Gazze'de açlıktan ölen çocuklar mı, insanlık mı?

Abone Ol

Her gün ekranlarda Gazze'de yaşanan dramı, üzüntü ve gözyaşı içinde izliyoruz. Çaresizliğin kıskacında kıvranıyoruz. Dua dışında bir şey yapamamanın acısını yüreğimizde hissediyoruz. Bir yudum suya, bir dilim ekmeğe ulaşamayan çocukların ve yaşlıların göz göre göre ölümüne şahit oluyoruz.

Akan gözyaşını silmek ve günahsız çocukların gözümüzün önünde açlıktan ve susuzluktan ölmelerini engellemek için zulmeden ve katleden İsrail'den “İnsanı Ara” ilanını beklemekten başka çaremiz yok mu?

Yazıyı kaleme aldığımızda, katil ve Siyonist İsrail, bir lütufmuş gibi “İnsanı Ara” ilan etti ve yardımların 10 saatlik geçişine izin verdiği haberi de ekranlarda yer alıyordu.

Bu dramda sorumluluk öncelikli olarak Müslümanlara düşmektedir. Belki de İsrail’i fiili olarak engelleme imkânına İslam ülkeleri olarak gücümüz yetmiyor; ama en azından Gazze’de yaşanan açlık için bir şeyler yapılamaz mı?

Sosyal medyada bugünlerde sıkça paylaşılan Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Hoca'nın bir videosunu çoğumuz izlemiştir. Videoda, Merv’den Hac yapmak için yola çıkan ve Şam’da konaklayan Abdullah bin Mübarek’in yaşadığı bir olay anlatılmakta; bu olay, bizlerin önceliklerimizi doğru sıralamamız ve mesuliyet kuşağını kuşanmamız gerektiğine vurgu yapmaktadır.

Söz konusu olayda, konaklama yerinde kafilenin ölmüş bir kümes hayvanını, murdar olduğu için çöpe atması, ancak o hayvanın çöpten açlıkla kıvranan kız kardeşler tarafından alınması anlatılmaktadır. Abdullah bin Mübarek, kız kardeşlerin acıklı hikâyesini dinleyince, hac masrafları için yanlarında olan 1000 dirhemin 20 dirheminin dönüş için ayrılmasını, geri kalanını ise kız kardeşlere verilmesini ister. Kafile, o yıl hac yapmaz ve geri döner.

Abdullah bin Mübarek’in olayı, sınıfta kalan ilim erbabımıza, siyaset erbabımıza, tasavvuf erbabımıza, ticaret ehlimize ve velhasıl tüm İslam âlemine, hatta insanlığa, bir deniz feneri gibi yolumuzu göstermelidir. Önceliklerimizi gözden geçirmemiz gerekir.

Neler yapılabilir?

Küresel emperyalizmin değirmenine su taşımayı bırakacağız. Onların tüketime ve “satın al at” odaklı çağrılarına kulaklarımızı tıkayacağız. İstiğna edeceğiz, müstağni kalacağız.

Müslümanlar olarak sesimizi daha gür çıkararak, devletimizi yönetenleri teşvik ederek, diğer İslam ülkeleri ve yaşanan soykırımdan insanlık adına utanç duyanları harekete geçirerek, hiç olmazsa insani yardım akışının sağlanması için çaba sarf etmeliyiz.

Elbette kavli dua yapacağız; ama fiili duayı da unutmayacağız. Biz Müslümanlar olarak, bu yaşananlardan sorumluyuz.

Toplanan yardımlar, insanlığın vicdanını harekete geçirerek bir an önce sınır kapılarından Gazze'ye ulaştırılmalıdır. Yarın geç olabilir ve yardım yapabileceğimiz kimse de bulamayabiliriz.

Rabbimiz, başta Gazze olmak üzere tüm Müslümanların yardımcısı olsun.

Yazımızı, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Tefviz Name’sinden dizelerle tamamlayalım:

“Nâçâr kalacak yerde
Nâgâh açar ol perde
Dermân eder ol derde
Mevlâ görelim n'eyler
N'eylerse güzel eyler.”
(Erzurumlu İbrahim Hakkı)

Selam ve dua ile…