Ülkelerindeki savaştan kaçan ve bir süredir Türkiye'de misafir ettiğimiz sözüm ona mağdur! Suriyeliler şimdi de Türk vatandaşı olma yolunda! Oh be! Ne ala memleket. Şairin dediği gibi ''Hava bedava, su bedava'' bedava yaşayıp gidiyorlar canım ülkemin atalarımın şehit kanıyla sulanmış güzide topraklarında. Size gerçek fikrimi söyleyeyim; ülkemiz savaşsız, silahsız; dahası başımızdakiler sayesinde altın tepsiler içerisinde sunularak ve gözümüzün içine baka baka işgal altına alınmış durumda. Savaş mağduruyum diyen elini kolunu sallaya sallaya gelip yerleşiyor vatanımıza; önce misafir gibi sonra ise bizden daha bir torpilli şekilde vatandaş olarak.
Bir süre devam eden 'Suriyeliler entegre mi edilsin asimile mi? Tartışmalarının ardından; ''iş imkanı da sağlanır, Tokilerde boş yer de çok'' denilerek apar topar vatandaşlık verilmesine kadar ilerledi iş. İyi ama kime danışarak ve ne hakla? En önemlisi Türk Halkı böyle bir şeye hazır mı? Yoksa sınırlarımız açılırken yapıldığı gibi yine bir ''ben yaptım oldu'' politikasıyla mı yüz yüze geleceğiz?
Başından beri sınırlarımızın Suriyelilere açılmasını tasvip etmiyorum. Üstelik durum bazı dinin arkasına sığınmaya çalışanlarca söylendiği gibi bir 'ensar-muhacir' meselesi olmaktan fersah fersah uzaktadır; kimse kimseyi uyutmaya çalışmasın. Avrupa'nın bilhassa imtina ettiği sınırlarını mültecilere açma meselesinde; üstelikte onlar gibi gelişmiş değil, gelişme yolunda olan Türkiye nasıl olur da bu kadar pervasızca, gözü kapalı her isteyene kapılarını açar ve bir de üstüne vatandaşlık hakkı vermeye cesaret eder doğrusu aklım almıyor. Huyunu suyunu bilmediğiniz bunca insanı halkın arasına karıştırmak ne derece isabetli olacak? Dilimizi bilmeyen; örfümüzden, kültürümüzden bihaber bu insanlar sosyal dokuyu nasıl etkileyecek? Geleceğimizi emanet edeceğimiz çoluk çocuğumuzu şimdiden Ortadoğu görüntüsüne bürünmüş şehirlerimizde mi yetiştireceğiz? Bu insanlar hep böyle bir avuç sığınmacı gibi kalmayacaklar elbette. Çoğalıp güçlendikçe biz asıl vatan evlatlarını hor görmeye başlamayacakları ne malum? Tüm bu sayılanlar ve daha birçok göz ardı edilmeye çalışılan sorun çözüme kavuşturulmadan vatandaşlık hakkının onaylanması, halkımız açısından kültürel erozyona ve toplumsal yozlaşmaya neden olacağından son derece sakıncalı bir durum arz eder.
Bu konuda muhalefeti destekliyorum. Karar, yapılacak olan referandumdan sonra alınmalıdır. Zira böylesi halkı yakından ilgilendiren önemli bir mesele hakkında halka danışılmaksızın sağlıklı bir karar alınamaz kanaatindeyim. Yardım etmek başka şey koskoca bir ülkenin geleceğiyle oynamak başka şeydir. Suriyeli insanlar burada misafir oldukları ve ülkelerindeki şartlar düzeldiğinde geri dönecekleri ön kabulü ile hareket etmeye sevk edilmelidir; her iki ülke halkı için de doğru olan budur.
Üstat Mehmet Akif Ersoy'un yıllar evvel yazdığı ve adeta bugünleri de içine alan manidar eserinden birkaç kıta ile yazıma son vermek isterim.
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle.
!
Hepimiz için daha güzel günler ve aydınlık bir gelecek diliyorum. Türk Halkının sağduyusuna güveniyor ve her zorluğun üstesinden bu sağduyu sayesinde gelinebileceğine inanıyorum. İyi Hafta sonları!