Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2005 ile 2016 yılları arasında farklı kentlerde gerçekleşen ancak failleri bir türlü hukukun karşısına çıkarılamayan 6 kritik dosyanın, devletin ilgili tüm kurumlarının ortak operasyonuyla tamamen çözüldüğünü duyurdu. Cumhurbaşkanlığı liderliğinde, İçişleri Bakanlığı ile yürütülen güçlü eş güdümün meyvelerini verdiğini belirten Bakan Gürlek, adaletin zaman aşımına uğramayacağını çok net bir dille ortaya koydu.
Geçmiş dönemlerde delil yetersizliği veya teknik imkansızlıklar nedeniyle tıkanan bu dosyaların, günümüzün en ileri kriminal metotlarıyla sıfırdan ele alınması adalet sistemindeki kararlılığı gözler önüne serdi. Bakanlık bünyesinde özel olarak kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen titiz incelemeler, yıllardır evlatlarının, eşlerinin ya da yakınlarının acısıyla yaşayan mağdur aileler için de adalet kapısını yeniden araladı.
TEKNOLOJİK TAKİP VE İLERİ KRİMİNAL ANALİZLER KARANLIĞI AYDINLATTI
Tozlu raflardan indirilen dosyaların yeniden incelenmesi sürecinde, adli bilimlerin ve dijital teknolojinin ulaştığı en üst seviye imkanlar seferber edildi. Olay yerlerinden geçmiş yıllarda toplanan ancak dönemin laboratuvar şartlarında tam olarak çözümlenemeyen biyolojik kalıntılar, gelişmiş cihazlarla yeniden test edildi. Bunun yanı sıra siber suç uzmanları ve bilişim ekipleri, şüphelilerin geçmişe dönük HTS kayıtlarını, baz istasyonu hareketlerini ve hücresel sinyal verilerini çok boyutlu analizlere tabi tutarak şüphelilerin yalan beyanlarını boşa çıkardı.
Sadece teknik verilerle yetinmeyen uzman ekipler, cinayetlerin işlendiği dönemde sessiz kalmayı tercih eden ya da korkan tanıklarla yeniden irtibata geçti. Alınan yeni ve derinlemesine ifadelerin dijital delillerle desteklenmesi, faillerin etrafındaki çemberi tamamen daralttı. Yapılan bu kapsamlı hamleler sonucunda, Ali Sarıoğlu, Esra Aşık, Gültekin Yıldırım, Mehmet Ali Türkmen, Selbi Uyğur ve Yusuf Sayaner’in ölümüyle sonuçlanan esrarengiz olayların arkasındaki karanlık perdeler birer birer aralandı.
BALIKESİR'DEN HATAY'A UZANAN FAİLİ MEÇHUL OPERASYONLARININ DETAYLARI
Balıkesir’de tam 21 yıl önce meydana gelen ve kundaklanan bir evde küçük bir çocuğun can vermesiyle sonuçlanan Esra Aşık dosyasında, geçmişte verilen takipsizlik kararı bozularak soruşturma yeniden canlandırıldı. Gerçekleştirilen nokta operasyonla belirlenen şüpheli yakalanarak cezaevine gönderildi. Denizli’de ise 20 yıl önce kendi iş yerinde 11 bıçak darbesiyle katledilen Mehmet Ali Türkmen’in katil zanlıları, HTS kayıtlarının geriye dönük incelenmesi ve tanıkların birbiriyle örtüşen yeni beyanları doğrultusunda belirlenerek tutuklandı.
Hatay’da 14 yıl önce ansızın ortadan kaybolan Selbi Uyğur’un cinayete kurban gittiği, yürütülen sorgular esnasında alınan şok itiraflarla ortaya çıktı. Zanlıların gösterdiği arazide yapılan kazılarda bulunan insan kemiklerinin, Adli Tıp Kurumundaki DNA eşleştirmesiyle kayıp kadına ait olduğu kesinleşti ve yasal süreç hızlıca başlatıldı. İstanbul Bayrampaşa’da 12 yıl önce can veren Gültekin Yıldırım’ın katil zanlısı da olay yerindeki biyolojik bulguların modern DNA veri tabanında eşleşmesi ve siber verilerle kanıtlanması sonucu hücreye atıldı. İstanbul Fatih’te 10 yıl önce öldürülen Yusuf Sayaner dosyasında da yeni delillerle köşeye sıkışan zanlı suçunu itiraf ederek kasten öldürme suçlamasıyla parmaklıklar ardına gönderildi. Samsun’da 19 yıl önce hayatını kaybeden Ali Sarıoğlu dosyasında ise o dönem polisi yanlış yönlendirmek için yapılan sahte ihbarın izi sürüldü. Siber analizler ve tanık ifadeleriyle oyunu bozulan 4 zanlı birden adalete teslim edildi.
DEVLETİN TÜM KURUMLARI SUÇLULARA KARŞI TEK YÜREK OLDU
Bakan Gürlek, bu zorlu ve büyük bir sabır gerektiren hukuki süreçte üstün gayret gösteren İstanbul, Çarşamba, Balıkesir, Denizli ve Hatay Cumhuriyet Başsavcılıklarına, emniyet ve jandarma teşkilatlarına özel olarak teşekkürlerini iletti. Teknik incelemelerde kritik roller üstlenen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Adli Tıp Kurumu ve kriminal polis laboratuvarlarının payına dikkat çeken Gürlek, bilimin ve hukukun gücünün suçluların gücünü alt ettiğini vurguladı.