EĞİTİMLE BAŞLARIMIZ EĞİLİYOR MU? (1)

Abone Ol

   “Güney Afrika'da bir üniversitenin giriş kapısında aşağıdaki mesaj yazar:

"Herhangi bir milletin yok edilmesi atom bombası veya uzun menzilli füzelerin kullanılmasını gerektirmez. Sadece eğitim kalitesini düşürmek ve sınavlarda kopya çekilmesine izin vermek yeterlidir."

Hastalar bu tür doktorların ellerinde ölür.

Binalar bu tür mühendislerin ellerinde çöker.

Para, bu tür ekonomistlerin ve muhasebecilerin elinde kaybolur.

İnsanlık, bu tür din adamlarının elinde ölür.

Adalet, bu tür hâkimlerin elinde kaybolur...

"Eğitimin çöküşü milletin çöküşüdür.

Eğitim kelimesinin TDK’deki karşılığı :“Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye“ olarak ortaya konmuştur.

Okul, öğretmen ve ailede bu beceri ve kişiliklerini geliştirmede yükümlü. Bunu ne kadar becerebiliyoruz?

Geçen günlerde bir dost meclisinde eğitim sistemimizin içler acısı durumu gündeme geldi. Niceliğin niteliğe üstünlüğü konusunda herkes hem fikir. Sayısal verilere baktığımızda yerimiz “Devler Ligi”.

Öğrenci sayımız –öğretmen sayımız birçok ülkenin nüfusundan daha fazla. Fakat erdemli, kaliteli bireyler yetiştirebilme konusunda sınıfta kalıyoruz.

Yazımızın girişindeki acı gerçeklerle yüzleşiyoruz.

Her gün öğrencilerin karıştığı, şiddet, uyuşturucu ve buna benzer birçok adli vakaya şahit oluyoruz. İçimiz yanıyor.

Geleceğimiz konusunda haklı olarak endişe duyuyoruz. Güncellenmeyen, gereksiz bilgilerden ayıklanmayan, nesnel olmayan müfredat ile gençlerimiz sadece bilgiye boğulmakta ve hamallık yapmakta.

Öğrencilerimizi sahada oyuncu olarak değil yaşam türbininde seyirci olarak yetiştiriyoruz.

Eğitimin “nesnesi” olan öğretmenlerimiz ne kadar itibarlı. Ne kadar donanımlı? Ne kadarı yaptığı işin farkında? Birçoğu niçin tükenmişlik sendromu yaşıyor?

 Gençlerimizi dinç kılacak, diri tutacak güncel bilgiler, sosyal ilişkiler, bakışlar ile müfredatı sık sık taze kan ile besleyebiliyor muyuz? İnsanı, tarımı, hayvanı, suyu, börtü böceği kısaca doğayı merkeze alan insani, vicdanı, davranışı önceleyen bir müfredatımız var mı?

Diğer taraftan öğrencilerini sadece sınava değil, hayata hazırlayan bir eğitim ordumuzdan söz edebilir miyiz?

Nesne değil, özne olacak güçlü bireyler yetiştirmek için neler yapılmalı?

Sorular…

Sözleri Pir Sultan Abdal’a ait bir türkü de:

“Derdim çoktur hangisine yanayım

Yine tazelendi yürek yarası”

Söz konusu eğitim olunca bizim de derdimiz çok ve yürek yaramız da her gün tazelenmektedir.

İnşaallah eğitim konusuna haftaya devam edeceğiz.

Selam ve dua ile.