Ergen ebeveyni olmak

Abone Ol

Kimse bize ergenlikte ergen olduğumuzu ve yeniden bir ergenlikten geçeceğimizi söylememişti. Oysa çocuklarımız büyürken, biz de bir ergenliğe giriyoruz: Bu sefer onların gözünden, onların isyanından, sessizliğinden ve bazen de fırtına gibi patlayan öfkesinden…

Ergen ebeveyni olmak; sadece büyüttüğümüz bir çocuğa eşlik etmek değil, kendini yeniden tanımak, sabrını sınamak, sevgini sorgusuz sunmayı öğrenmek demektir ki bu, bu devir çocuklarında gerçekten zor. Çünkü bu dönem, sevginin kanıtını sözlerle değil, tutarlılıkla sunmamız gereken bir dönem. Bizim çocukluğumuzda bizi uyaran algımızı dağıtan bu kadar etken yoktu, şimdi ki çocukların ergenliği bizim zamanımıza göre çok daha çetin. Teknolojinin ve zamanın birçok şeyi derinlemesine değiştirdiğini düşündüğümüz bu zamanda ergenlik şekli nasıl değişmesin. Sosyal medyada görülen sahte hayatlar çocukların bilinçaltını bu denli kurcalarken, aileye isyan ve baskıların öfkenin son raddesini yaşatır hale getiriyor.

Onlar odalarına çekildiklerinde, biz içimize çekiliyoruz. Cümle kurmadıkları zamanlarda, binlerce cümle kuruyoruz içimizden. Cümle kurduklarında da canımızı nasıl yakan cümleler..  “Ben nerede yanlış yaptım?”, “Eskisi gibi neden konuşmuyor? Ya da neden bu denli sert konuşuyor? gibi sorular, gece uykularımıza sessizce sızıyor. Hele birde öfkeyle karşılık veriyorsak yüksek bir ses çıkarttığımızda içimizdeki vicdan azabı. Ben bizim nesil için çocukken anneye babaya hizmet eden, yetişkin olunca da çocuğa hizmet eden kayıp bir nesiliz derim.

Ama gerçek şu ki: Bizi sevmekten vazgeçmediler. Sadece artık sevgilerini başka bir dille ifade ediyorlar. Bazen sessizlikle, bazen göz devirmeyle, bazen de kapıyı çarparak… Bu dil karmaşık. Ama içinde hâlâ tanıdık bir şey var: Bağ kurma isteği. Artık ilgiyi bizden nasıl ne şekilde istediklerini bilemez hale geldik. Öfkelendiklerinde mi gör beni diyorlar, sustuklarında mı?

Ergen ebeveyni olmak, tıpkı bir çocuğun yürümeyi öğrenmesi gibi: İlk adımlar zor, düşmeler çok. Ama sabırla yanında yürümeyi sürdürürseniz, bir gün dönüp size sarıldığında anlayacaksınız ki, o yolculuk hep birlikte yüründü.

Onlara alan tanımak, ama o alanı terk etmemek. Sınır koymak, ama o sınırları ceza gibi değil, sevgi çemberi gibi kurmak. Sessizliklerine tahammül göstermek, ama “Seninleyim” mesajını hep hissettirmek… Zor ama imkânsız değil.

Biliyorum şu anda bunlar çok zor geliyor bende bir ergen ebeveyni olarak çok zorlanıyorum. Kendimi de büyütüyorum. Belki de tam olarak yaşayamadığım ergenliği bende kızımla yaşıyorum kim bilir. Şu anda zamanın hızı yetişmemiz gereken onca şey ve çocuklar. Bildiğim tek bir şey var, geçecek.

Ve belki de en çok şunu hatırlamak gerek: Onlar bu dünyada yerlerini bulmaya çalışırken, bizim görevimiz hâlâ aynı -onlara yuva olmak. Fırtınadan kaçmak değil, onlarla birlikte ıslanmaya razı olmak.

Çünkü günün sonunda, bir ergenin en çok ihtiyaç duyduğu şey, çocukken hissettiği o güvenli yerin, hiç değişmeden orada durduğunu bilmektir.