HİCRET, BEDEVİYYETTEN MEDENİYETE YÜRÜYÜŞÜN ADI

Abone Ol

Geçen hafta Çarşamba günü, bir kaçıştan daha çok bir sığınış, bir varış olan ”Hicret”in sembolü yeni hicri yılımız (1445) başladı. Öncelikle, idrak ettiğimiz 1445 hicri yılın tüm milletimize, İslam âlemine hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Hicret sadece bir yılbaşı mı, bir takvim başlangıcı mı? Bizim için ne ifade ediyor? Sıradan bir göç olayı mı? Nedir?

Bir kere hicret bir varoluş, diriliş ve meydan okumadır.

Kutlu yolculuğun tarihi arka planına baktığımızda şunu görüyoruz: İslam tarihinde Mekke döneminde büyük baskıya ve eziyete uğrayan Müslümanların bir kısmı, Hz. Muhammed (s.a.v)’in izniyle güvenli bir yer olan Habeşistan’a iki hicret gerçekleştirmişlerdir.

Tarihte bu göçler,1. Habeş Hicreti ve 2. Habeş Hicreti olarak adlandırılır.

Mekke’de artan zulümler nedeniyle, Müslümanlar yine Allah Resul’ünün müsaadesiyle “Taybe”ye, Medine’ye yani medeniyete hicret etmişlerdir.

Hz. Peygamber de 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret etti. Âlemler nura kavuştu. Yesrib, Medine-i Münevvere oldu.

Hz. Ömer zamanın da  “Hicri “ takvim kabul edildi. Başlangıç olayı için de Müslümanlar ne Musevileri, ne İranlıları ne de Bizanslıları taklit ettiler. Tarihi bir meydan okumayla, özgün ve özel olan  “Hicret “olayını başlangıç olarak ilan ettiler.

Hicret, tarihteki sıradan bir yerden bir yere göç etmeden ibaret değil. Bir duruş, bir duyuş, bir diriliş, kıyama kalkıştır.

Sözlükte hicret: “kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisânen veya kalben ayrılıp uzaklaşması” anlamına gelmektedir.

Hicret: İmanları uğruna yurtlarını, sevdiklerini, varını yoğunu terk etmektir. Kalpten pası silmektir.

Kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim de Hz. İbrahim’in, Hz. Lut’un, Hz. Musa’nın hicretlerinden bize haber verir.

Herkesin hicreti kendisi için bir değişim ve dönüşüm olmalı. Soru? Nereden nereye ya da kimden kime göç edeceğiz?

Nereden nereye hicret?

Kesretten vahdete. Karanlıktan aydınlığa. Zulmetten nura. Fena dan bekaya.Hesabilikten hasbiliğe.

Dıştan içe, zarftan mazrufa, esfelden ahsene. Kalıptan kalbe. Malumatfuruşluktan marifete.

Riyadan rızaya, israftan tasarrufa. Kültürden irfana.”Ben”den “biz”e.Leyla’dan Mevla’ya. Afaktan enfüse.”Başkası ne der” den “Allah ne der”e.

 Muhacir ise ölmeden önce ölmek anlayışı ile nefsi emareden nefsi mutmaineye göç edebilendir.

Selam ve dua ile.

NOT: Sorumlu, ilkeli, tarafsız bir yayın politikası ile halkın güvenini kazanmış, haktan ve doğrudan yana tavrını ortaya koymuş olan Konya Yenigün gazetesinin 16. Kuruluş yıldönümünü tebrik ediyor, başta kurucu Mustafa ARSLAN olmak üzere tüm çalışanlara başarılar diliyorum.