Geçen Çarşamba günü Himmet Tömtöm, İbrahim Çiçek ile ziyaretlerde bulunduk. Ziyaret esnasında dünden bugünden dem vurup Çumra’mızın geleceği adına bugün yapılması gerekenleri ve aklımızın erdiğince istişare başka deyişle fikir alışverişinde bulunduk.
Daha müsait ortamlar içinde birçok güzelliklere vesile olmak dileğiyle diyelim ve yazımıza devam edelim mi?
*
Böylesi ziyaretler ve hasbihaller bana yıllar öncesi olan bir olayı hatırlattılar başka deyişle bil vesile çağrışım yaptı. Eften püften ceviz kabuğunu doldurmayan meseleden dolayı tartışma kavgaya kadar varır. Kenarda duran diğer arkadaşları müdahil olup bunları ayırmayanlara kavga edenler paket içinde kına gönderdiklerine şahit olmuştum. Yangına körükle gidildiği nerede görülmüştür
Böylesi durumlarda aklı başında sağduyu sahibi insanlar muhakkak müdahil olmalıdırlar.
Çünkü onlar dünya denen karanlık dehlizde ışık tutabilecek tecrübeye sahiptirler.
Yaşlı adam ukala gence seslenir;
--- Senin yaşadıklarını ben biliyorum ve yaşadım. Ancak, benim görüp ve yaşadıklarımı sen ne gördün ne yaşadın!
Biz her zaman bu sohbet köşemizde büyüklerimizin yol gösterici nasihatlerini dinlemenin olmazsa olmaz şart olduğunu ifade ede geldik.
Faydasını da her zaman gördük.
Zaman belki onların yaşadığı zamanla aynı zaman değildir. Şartlar elbette çok değişmiştir.
Ancak, her ne şart olursa üç aşağı beş yukarı bizden önce yaşayan büyüklerimizin tecrübesinden muhakkak faydalanmalıyız.
Burada yeri gelmişken Üstat Cemil Meriç’in veciz sözünü sizlerle paylaşayım;
“DÜŞÜNENİN GÖREVİ;
İNSANINDAN KOPAN, TARİHİNİ UNUTAN VE YOLUNU ŞAŞIRTAN AYDINLARI İRŞADA ÇALIŞMAK,
KIZMADAN, USANMADAN İRŞAT!
GERÇEK SANAT AYIRMAZ, BİRLEŞTİRİR!”
O zaman samimiyetle diyelim mi? Hem de Kınalızade’nin ifadesi ile;
“Aklen ve dinen övülen, Allah’ın razı olduğu güzel işlere tutunmak, bu yolda azmini kaybetmemek, tembelliğe düşmemek, samimiyeti ve içten kulluğu gerektirir.
Salih fiillerin kişiyi ne derece yükselteceği açıktır. Bunlara tutunup iyi işlere devam etmek gösterilen şuurlu hareket, bu fazileti çıkarır.
Salih fiilleri aramakta tembellik göstermek, zamanla çirkin işleri yapmayı doğurur ki, bu kişinin aleyhinedir.”
Samimiyet şimdiki ifade ile içtenlikle yapılacak olan işler hem sana hem de bulunmuş olduğun topluma, çevreye hayır, güzellikler getirecektir.
O halde sadakat ile çalışmalarımıza devam etmeliyiz.
“Kinden, öfkeden, çıkardan sıyrılmış, saf ve halis dostluğun adı sadakattir.
İnsanlar arasında yer bulacak olan sadakat; daima din, devlet ve milletine; dostlarına, akraba ve komşularına sözle ve işle hayır ulaştırma arzusudur.
Sadakat toprağa ekilmiş tohuma benzetilmektedir. Ki, o tohum toprak altında ne kadar kalırsa kalsın, eğer Allah tarafından bir afet gelmezse muhakkak yeşerir.
Sadakat da böyledir. Bu fazilete sahip olan kişiler muhakkak bunun semeresini görürler.
Sadakat ancak, doğrulukla örtüşür.
Doğrular, her türlü şartlar altında meyve verecektir.
Doğruluk sonsuzluk güneşidir, nasıl olsa doğar.
Doğruluktan, kalbe huzur ve sükûn gelir, yalandan şüphe ve perişanlık doğar.
Doğrulukla ile ilgili sözleri buraya yazmaya kalkarsak bu köşe yetmez.
Hem tembellik yapacaksın hem de en güzel mükâfatları umacaksın yok öyle bir dünya sizce varsa siz oraya bizim dükkânda çalışan karşılığını alır. Doğru ol, dürüst ol hem bu dünyada hem de öbür âlemde karşılığını alırsın!
Şunu iyi bilesin ki, doğruluk her iki dünya için tükenmez azıktır. Sakın ola ki, bu azığı yanından ayırmayasın.
Öyle ise düne bakıp yarınların elinden tutalım mı?