Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm vizyonu doğrultusunda hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM/SKDM), kapsama alanını ham maddelerin ötesine taşıyarak küresel ticaretin dengelerini yeniden şekillendiriyor. Avrupa Parlamentosu’nun çelik ve alüminyum yoğun işlenmiş ürünleri kapsama dahil etme yönündeki adımı, emisyon takibini fabrika bacalarından çıkarıp nihai ürünün her bir parçasına yayıyor. Sürdürülebilir Kalkınma, Karbon Piyasaları ve İleri Teknolojiler Uzmanı Dr. Gözde Koygun, Avrupa’nın bu yeni hamlesinin Türkiye’nin ihracat haritasını doğrudan etkileyeceğini ifade ediyor. Karbon maliyetinin artık çeliğin üretildiği tesiste kalmadığını belirten Koygun, sanayi ürünlerinin üzerindeki gizli emisyonların da takibe alınacağına dikkat çekiyor.

Gözde Koygun-1

Enerjinin kaderi Hürmüz’e mi bağlı?
Enerjinin kaderi Hürmüz’e mi bağlı?
İçeriği Görüntüle

HAMMADDEDEN NİHAİ ÜRÜNE ULAŞAN KARBON TAKİP SİSTEMİ

Sistem ilk kurulduğunda çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik gibi ana girdileri hedef alıyordu. Ancak ham maddenin işlenerek farklı bir ülkeye aktarılması ve oradan işlenmiş parça olarak Avrupa pazarına girmesi kuralların esnetilmesine zemin hazırlıyordu. Avrupa yetkilileri, karbon kaçağının önüne geçebilmek adına denetim mekanizmasını ham maddeden ara mala, parçadan nihai ürüne kadar uzanan tüm tedarik zincirine yayma kararı aldı. Bu durum, yakın gelecekte küresel pazarlarda rekabet eden şirketlerin sadece "Ürünümün karbon ayak izi nedir?" sorusuyla yetinmeyip, "Ürünün içindeki karbon hangi kaynaktan geliyor?" sorusuna da yanıt vermek zorunda kalacağını gösteriyor.

TÜRKİYE İHRACATINDA OTOMOTİV VE YAN SANAYİ KRİTİK EŞİKTE

Gelişmeler Türkiye’nin üretim ve ihracat stratejisi açısından hayati bir önem taşıyor. Türkiye, Avrupa pazarına yalnızca ham çelik veya işlenmemiş alüminyum satan bir ülke konumunda bulunmuyor; aynı zamanda bu malzemeleri işleyerek devasa bir sanayi ekosistemine dönüştüren stratejik bir tedarikçi olarak öne çıkıyor. Otomotiv ana ve yan sanayisinden makine üretimine, bağlantı elemanlarından tel, yay ve alüminyum parça imalatına kadar pek çok sektör bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Yaşanan genişleme ile birlikte emisyon takibi çelik üreticisinin sorumluluğu olmaktan çıkarak, çeliği satın alıp işleyen tüm imalatçıların ortak gündem maddesine dönüşüyor. Şirketler için ham maddenin birim fiyatı kadar, üretildiği tesisin enerji kaynağı ve emisyon doğrulanabilirliği de ana satın alma kriteri haline geliyor.

8-301

TİCARETİN YENİ ANAHTARI: KARBON MUHASEBESİ

İmalat sektöründe yıllardır geçerliliğini koruyan fiyat, kalite ve teslimat üçlüsüne artık dördüncü temel parametre olarak karbon dâhil oluyor. Karbon verisi, ticari anlaşmalarda doğrudan ekonomik değer taşıyan bir enstrüman niteliği kazanıyor. Yaşanan bu kırılma, klasik finansal raporlamaların yanında şirketlerin "karbon muhasebesi" altyapılarını da kurmalarını zorunlu kılıyor. Düşük karbonlu çelik, yeşil enerji kullanımı ve geri dönüştürülmüş ham madde tercihleri sadece çevresel sürdürülebilirlik raporlarını süsleyen metinler olmaktan çıkıp, bizzat pazara giriş vizesi olarak kabul ediliyor.

Whatsapp Image 2026 09 15 At 21.00.34

TÜRKİYE İÇİN RİSK KADAR BÜYÜK BİR TEDARİK FIRSATI

Düzenlemeyi yalnızca ihracata getirilen ek bir maliyet yükü olarak değerlendirmek stratejik bir eksiklik olarak öne çıkıyor. Türkiye; Avrupa pazarına olan coğrafi yakınlığı, gelişmiş sanayi altyapısı, güçlü otomotiv ekosistemi ve elektrikli ark ocaklı çelik üretim kapasitesiyle süreçten kazançlı çıkabilecek potansiyele sahip. Firmaların CBAM kurallarının tam anlamıyla yürürlüğe girmesini beklemeden ürün bazlı karbon ayak izini ölçmesi, tedarikçi verilerini izlenebilir kılması ve doğrulanabilir altyapıları kurması gerekiyor. Karbon maliyetini ürün fiyatlandırmasına doğru entegre eden Türk firmaları, Avrupa'nın sadece yakın ve ucuz değil, aynı zamanda en güvenilir düşük karbonlu üretim üssü haline gelebilir.

Muhabir: ALİ EMİR ARSLAN