Güzel bir 3 gün geçirdik

Abone Ol
Uzun bir çalışmanın ardından geçtiğimiz hafta Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin davetlisi olarak tatile gittik. Alanya merkeze 32 kilometre uzaklıkta bulunan 5 yıldızlı Adenya Otel’de üyelerini konuk eden cemiyet, bugüne kadar yapılmayan bir organizasyona da ev sahipliği yaptı. Bugüne kadar sadece davet üzerine tatile giderken bu kez kendimiz tatile gitti. Çok da iyi oldu. Böyle olduğu içinde rahat rahat dolaştık, otelin imkânlarından sonuna kadar yararlandık. Ailelerimizle birlikte hoşça vakit geçirdik. Meslektaşlarımız arasında birlik ve dayanışma daha da arttı. Seçim vaadinde belirttiği sözü tutarak böyle bir tatil organizasyonu hazırladığı için KGC Başkanı Adem Alemdar’a ve yönetim kuruluna bir kez daha teşekkür ediyorum…
Tatilin güzelliklerine geçmeden önce oteldeki toplantıya değinmek istiyorum. Tatilin ikinci akşamı Otelin Forum Toplantı Salonu’nda bir araya geldik. Ağabeylerimden kardeşlerime kadar onlarca meslektaşımı bir arada görmek gerçekten güzel bir duygu. Toplantıda herkes cemiyet ve tatille ilgili duygularını paylaştı. Bundan sonra ileriye dönük olarak yapılması gerekenler konuşuldu… Başkan Alemdar, organizasyonun tatile kalmayacağını ve farklı aktivitelerle gazetecileri bir araya getireceklerini söyledi. Bu önemli bir sözdü. Çünkü iş yoğunluğundan bir araya gelemeyen biz gazeteciler için bu tür sosyal aktiviteler önemli bir yer tutuyor…
Diğer yandan Başkan Alemdar’ın önemli durduğu bir konuyu ise birlik ve beraberlik oluşturdu. Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin gazetelerin değil gazetecilerin olduğu vurgusunu yapan Başkan, gazetecilerin kurduğu 60 yıllık bir kurumu gazetecilerin yıkmaması gerektiği mesajını verdi. Bu anlamlı bir mesajdı. Mademki bu kurumu gazeteciler kurdu ve büyük fedakârlıklarla bugüne getirildi o zaman bu kuruma sahip çıkmak da hepimizin görevi diye düşünüyorum… Başkan birlik ve beraberliği arttırıcı mesajları da vardı. Bunların en önemlisini ise geçmişten günümüze gazeteleri kapsayan bir Konya Gazeteciler Albümü ve cemiyet binasını daha geniş bir yere taşıma projesi oluşturuyor. Bugün genç gazeteciler geçmişte Konya’ya büyük hizmet etmiş gazeteci ağabeylerini tanımıyor, artan iletişim fakülteleri nedeniyle de ağabeylerimiz genç gazetecileri tanımıyor. İşte bu albüm bu durumu ortadan kaldıracaktır. Ayrıca basın alanında Konya’nın gücünü de ortaya koyacaktır. Bende albüme her türlü desteği vermeye hazırım…
İkinci bir konu ise yeni cemiyet binası. Mevcut bina Almanlar tarafından yapılmış güzel bir bina ancak büyüyen cemiyete dar geliyor. Cemiyetin geniş bir yere taşınması bugüne kadar geç kalınmış bir konu olarak geliyor bana. Başkan'ın dediğine göre için de gazetecilerin dinlenip sohbet edecekleri bir lokalde olacak. İşte bu önemli. Proje hayata geçerse gazeteciler sohbet için bir araya geleceklerinde bir çay bahçesinde veya kefede değil kendilerine ait lokallerinde buluşabilecekler. Umarım en kısa zamanda proje hayata geçer tabii imkânlar ölçüsünde…
Ayrıca toplantıda takıldığım bir konu ise Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin Ankara, İzmir, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti gibi kamu yararına olmamış olmasıdır. Konya’ya hizmet eden bir kurum mutlaka kamu yararı statüsüne kavuşmalıdır. Biran önce gerekli kurumlarla irtibata geçilip bu iş halledilmelidir. Ayrıca cemiyet kamu yayarına bir kuruluş olduğunda geliri de doğrudan artacaktır…
Şimdi tekrar tatilin güzelliklerine dönebiliriz. 3 günlük tatil boyunca hakikaten güzel dakikalar geçirdik. Havuzda yüzdük hamamda terledik. Sahilde yürüdük. Denize karşı keyif kahvelerimizi yudumladık, Alanya’nın güzelliklerini yeniden keşfettik… Her şey güzeldi. Hiç kimse sıkılmadı. Sıkılanlar için de animatörler hemen bir oyun buluyorlardı. Aslında tüm bunlardan en önemlisi akşam yemeğinden sonra meslektaşlarımızla bir araya gelip uzun uzun sohbet etmekti. Herkes sevinçlerini ve üzüntülerini paylaştı. Gazeteci ağabeylerimiz başlarından geçen trajikomik anılarını anlatarak bize keyifli dakikalar yaşattı. Deneyimlerini anlatarak bizlere yol gösterdiler…
Otelde ilginç maceralarla da karşılaştım. Bu maceralardan birini ise yüzme bilmediğim halde birkaç arkadaşın beni havuza atması oldu. Allah’tan havuz 1 metre 40 santimdi. Hemen kendimi toparladım fakat aniden suyun içine girmek insanı gerçekten telaşlandırıyor. Tabii bu durumdan en çok beni atanlar istifade etti. Dakikalarca güldüler. Sonradan birkaç arkadaşın teşvikiyle havuza girmeye başladım. Henüz tam yüzmeyi öğrenemesem de benim için önemli bir deneyim oldu…
Tatilde beni en çok güldüren ise gazeteci ağabeyim Mustafa Varol’un küçük kızı Hilal’in bana bulduğu sıfatlar oldu. Beni Recep İvedik’e benzeten, "sen onun kardeşi misin" diyen Hilal’in beni ve herkesi güldüren en önemli sözü ise  ‘sen yürüyen baltasın’ sözü oldu. Bunu kendi söylemediği ortada muhakkak birilerinin teşvikiyle söyledi. Çocuğu bu şekilde söyletenleri kınıyorum…
Fakat bu söz otelden ayrılıncaya kadar arkadaşlar arasında gülme konusu olmaya devam etti… Neyse otel çıkışı Hilal’le barıştık ve arkadaş olduk. Allah Hilal’e uzun ömürler versin…
Otel’de ayrılma vakti geldiğinde ise kimse gitmek istemedi. Çünkü gerçekten herkes birkaç günlüğüne de olsa iş stresinden uzaklaştıkları için çok mutluydu. Ancak 3 günlük tatil bitmişti. Gazeteciler önümüzdeki yıl gerçekleşecek organizasyonun özlemiyle otelden ayrıldı…
Not: Yarın’da Alanya ile ilgili izlenimlerimi yazacağım…