Geleceğin Sektörü Tarım

Abone Ol

Öyle görünüyor ki komşularımızdaki kargaşa ve iç isyanlar önümüzdeki on yıl boyunca devam edecek. Rusya da Avrupa ile kavga etmeye ve anlaşmazlıklara düşmeye devam edeceğe benziyor. Ukrayna ve doğu bloğundaki ülke(cik)lerde bu isyanlara eklenince ateş hattının tam ortasında kalan ülke Türkiye oluyor. Bu bağlamda piyasada tarım ekonomisinin fiyatlarını süspanse eden ülkeler ( Ukrayna gibi)  piyasaya müdahil olamayacaklar. Hatta arz yerine talep bile edecekler! Hal böyle olunca da tarım ve hayvancılığın önemi katlanarak artacak.

Şimdi baştan değerlendirelim;  Komşularımızın (Suriye, Irak, Kuveyt, Ürdün) tarım ürünleri ve hayvansal ürünleri bizden talepleri artarak devam edecek, aynı zamanda Rusya da yüzünü tamamen bize çevirdi, Avrupa'ya olan ihracatımızda artıyor, ülkemizin de tüketimi hızla artıyor! Bütün bunlar şu anlama geliyor artık tarım ürünleri ve hayvansal ürünlerin ucuzlamasını veya eskiden olduğu gibi ucuza gitmesini beklemeyin. Artık ne fasulye 2,5 lira ne de yumurta 10 kuruş olacak.

2000'li yıllarda ülkemizde kişi başı et tüketimi (ülkeye gelen yabancı turistlerin yedikleri de dahil) yaklaşık 3.5 kilo idi, Avrupa da bu rakam (33kg) idi. Bugün ise bizde 13.5kg Avrupa da 38kg civarında. 2020'li yıllar için öngörülen tüketim miktarı 20-25kg arası. Buna birde nüfus artışını eklerseniz, bugünkü üretimin ne kadar katlanması gerektiğini hesap edebilirsiniz. Bu rakamlara ilave olarak ülkeye gelen turist sayısındaki artışı söylemeye bile korkuyorum. Tarım desteklemeleri, hayvancılık desteklemeleri tüm hızıyla devam ediyor, ama koordinasyon ve akılcılıktan uzak bir şekilde. Buna da şükür. Bu ara da bazı uyanıklar milyon m2 araziyi ucuza kapatma derdindeler. Sebep şu, bugün su olmayan araziler 2020 yılına kadar değişik projeler ile sulanabilir hale getirilecek, o zamanda bu uyanıklar köşe oluverecekler. Hâlbuki birileri yaptıkları projeleri önce köylüye anlatsa da, insanlarda ayağını ona göre denk alsa olmaz mı? 

Bana sorarsanız olmaz, yoksa aç gözlü kargaları nasıl doyururuz. Neyse onlara biz ne desek olmaz onların bir “cak-cuk” anlayışı var gidiyor! Gelelim biz asıl konumuza tarımın geliştirilmesine. Sistemli ve verimli çalışma ile daha iyisini yapabiliriz. Ama bizim çalışan kurumlara ihtiyacımız var.  Valilik, Belediyeler ve yerel yönetimler bir araya gelerek üniversiteler ile beraber uzun vadeli eylem planları yapmalı. 

Aslında merkezden planlanan bir şeyler var ama bizim yöneticilerde tık yok. Bakın bu iş böyle olmaz beyler bir yerde patlar demedi demeyin. Sulama projelerinden, toplulaştırmaya, hassas tarım projelerinden, organik tarıma elinizi taşın altına koyun ve sizden bekleneni yapın yol gösterin, projeler geliştirin. Proje gelsin de uygulayalım diye beklemeyin. 

Tarım Konya için olmazsa olmaz. Eğer biz bunu akıllıca kullanır ve üretimimize yansıtırsak, pazardaki payımızda, fiyatların belirlenmesindeki payımızda artar. Veya artmaz elin “gâvuru”  bir m2 ye 120 domates fidesi dikerken biz halen 1m2'ye 12 fide ile bocalamaya devam ederiz. Tarım önemli ve çok daha önemli olacak, biran evvel önlemlerimizi alıp önümüze bakmamız gerekiyor. Kazancınız bereketli olsun.