Gökyüzünün semazenleri

Abone Ol

Küçükken sorarlardı büyüyünce ne olacaksın diye…

Ne olacağımı bilmez bir şekilde cevap verirdim. Kimisine polis, kimisine doktor, kimisine öğretmen, kimisine pilot olacağımı söylerdim…

Adetten midir nedir, küçük çocuklara genelde büyüyünce ne olacağı sorulur, onlar da genelde aynı meslekleri tarif ederler. Büyüdüklerinde de alakasız işlerle meşguldürler.

Az bir kısmı da söylediğini yapar. Pilot olacağım demişse, pilot olur…

İşte biz de yaklaşık 3 ay boyunca süren yazışmalar neticesinde Konya 3. Ana Jet Üssü’nde bulunan 134. Filo yani Türk Yıldızları ile görüştük. 

Pilot olacağım demişler ve pilot olmuşlar… Hatta pilotluğun biraz da ötesine geçmişler.

Nasıl pilot olduklarını, neden pilot olduklarını, hayallerini, Türk Yıldızları’na neden katılmak istediklerini, Türk Yıldızları’nın onlar için neyi ifade ettiğini, akrobasi timinde bulunmanın nasıl bir his, uçmanın nasıl bir haz olduğunu sorduk. 

İzleyene görsel bir şölen sunsa da gökyüzünde bulunmanın ne kadar tehlikeli olduğunu öğrendik. 

Havada akrobatik hareketler yapan o kırmızı beyaz uçakların pilotlarının senin benim gibi normal birer insan olduklarını gördük. 

Uzun uzun sohbet ettik…

Onlar anlattı biz dinledik. Her ne kadar yüksekten uçuyor olsalar da insana yüksekten bakmadıklarını hissettik…

Biraz da dertleştik…

Türk Yıldızları Akrobasi Timi’nin dünden bugünü nasıl geldiğini, ilk akrobasi timinin ne zaman kurulduğunu, akrobasi timine girebilmek için hangi zorlu evrelerden geçmek gerektiğini, Türk Yıldızları ile ilgili merak edilenleri sorduk…

Türk Yıldızları Akrobasi Timi’nde bulunan 8 uçak ve 8 pilotun nasıl tek yürek, tek uçak ve tek pilot olduklarını gördük, yakından izledik. 

F-5 akrobasi uçaklarının uçuşa nasıl hazırlandığını takip ettik, pilotlarla birlikte uçakları inceledik. Türk Yıldızları’nı uçaklara bindirip semaya uğurladık

Konya semalarında nasıl turladıklarını, ne tür akrobatik hareketler yaptıklarını pür dikkat izledik. 

Yanımızda bulunan komutanlarımızdan bilgi edindik. Tam üzerimizden bir akrobat uçağının 100 fit yükseklikten geçmesiyle de ne yalan söyleyeyim biraz korktuk, irkildik…

Türk Yıldızları’nın sadece akrobasi timi olmadıklarını, yani görsel bir zevk sunmakla yetinmediklerini, bu hareketlerin aynı zamanda bir taktik olduğunu ve sürekli taktik geliştirdiklerini öğrendik. 

Bunu yapabilmek için de ne kadar büyük tehlikeleri göze aldıklarını anlattılar, ağzı açık bir şekilde dinledik. 

Temel felsefelerinin ise, Hz. Mevlana’nın dergahı olan Konya’da, nasıl yeryüzünde sema yapılıyorsa; havada da sema yapmak olduğunu, Konya semalarında sema yaptıklarını, bu düşünceyle hareket ettiklerini duyunca daha bir sevindik…

Çok fazla da ayrıntıya girmeyelim. Pazartesi gününden itibaren inşallah bir aksilik olmazsa Türk Yıldızları ile geçirdiğimiz bir günü tüm yönleri ve tüm ayrıntıları ile sizlerle paylaşacağız.

Bizim için Ramazan ayında olmamız ve oruçlu olmamız nedeniyle biraz zor oldu ama değdi. Türk Yıldızları’nı yakından görmek, onlarla sohbet etmek, uçuşun tüm evrelerini izlemek güzeldi. 

Mesnevi’den:

“Yücelere bakmak, önce gözü alır, kamaştırır ama sonra bakışa bir aydınlık bağışlar.”