Araştırmacı Yazar Nur Dünya Kaplan, dedesi dava vekili Nuh Naci Kaplan hakkında devlet arşivlerinde gizlilik derecesiyle saklanan tarihi evrakların detaylarını paylaştı. 2025 yılında üzerindeki gizlilik kararı kaldırılan belgeler, Seydişehirli hukukçu Nuh Naci Kaplan’ın bölgede dini eğitimin zayıflamasını engellemek amacıyla başlattığı Kur'an kursu girişiminin dönemin bürokrasisinde nasıl büyük bir güvenlik tehdidi olarak algılandığını gözler önüne seriyor.
(Nuh Naci Kaplan'ın torunu, Araştırmacı Yazar Nur Dünya Kaplan)
SEYDİŞEHİR’DEKİ İLİM HAMLESİ BÜROKRASİNİN SERT DUVARINA ÇARPTI
Memleketi Seydişehir’de avukatlık mesleğini icra eden ve aynı zamanda nitelikli bir ilim insanı olarak tanınan Nuh Naci Kaplan, genç nesillerin Kur'an eğitiminden mahrum kalmaması için ilçede bir hafızlık kursu açılması yönünde adımlar attı. Bu doğrultuda ilçe müftüsü ve ilçe vaiziyle evinde istişare toplantıları düzenleyen Kaplan, hazırladıkları resmi talep yazısını Diyanet İşleri Riyasetine iletti. Hayırsever hukukçu, açılması planlanan bu kursta hiçbir ücret talep etmeden gönüllü öğretmenlik yapmayı da taahhüt etti. Ancak yerel din görevlilerinin ve bir hukukçunun bu masum eğitim talebi, mülki idare organlarını hızla harekete geçirdi. Seydişehir Kaymakamlığı durumu derhal Konya Valiliğine, valilik ise vakit kaybetmeksizin İçişleri Bakanlığına raporladı.

DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI FAİK ÖZTRAK İMZALI ŞOK TALİMAT!
Konya Valiliğinden gelen bildirim üzerine dönemin İçişleri Bakanı Faik Öztrak, devlet mekanizmasını alarm durumuna geçiren bir talimata imza attı. Başbakan Refik Saydam’a iletilen ve ardından Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Akseki’nin dikkatine sunulan resmi yazıda, Nuh Naci Kaplan son derece sert ifadelerle hedef alındı. Bakan Öztrak gönderdiği yazıda, Kaplan’ın irticai faaliyetlerde bulunma potansiyeli yüksek, fevkalade tehlikeli bir şahıs olduğunu vurguladı. Yazışmalarda ayrıca Kaplan’ın devletin adli ve kolluk kayıtlarında şüpheli kişiler için kullanılan 120 numaralı fişe sokulu bir isim olduğuna dikkat çekilerek sürekli gözetim altında tutulması gerektiği talimatı verildi.

İLÇE MÜFTÜSÜ VE VAİZE SÜRGÜN SORUŞTURMASI
Devlet yazışmalarındaki yaptırımlar yalnızca kurs açılmasını engellemekle sınırlı kalmadı. Öztrak’ın yazısında Nuh Naci Kaplan ile birlikte hareket ederek eğitim talebine destek veren Seydişehir İlçe Müftüsü ve ilçe vaizinin derhal görev yerlerinin değiştirilmesi de yer aldı. Benzer girişimlerin önüne geçilmesi amacıyla tüm Diyanet personelinin sert bir dille uyarılması, din görevlilerine bu tür organizasyonlara katılmamaları yönünde kesin tebligat yapılması istendi. 1939 yılının Mart ayında gerçekleşen bu yoğun bürokratik yazışma trafiği, Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivleri Muamelat Genel Müdürlüğünün kararıyla gizlilik kategorisinden çıkarılarak araştırmacıların erişimine açıldı.

İDAM SEHPALARINDAN BERAAT EDEN HAYIRSEVER BİR İLİM SEVDALISI
Resmi kayıtlarda "tehlikeli" sıfatıyla nitelendirilen Nuh Naci Kaplan’ın aile geçmişi ve yaşam mücadelesi ise oldukça dikkat çekici detaylar barındırıyor. Seydişehir Müftüsü Ömer Efendi’nin oğlu olan Kaplan, Konya Müftüsü Yalvaçlı Ömer Vehbi Efendi gibi dönemin önde gelen alimlerinden ders alarak yetişmiş, geniş arazi varlığına sahip bir isim olarak tanınıyordu. Eğitime verdiği değerle bilinen hayırsever hukukçu, Konya Hakem Gazetesi 20 Şubat 1910 tarihli nüshasına göre Konya’da inşa edilecek bir okul projesi için 20 dönüm arazisini bağışlayarak dönemin en büyük eğitim desteklerinden birini sağlamıştı.

Milli Mücadele ve işgal yıllarında hilafet ile Osmanlı müdafaası doğrultusunda duruş sergilediği gerekçesiyle bir dönem idam cezasına çarptırılan, ancak daha sonra çıkan genel afla serbest kalan Kaplan'ın evi, hayatı boyunca sık sık kolluk kuvvetlerince basıldı. Evindeki Osmanlıca ve Arapça basılı tüm kitap ve belgelere el konulan, defalarca yargılanıp kısa süreli hapis cezalarına çaptırılan Nuh Naci Kaplan’ın mücadelesi, arşivlerin açılmasıyla birlikte tarihi kayıtlardaki yerini aldı.







