Hoşgörü ve kardeşliğin dünyadaki, belki de tek temsilcisi Hazreti Mevlana, aramızdan ayrılmasının 750. yılında şehrimizdeki törenlerle anıldı…
Mevlana 1273 yılında Hakk’a kavuşmuş…
Allah rahmet eylesin…
İyi ki Konya’ya gelmiş…
İyi ki Türbesi Konya’da…
Öyle olmasaydı, dünyanın adamı Konya’ya gelir miydi?
Sanmıyorum…
“Ne olursanız olun, gelin” diye bir çağrı yapmış, dolayısıyla da yıllardır dünyanın ve ülkemizin her köşesinden rengarenk binlerce insan Konya’ya geliyor…
Dinleri, dilleri, renkleri fark etmeksizin, hem de koşa koşa geliyorlar Hazreti Pir’e dua etmeye…
Konya, hem maddi hem de manevi bir kazanca sahip oluyor!
Meseleye sadece “para” olarak bakmamak lazım…
Maneviyatımız da zenginleşiyor…
Hazreti Pir’in şu 7 öğünü önemseyenlerdenim…
xx
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
Hoşgörülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
xx
Mevlana’nın öğütlerinde tarif ettiği insan var mıdır?
“Var” da diyemem, Yok” da diyemem…
Ama, çok önemli öğütler…
Onun için sevilmiş Hazreti Mevlana…
Özellikle Şeb-i Arus ve bir gün öncesi, şehrimizin açık ara, en hareketli olduğu günler oldu…
Dünyanın insanının katıldığı, benzetmek gibi olmasın da, “Rio Karnavalı” gibi olmasa da, “Türbeönü” ve “Mevlana Alanı” rengarenk insanlarla başka bir güzelleşti…
Düğün gecesinin gündüzünün hakkı verildi…
Tabii ki, burada Büyükşehir Belediyesi’nin kurmuş olduğu sohbet çadırı ile Karatay Belediyesi’nin misafirlere ikramları da, bu güzel görüntülerin ortaya çıkmasına önemli bir katkı yapmıştır…
Mevlana Caddesinde yaşamış ve bugünlere gelmiş bir insan olarak, Mevlana’nın kadir kıymetini bilenlerdenim…
Mevlana’ya ziyarete gelen yerli ve yabancıların ekmeği kursağımızdan geçti…
Dolayısıyla da, Hazreti Pir, kişisel olarak, biz ve bizim gibi binlerce insana ekmek kapısı olmuştur…
Yıllardır şehrimizde görkemli bir şekilde kutlanan bu törenler, bu sene bana çok daha zengin geldi…
Özellikle katılımcılar noktasında…
Doğru mudur, abartı mıdır bilmiyorum, mesela İran’dan 4 bin Mevlana sevdalısının Konya’ya geldiği fısıldandı kulağıma…
İstanbul ve Ankara’dan misafirlerim olması nedeniyle, Cumartesi ve Pazar günümün 10-15 saati Türbeönü, Aziziye Camii ve Mevlana Alanın da geçti…
Bana çok ilginç gelen ve sizlere de ilginç geleceğini tahmin ettiğim resimler çektim…
Daha doğrusu, giyim-kuşam tarzı ile dikkatleri üzerlerine çekenleri ıskalayamadım…
Bunları da kendime saklama yerine, sizlerle paylaşmakta bir sakınca görmedim…
Özetlersem; birbirinden güzel programlar, hem gözleri, hem de ruhları doyuran törenler ve değişik etkinlikler Konya’nın gündem olmasına vesile oldu…
Şehrimize gelenler misafirler, geleneksel Konya yemeklerini de tadarak, damaklarını çatlattılar…
Gelen yerli misafirlerden bazılarına kulak misafiri oldum ve Konya’nın umumi tuvaletleriyle ilgili övgü sözleri açıkçası, gururumu okşadı…
Yerli turistlerden, hem de bakımlı olanlarından bir ailenin, “tuvaletler evimizin tuvaletleri kadar temiz, helal olsun Konya Belediyesi’ne” sözleri, ne yalan söyleyeyim, çok hoşuma gitti…
Ölümünün 750. yılında Hazreti Pir’i tıpkı bize öğütlediği gibi sevgi, hoşgörü ve minnetle anıyoruz.