmeye ve kaldırılmaya başlandığı, insanların kırlarda, yeşil alanlarda toplanıp eğlendiği, çeşitli oyunlar oynadığı, genç kızların en güzel elbiselerini giyip kendilerini göstermeye çalıştığı günlerdi Hıdırellez.
Hıdırellez, Hızır ve İlyas isimlerinin halk ağzında söylene söylene aldığı bir deyimdir. Kökü İslâm öncesi eski Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu yaz bayramlarına dayanan Hızır yahut Hızır ve İlyas isimleri etrafında, dinî bir muhtevaya bürünmüş halk bayramının adıdır.
Hıdırellez, halk arasında ölümsüzlük sırrına erdiklerine ve biri karada, diğeri denizde darda kalanlara yardım ettiklerine inanılan Hızır ve İlyas peygamberlerin yılda bir defa bir araya geldikleri gün olarak kabul edilir. Ancak bu beraberlikte, ismi yaşatılmasına rağmen uygulamada İlyas'ın şahsiyeti tamamen silinerek Hızır motifi öne çıkarılır.
Dolayısıyla bu bayramda icra edilen bütün merasimler Hızır'la ilgilidir.
Osmanlı Devleti'nde 6 Mayıs (23Nisan) halk arasında yaz mevsiminin başlangıç tarihi sayılmaktaydı. Nitekim eski takvimde yıl ikiye ayrılmış olup, 23 Nisan'dan(6 Mayıs) 26 Ekim'e (8 Kasım) kadar süren 186 gün Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 23 Nisan'a kadar devam eden 179 gün de Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturuyordu.
Hıdırellez de kışın sona erip, yazın başladığı gün olarak kutlanmaktadır.
Hıdır kelimesinin arapçada yeşil anlamına gelmesi, böyle bir günde tabiatın yeniden yeşermesi, yeşilliklere bürünmesi, baharın ve yazın gelişi insanların hayatında önemli bir olaydır.
Ayrıca peygamber mi velî mı, yoksa ölümsüz bir varlık mı net olarak belli olmayan Hızır'ın geçtiği yerlere bereket sunması, geçtiği yerleri yeşillerle donatması gibi inanışlar, Her geleni Hızır bil, her geceni Kadir bil gibi güzel sözlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.Yine Yunus Emre'nin,
Aşık Yunus şu dünyada,
İki kişi kalır derler,
Meğer Hızır İlyas ola,
Ab-ı hayat içmiş gibidediği mısralarında Hızır ve İlyas'ı ölümsüzlükle anlatması dikkat çekmektedir.
Sonuç olarak, her günümüzü, her gecemizi, Bize her türlü nimetleri veren yüce Rabbimize kulluk etmek, itaat etmek ve iyilik etmek özellikle vermek, infak etmektir. İnsan da iyilik yaparak, vererek infak ederek ölümsüzleşir. Öyle ise, her isteyene vermek gerekir. Çünkü verirsen alırsın.
Hızır vermenin, verdikten sonra bire on, bire yetmiş, bire yediyüz Allah tarafından ödüllendirilmenin bir sembolüdür. Hızır bereketin ve vererek ölümsüzleşmenin bir simgesidir.
Hıdırellez sadece oyun ve eğlencenin değil, yardımlaşmanın, kaynaşmanın, paylaşmanın da, cömertliğin ve nimeti verene şükretmenin de hatırlanması, yaşanması, öğretilmesi gereken bir güzel gündür.
Peki, bu yapıldı mı? Ya da neler yapıldı 6 Mayıs'ta? Sadece dilekler mi tutuldu, sadece piknik mi yapıldı, sadece oyun ve eğlence mi vardı?
Hayırlı Cumalar, her geceniz Kadir, her geleniniz Hızır olsun.
GÜNÜN SÖZÜ
HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİN, ÇÜNKÜ HAKKINIZLA BERABER ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ.
Hz. Ali (r.a)