banner5

Ekonomide kamu yönetiminin ve ekonomi ile alakalı kamu kurumlarının hem reel kesime hem de finans kesiminde başka bir açıdan baktığımızda tüketici ve tasarruf sahiplerine güven vermesi ve öngörülebilir olması günümüz ekonomi yönetiminin olmazsa olmazları olarak kabul edilmektedir.

HAL BÖYLE İKEN

Ekonomide en önemli kurumlardan birisi olan Merkez Bankası politikaları, söylemleri ve öngörüleri güven veriyor mu? Sorusu aklımıza gelmekte.

MERKEZ BANKASI ÖNGÖRÜLERİ TUTARLI MI?

En güncel olan “Enflasyon Öngörüleri” bağlamında gidelim. Geçen yıl için 2021 öngörüsü yüzde 5,4 olan Merkez Bankası, 2021 sonuna kadar yaklaşık beş veya altı defa enflasyon öngörüsünü değiştirerek 2021 yılı sonu öngörüsünü yüzde 18,4 olarak belirledi.  Hatta bir hafta arayla bile enflasyon öngörüsünün revize edildiğini yakın zamanlarda gördük. 

MERKEZ BANKASININ KAFASI KARIŞIK OLUR MU?

Merkez Bankası uygulayacağı para politikasında örneğin faizde kısa zaman diliminde karışık olur da devamlı fikir değiştirirse piyasalar ya da toplum nezdinde güvenilir olur mu? Olmaz gibi geliyor. Örneklendirelim;

Merkez Başkanı göreve geldiği günlerde yanılmıyorsam Nisan aylarında olması lazım şu açıklamalarda bulundu.

  • “Enflasyonda yükselişin geçici olduğunu, yıl sonunda yavaşlama beklendiğini ve politika duruşunun enflasyon üzerinde belirlenmeye devam edeceğini söylerken, bir diğer ifadesi ise
  • “Enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar politika faizini, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturmaya devam edeceğiz” şeklinde mesajları vermişti.

Bu ifadelerden sonra piyasa politika faizinin enflasyon üzerinde seyredeceğini en yüksek yerden duyduktan sonra ve faiz ve döviz arasındaki ters ilişkiden yola çıkarak;

  • İthalatçı siparişini, dövizin çok yükselmeyeceğini düşünerekten, sipariş verdi
  • Döviz cinsinden borçlanan kişi ve firmalar yine bu söyleme güvenerek borç aldı
  • Açık pozisyonu olan firmalarda (gelirleri TL cinsinden giderleri döviz cinsinden) hem üretim maliyetlerini hem de satış fiyatlarını buna göre belirledi.

Ne oldu sonunda Merkez Bankasına güvendikleri için zarar ettiler ve ediyorlar.

BİR DİĞER UNSUR İSE DÖVİZ PİYASALARINA MÜDAHALE

Dövizin aşırı değerlenmesine karşılık birçok iktisatçı ve piyasa yorumcusu neden Merkez Bankası piyasaya müdahale etmiyor? Dediğinde Merkez Bankası başkanı ise şu ifadelerde bulundu.

  • “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının uygulanmakta olan dalgalı kur rejimi altında kur seviyesine ilişkin bir taahhüdü yoktur. Döviz kurları, serbest piyasa dinamiklerince arz ve talep koşullarınca belirlenmektedir. Merkez Bankası belli koşullar altında kalıcı yön amacı taşımadan sadece aşırı oynaklığa müdahale edebilmektedir.”

Bu söyleminden sonra (Bu arada müdahale beklentisinin olduğu dönemde döviz kurları son üç ay içerisinde yüzde 50’den fazla TL karşısında değer kazanmış iken),

Bir hafta sonrasında ise Merkez Bankası dövizin 14’lere dayanması neticesinde yaklaşık 13,7 ‘ler seviyesinde müdahale etti hem de iki kere. Peki, sonuç ne oldu? Döviz kısa sürede az miktarda düşerken tekrar aynı seviyeye geldi.

BURADA YENİ BİR BEKLENTİ OLDU?

Bu beklenti biraz sıkıntılı çünkü başarısız iki müdahale neticesinde dövizin yerinde seyretmesi Merkez Bankası müdahalelerinin sonuç vermediği algısını piyasada oluşturmakta. Hadi bakalım şimdi de buradan yakalım.

AÇIKLAMALARDA İSE “SAĞLIKSIZ BİR HAREKETLİKİK “DENDİ

Ama sağlıksız hareketlerin neler olduğu açıklamazken, piyasaya müdahale edilen döviz satım işlemlerinin ne kadar olduğunu da açıklamayıp, açıklama15 gün sorasına ötelendi.

EĞER Kİ

Döviz kurları kontrol edilmekten çıkarsa, Merkez Bankası tekrar politika faizini artırmak zorunda kalacak gibi gözükmekte.

SON OLARAK FAİZ VE NAS İLİKİSİNE BAKARSAK

Öncelikle şahsen faizli bir ekonomi modeline karşıyım. Sebebi ise inancımız gereği. Benim açımdan burası çok net dedikten sonra Nas kavramı bağlamında gidersek; NAS, İslami Literatürde; Kuran ve Sünnetin Lafızları [sözleri] olarak ifade edilmekte) Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi. Dolayısıyla nastan hareketle dinimiz açısından faizin her türlüsü haramdır. Yani yüksek faizde, düşük faizde haramdır. Burayı netleştirmek gerekmekte.

AMA DENİYORSA Kİ

Aşamalı olarak faizi kaldıracağız. Maalesef bu sistem içerisinde kaldıramazsınız. Ama bir yolu var.

NASIL MI?

Hemen söyleyeyim.

  1. Dalgalı kur rejiminden vazgeçip, Sabit Kur rejimine geçeceksiniz (Sabit Kurda dövizin TL karşısındaki fiyatını kamu otoritesi belirler)
  2. Sabit Kur rejimine geçtikten sonra döviz kurunun kamu otoritesi belirli bir süreliğine ülkedeki tüm tarafları memnun edecek şekilde belirleyecek. Örneğin diyecek ki; 6 aylık zaman dilimi için 1 Amerikan doları= 9 TL olacak. (Hem öngörülebilir. Hem de enflasyonu hızlıca düşüren bir etkiyi hemen görürüz.)
  3. Şimdi istersek faizi değil 15’e, sıfıra çeksek dövizde bir hareket meydana gelmez. Çünkü dövizin fiyatının kamu otoritesi belirler.

Böylelikle hem faiz belasından hem enflasyon belasından hem de yüksek kur belasından kurtulmuş oluruz. Ekonomik maliyeti ise sıfıra yakın olur. İşte buna model diyebilirsiniz.

SONUÇ: İstiyorsan her şeyin bir yolu vardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner50