HASAT BİTERKEN

Abone Ol

Konya ili, 780.043 km2 olan Türkiye yüzölçümünün %5,24’lik kısmına karşılık gelen (göller dâhil) 40.838 km2 yüzölçümü ile ülkenin en geniş arazi varlığına sahip ilidir. İlde 1.882.068 hektar alanda tarım yapılmaktadır. Tahıl ambarı olarak da bilinen Türkiye’nin en önemli tarım merkezlerinden biri olan Konya Ovasında bu günlerde hasat bitmek üzere. Bu yıl yeterli yağış almayan Konya Ovasında buğday ve arpa üretiminde beklenen verim alınamadı. Kuraklığın etkisiyle bazı yerlerde özellikle kıraçtaki tahıllar hasat edilemediği için ciddi verim kayıpları yaşandığından üretici zor günler yaşamaktadır.

Konya’da Çiftçi Kayıt ve Türkvet Sistemine kayıtlı toplam 154.805 çiftçi fiilen tarım sektöründe faaliyet göstermektedir. Tarımsal üretimle uğraşan nüfus bu sayının 4-5 katıdır. Türkiye’deki tarım alanlarının %7.86’na Konya’nın sahip olması nedeniyle tarımda önemli bir yere sahiptir. Konya’da 2023 yılında 5.966.866 dekar alanda buğday ekilmiş olup 2.239.936 ton buğday alınmıştır. Aynı yıl Konya’da 1.393.244 dekar alanda arpa ekilmiş olup 1.393.244 ton arpa alınmıştır. Bu üretim miktarı ülkemiz için önemlidir. Üretim her türlü tedbirler alınarak sürdürülmelidir.

Bu yıl yağışların yılbaşından bu yana yeterli olmaması ve yaşanılan düşük sıcaklıklar nedeniyle tahılların verimlerinde önemli bir azalma görülmüştür. Yıllık yağış miktarı bölgeden bölgeye 250-750 mm arasında değişmekte olan Konya ilinde bazı ilçeler 300’ milimetrenin altında yağış aldığından verimde önemli azalmalar görülmüştür. Konya'da hububat hasadı başladıktan sonra verimin düşük olduğu, buna bağlı olarak da bu yıl rekoltede %30 kadar düşüş beklenmektedir. “Kıraç alanlarda dekara sadece 80–150 kilogram arasında değişen miktarlarda ürün alınmış ve bazı kıraç tarlalarda ise ürün hasat edilememiştir. Sulanabilen tarlalardan 800–900 kilogramlık verim alınmış olup bu verimler bu yıl için iyi bir verim sayılmaktadır.

Bu yıl yaşanan hem soğuk, donlu günler hem de yılın kurak geçmesi ıslahçılar için önemli bir test yılı olarak da kabul edilmelidir. Bu yıl ayakta kalabilen ve verim kabiliyetini koruyan çeşitler gelecek yıllar için ümit veren çeşitler olarak değerlendirilmelidir.

Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz ” geçen yıl 2,2 milyon ton olan buğday rekoltesinin bu yıl 1,8 milyon tona gerilemesini, arpa rekoltesinin ise 1,2 milyon tondan 850–900 bin tona düşmesini beklediklerini, genel olarak buğdayda yüzde 10–15, arpada ise yüzde 25–30 oranında rekolte kaybı öngördüklerini” belirtmiştir.

Konu uzmanı ve her zaman arazide olan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu’da, “1 Ekim–30 Mayıs döneminde Konya’nın uzun yıllar ortalamasına göre % 40 daha az yağış aldığını ve Mart ve nisan aylarında görülen kuraklığın bitkilerde oluşturduğu stres nedeniyle verim kaybı görüldüğünü“ söylemektedir.

Kuraklık ve bazı arazilerde görülen soğuk zararı nedeniyle bu yıl görülen tahıllarda verim kaybı ekimde kullanılan çeşit seçiminin önemini de bir kez daha göz önüne sermektedir. Bölgeye uygun tavsiye edilen çeşitlerde verim kaybı daha az yaşanıldığından çiftçilerimiz araştırıcı kuruluşlar tarafından yöreye uygun ıslah edilmiş çeşitleri ekimde kullanmalıdırlar. Ayrıca tohumluk üretim garantisi için önemli olduğundan mümkün olduğunca ekimde uygun çeşitlerin sertifikalı tohumları tercih edilmelidir.

Hasat biterken alınan tane verimi yanında sap ve anız artıkları da önemli bir materyal olarak değerlendirilmektedir. Samanın tonunun 5.500 Tl’ye yükseldiği basında yer almaktadır. Bunları yakarak değil gereği gibi kullanmalıyız. Son günlerde hava sıcaklıklarının normalin zerinde seyretmesi anız ve orman yangınlarına da sebep olmaktadır. Bu yangınlar canlılar için gerekli materyalin yanarak ortadan kalkmasına neden olduğu gibi can kaybına da sebep olmaktadır. Bu hususta gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Yetiştirme amacına göre bölge için tavsiye edilen çeşitlerin ekimi halinde anızın da problem olmasının ortadan kalkacağı bilinmelidir.

Tarımsal faaliyetlerde sürdürülebilirlik esas olmalıdır. Tarım ve çevrede sürdürülebilirlik yaklaşımı, biyolojik süreçleri gözeten, tarımda modern gelişmeler ile birlikte geleneksel teknikleri de kapsayan bir kavramdır. Bu yaklaşımın gelişmesi “toprak verimliliğinin” devamlılığını sağlayan temel süreçleri iyi anlamaya bağlıdır.

Tarımda ekolojik veya sürdürülebilir tarım için şunlara dikkat edilmelidir:

- Toprakta biyolojik azot fiksasyonu mekanizmalarının etkinlikleri artırılmalı,

- Organik atıkların döngüleri sağlanmalı,

- Toprak verimliliğinin devamlılığını sağlamak için ürün kalıntıları iyi değerlendirilmeli,

- Toprak mikrobiyolojisinin değeri anlaşılmalı ve canlı tutulmalı,

- Biyolojik canlılık sürdürülmeli (çeşitli bakteriler kullanılarak),

- Yararlı organizmaları yaşatacak entegre zararlı ve hastalıklarla mücadele yapılarak hastalık kontrolleri yapılmalı,

- İşlenen alanlarda toprak yapısı ve derinliği dikkate alınarak zirai faaliyetler sürdürülmeli,

Görüldüğü gibi sayılan bu işlemler yanında etkili birçok faktör tarımda sürdürülebilirliği sağlamak bakımından etkili olduğundan tarımın her dönemde basit bir faaliyet olmadığı dikkate alınmalı ve bilinçli yapılmalı ki sürdürülebilir olsun. Ekim öncesi, ekim, yetiştirme, hasat ve hasat sonrası bütün işlemler doğru yapıldığında tarımda istenilen sürdürülebilirlik sağlanmaktadır. Bütün bu faaliyetler tarımda kullanılan arazilerin ve çevrenin geleceği açısından önemli olduğundan arazilerin bozulmasına ve elden çıkmasına izin verilmemelidir. Tarımsal faaliyetler ile sürdürülebilir tarım arasında en önemli bağ tarım topraklarının verimliliklerinin korunmasına bağlıdır. Tarım alanlarını yakarak değil yaşatarak tarımda sürdürülebilirlik sağlanır.

Hasat biterken bu yıl arazide işimiz bittiği düşünülmemeli, gelecek yıllar içinde bize ve bizden sonraki nesillere ihtiyaç olduğu göz önüne alınarak tarımsal faaliyetler sürdürülmelidir.