Ebu Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı çok pahalıdır. İyi biliniz ki, Allah’ın metaı cennettir. (Tirmizi, Kıyamat 18)
İnsan en çok gece karanlığında düşman hücumuna uğrar. Gece baskınları, bir çok orduyu hazırlıksız yakalar ve yenilmelerine sebep olur. Böyle bir baskına uğramamak için uyanık olmak, gecenin başlangıcında yol alarak mesafe katetmek, yerini belli etmemek veya uyanık olduğunu göstermek gerekir. Böyle davranan bir kişi veya bir ordu ulaşmak istediği yere ulaşır; böylece zafer de kendilerinin olur. Düşmanın hücumundan ve baskına uğramaktan korkan kimse, bu tedbirleri zamanında alıp uygulamaya koymalıdır. Aksi takdirde başarı şansını kaybeder.
Peygamberimiz, bu temsili anlatımıyla, bu dünyada bir ahiret yolcusu olan insanın, tıpkı savaş zamanında tedbir alan ve böylece zafere ulaşan kimse gibi, vakit kaybetmeden tedbir almasını ve ahirete hazırlanmasını istemişlerdir. Ahiret için alınacak tedbir, Allah’ın emir ve yasaklarına uymak suretiyle bu dünyada iyi bir hayat geçirmekten ibarettir. Müslüman için dünya hayatı bir cihad ve mücahededen ibarettir. Fakat onun yolunun üzerine dizili şeytanın hile ve tuzakları, nefsinin aldatıcı arzu ve istekleri, önüne çıkan birer düşman ve hedefiyle kendisi arasında birer engeldir. Bunları yenebilen kimse, savaşta düşmanı yenen asker gibi galip gelir ve başarıya ulaşır. İnsan ne zaman ve nerede Allah’a kavuşacağını ve dünya hayatına veda edeceğini bilemediğine göre, bütün ibadet ve taatlerini zamanında yapmalı, üzerine düşen her türlü kulluk vazifelerini gücünün yettiği nisbette yerine getirmelidir. Şeytanın hilelerine ve nefsinin bayağı isteklerine baş eğmemek suretiyle bu dünya hayatındaki imtihanı başarabilmelidir.
Meta, ticaret yapılan eşya demektir. İnsanın zenginliği, sahip olduğu eşyanın kıymetiyle ölçülür. Metaın sadece dünyalık mallar için kullanılmadığını, bir ahiret metaının da bulunduğunu Peygamberimizin bu hadislerinden öğrenmekteyiz. Allah’ın metaı, diğer bütün maddî metalardan daha üstün, daha kıymetlidir. Bu meta, dünyada işlenilen güzel işler, iyilikler, ibadet ve taatler, kısacası Allah’ın hoşnut olduğu her şeydir. Çünkü bunlar sayesinde insan cennete girmeyi hak eder. Bu husus Kuranı Kerim’in çeşitli ayetlerinde de açıkça bildirilir: Allah, müminlerden mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır [Tevbe suresi (9), 11]. Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak olan güzel işler ise Rabbinin katında hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır [Kehf suresi (18), 46] gibi ayetler bunun delilidir. Allah’tan korkmak ve dünya hayatında ona göre hareket etmek gerekir. İbadet ve taatleri, iyi ve güzel işleri zamanında yapmak ve her an ölüme hazır olmak gerekir. Günahlardan ve isyandan olabildiğince uzak durmak iyi müminin niteliğidir. Mümin, Allah için malını ve canını feda edebilecek kadar cesur ve cömert olmalıdır.