Yine bu yıl teravih namazlarını Fakülte Camii'nde hatimle kılmak nasip oldu.
Açık havadaki şilteler üzerinde ağaçlar arasında ve en önemlisi cıvıl cıvıl çocuk sesleri eşliğinde hatimle teravih kılmak, şehrimizde sadece Fakülte Camii'nde mümkün oluyor.
Cami bahçesi çok geniş ve ağaçlık olduğu için, aileler beraberinde çocuklarını ve torunlarını rahatlıkla getirebiliyor.
Çeşit çeşit oyun aletleriyle oynayan ve koşan çocukların cıvıltısı teravih kılanlara bir huzur dalgası gibi geliyor.
Oyun esnasında namaz kılan büyüklerini gören yavruların yıllar sonra anlatacağı önemli hatırası olacağı muhakkak.
Ve Ezan Duası!
Ezan bittikten sonra Ezan kadar uzun bir duayı, münferit okumaya kimsenin bir diyeceği yok. Fakat hoparlörü kapan bir gönüllünün bazen kıyamda bütün cemaati topluca yeni bir ibadete çağırmasına DUR demenin vakti geçiyor galiba!
5-10 sene önce böyle bir şey yoktu!
Açık havada teravih için her gün sergileri toplayıp ibadete hazırlayan isimsiz kahramanlara ve her gün kolilerce su şişesini sebil olarak dağıtanlara bu vesileyle gönül dolusu teşekkürler.
Hatimle teravih, KUR'AN dinlemeyi metotlaştırdığı için, alışkanlık yapacak bir uygulama. Programınızda hatimle teravih olduğu için, TV ve benzeri malayani işlere ayıracak vakit kalmıyor.
En güzel karilerden Kur'an dinlerken, aşina olduğunuz ayetlerin okunması insanda bir hemşeriye rastlamanın sevincin hatırlatıyor.
Şayet biraz erken gelmişseniz teravihte okunacak bölüm hakkında açıklamaları dinlemiş oluyorsunuz. Bu hizmet başlı başına bir zenginlik.
Bu yıl teravihte misafirimiz olan Mekke diyanetinden Abdülaziz Hoca'yı Kâbe imamlarından şeyh Abdülaziz diye tanıtmak, hoş bir ramazan 1435 hatırası oldu.
Misafirimiz Abdülaziz Hoca'yı şehrimiz basınında hatta Uğur Böceği vs. gibi sulu neşriyatta resimlerini görmeye başladık.
Neredeyse CON TV'de Ben var Konya'ya gelmek. Etliekmek, şiş kebap harika benzeri haberleri görecektik.
Abdülaziz Hoca'nın bize ilk 10 rekâtı kıldırdıktan sonra, önümüzden geçip kendisini bekleyen araca binip gidişi hala hatırımızda. İkinci yarıya yerli hoca ile devam edip namazı tamamlamıştık. Son teravihi bitirince herkes müteessirdi.
Herkeste, Seneye bu günleri görebilecek miyiz sorusunun çaresiz cevapsızlığı vardı.
Bu yılın hatimle teravihine ailecek gelen Suriyeli Muhacir kardeşlerimiz geçen yıl kendi evlerindeydi. Şimdi Konyamızda 35 bini geçen Suriyeli Muhacir var.
102 yıl evvel bizde Balkanlar'ı boşaltıp İstanbul'a akmamış mıydık? Milli Marşımız ne diyordu:
Canı, Cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni bu dünyada cüda...