banner5

AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

- "Lafarge firmasının faaliyeti, insanlığa karşı işlenen suçlara bir örnektir"- "Fransız Yargıtayının buradaki kararı, terörist gruba verilen fonların aslında terörizmi finanse etmek anlamına geldiği şeklindedir"- "Türkiye'yi bu şekilde suçlayanlar meğerse kendi yaptıklarını Türkiye üzerinden ifade etmeye, Türkiye'ye iftira atma çalışıyorlarmış. Kuşkusuz bu konuyu da güçlü bir şekilde takip edeceğiz"

13 Eylül 2021 Pazartesi 22:31
AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu: (3)

ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Lafarge firmasının faaliyeti, insanlığa karşı işlenen suçlara bir örnektir." dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Müttefiklerin, demokrasiyle yönetilen ülkelerin terör örgütleri ile olan ilişkisindeki ilkesizliğe sık sık vurgu yaptıklarını dile getiren Çelik, özellikle PKK terör örgütünün Suriye kolu olan YPG/PYD'ye verilen destek konusunda daha önce çok defa eleştirilerini dile getirdiklerini hatırlattı.

Bunun somut bir örneğinin Afganistan olduğunu belirten Çelik, "Afganistan'da büyük ülkelerin her biri bir terör örgütüne destek verip bir başka ülkeye karşı vekalet savaşı yürüttü. Ama sonuçta kazanan terör oldu." dedi.

Suriye'de bir Afganistan modellemesinin ortaya konulmaya çalışıldığını ifade eden Çelik, "Suriye yeni bir Afganistan olmasın, Akdeniz'in dibinde yeni bir Afganistan ortaya çıkarmayın." uyarıları yaptıklarını aktardı.

- Fransa'daki Lafarge davası

Çelik, Fransa'daki Lafarge davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Fransız Lafarge firmasının, Suriye iç savaşında DEAŞ'ı üstelik Fransa gizli servisinin bilgisi dahilinde desteklediğini aktaran Çelik, şöyle devam etti:

"Lafarge firmasının faaliyeti, insanlığa karşı işlenen suçlara bir örnektir. Oradaki sivil toplum örgütleri bu ilişkiyi ortaya çıkarıyorlar ve bu konu mahkemelik oluyor. Mesele Fransız Yargıtayına taşınıyor ve Fransız Yargıtayı da Lafarge firmasının yargılanabilmesinin önünü açan bir karar alıyor. Üstelik Lafarge'ın DEAŞ'la olan ilişkisinde hem Fransız iç, dış ve askeri istihbarat servislerinin sürekli olarak devrede olduğuna dair iddialar da bu şekilde yargılanmış olacak. Güçlü bir şekilde Lafarge'ın bunlar adına hareket ettiği ya da bunlara bilgi vererek hareket ettiği de ortaya koyuluyor. Dolayısıyla Fransız Yargıtayının buradaki kararı, terörist gruba verilen fonların, aslında terörizmi finanse etmek anlamına geldiği şeklindedir."

Türkiye, Suriyeli Türkmenlere yardım gönderdiği zaman Türkiye'yi illegal yapılarla ilişkili göstermek isteyenlerin en çok sesinin çıktığı yerlerden birinin Fransa olduğuna işaret eden Çelik, "Ama şimdi gördük ki bizatihi Fransız iç-dış ve askeri istihbarat örgütlerinin bilgisi dahilinde DEAŞ'la bağlantılı birtakım kurumlar ortaya çıkıyor. Bunların DEAŞ'la sahada göğüs göğüse çarpışan Türkiye hakkında söyledikleri yalanların da bir başka ifadesidir bu. Türkiye'yi bu şekilde suçlayanlar meğerse kendi yaptıklarını Türkiye üzerinden ifade etmeye, Türkiye'ye iftira atma çalışıyorlarmış. Kuşkusuz bu konuyu da güçlü bir şekilde takip edeceğiz.

- "Türkiye Cumhurbaşkanı zaten bu manaya gelir"

Çelik, bir basın mensubunun "Bir CHP milletvekili sizinle ilgili şöyle bir iddiada bulundu; 'Ömer Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı diyemedi, Türkiye Cumhurbaşkanı dedi.' Bu konu hakkında yorumunuz nedir?" sorusunu yanıtlarken bu tartışmaların daha önce de yapıldığını söyledi.

Bu konunun "bilgisizlik" yüzünden dile getirildiğini ifade eden Çelik, "Daha sonra da bilgisizlik devam ediyor. Ya bilgisizlik ya kötü niyet çok daha büyük iddialar kuruyor bu cümlelerin üzerine. Türkiye Cumhurbaşkanı demek, Türkiye Cumhuriyeti rejiminin başı demektir, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başı demektir. Türkiye Cumhurbaşkanı zaten bu manaya gelir." diye konuştu.

Türk Dil Kurumunun değerlendirmesinde de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı gibi bir ifadenin iki kere cumhuriyetten bahsetmek olacağı ve tekrar anlamına geleceğinin yer aldığını aktaran Çelik, buna göre Türkçe açısından doğru tabirin de "Türkiye Cumhurbaşkanı" tabiri olduğunu söyledi.

Eski Cumhurbaşkanları Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül zamanlarında da Türkiye Cumhurbaşkanı ifadesinin kullanıldığını ifade eden Çelik, Yüksek Seçim Kurulunun 2014 teki Cumhurbaşkanı seçimleri ile ilgili verdiği kararda da "Türkiye Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir." ifadesinin kullanıldığını aktardı.

Çelik, "Dolayısıyla Türkiye Cumhurbaşkanı demek zaten Türkiye Cumhuriyeti devletinin başı demektir. Yani burada Türkiye Cumhurbaşkanı dediğimizde 'Cumhuriyet ifade edilmiyor' diyerek, buradan yine eski bir CHP alışkanlığı olan rejim tartışması çıkarmak ya da çok daha kötü bir hastalık olan Cumhuriyet'in sahipleri kendileriymiş de başkalarını istedikleri gibi Cumhuriyet adına yargılayabilirlermiş ya da suçlayabilirlermiş gibi bir mantıkla hareket etmek son derece yanlış. Son 50 yıldır da benim kullandığım şekilde kullanılıyor. Dolayısıyla boş bir tartışma." değerlendirmesinde bulundu.

- "Bir muhabirin davranışlarıyla ilgili bir problemi, kurumsal bir meseleye dönüştürüyorlar"

Geçen MYK toplantısı sırasında düzenlenen basın toplantısında bir muhabirin salona alınmamasının gündeme getirildiği ve muhalefetin bu durumu "basın özgürlüğünü engelleme" olarak değerlendirdiğinin belirtilmesi üzerine Çelik, söz konusu muhabirin toplantıları düzenli olarak izleyen bir muhabir olmadığını, bu toplantılara 3-4 ayda bir geldiğini anlattı.

Muhabirin daha önce soru sormasının ya da toplantıya girmesinin engellenmesinin söz konusu olmadığını ifade eden Çelik, "Buradaki sorun, buranın kurallarına uyulup uyulmaması ile ilgilidir. Bu muhabir arkadaşımız uyarıldığında sürekli olarak burada sıkıntı çıkmıştır. Daha önceki dönemlerde FOX yönetimine de bu iletilmiştir. Hatta başka bir FOX yönetiminden katılan arkadaşımız, gayet hoş bir şekilde bu toplantılara katılmıştır. O arkadaşımızla ilgili hiçbir problem olmamıştır. Bu muhabirin şahsi davranışlarıyla ilgili bir problemdir." dedi.

Çelik, muhabirin toplantıda çıkardığı sorunlarla ilgili uyarıldığında "cep telefonunu çıkarıp kayda alırım, sizle ilgili yayın yaptırırım" şeklinde tavır gösterdiğini söyledi.

Kanalın ana haber bülteninde Selçuk Tepeli'nin şahsi olarak ortaya çıkan bu meseleyi kurumsal bir mesele haline getirdiğini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

"Bir muhabirin davranışlarıyla ilgili bir problemi, kurumsal bir meseleye dönüştürüyorlar. Bu da onların tercihidir ama ondan sonra kullandığı ifadeler, imalar kişisel saldırı anlamına gelen şeylerin gazetecilikle ne ilgisi var? Herkes kimin ne söylediğini orada görüyor ki bu şahıslar enteresandır, en çok bağımsız gazetecilik konusunda sesleri çıkar, daha önce çalıştıkları televizyon kanalına gittiğimizde kalabalığın içinde hem şahsımıza hem AK Parti'nin siyasetlerine karşı övgüler diziyorlardı, kanal değişince başka bir karakter ortaya çıkıyor. Bu konulara girmek istemiyorum, kişiselleştirmek istemiyorum ama bir televizyon kanalının ana haberini kullanarak kişisel bir zemine girdiğiniz zaman biz de buna her zeminde cevap veririz."

(Sürecek)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner49

banner50