Dünden bugüne yaşanmışlıklardan!

Abone Ol

Yeni yıla girerken bambaşka duygular içindeyiz.
Hz. Mevlana; Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım.
Ancak dün ile bugünü birbiriyle örtüştürmemiz lazım. Dünü inkâr ederek bir yere varamayız. Öyle değil mi?
Asırları yıllarla yarıştırdım.
Ayları günlerle alıştırdım.
Dünü bugünle barıştırdım.
Yarın da kazanalım diye.
Öyleyse dün her şey kötüyse bugün her şey güzel her kesim mutlu her yer güllük gülistanlık mıdır?
Böylesi bir tablo görünüyor mu?
Bilindiği üzere bölgemiz tarıma dayalı ekonomisi olan daha doğusu geçimini çiftçilikle sağlamaktadır. Hangi çiftçi şu andaki gidişattan memnundur?
Şu gelmiş bu gelmiş, şöyle demiş böyle demiş, hepsi tamamda huzura giden yol öyle veya böyle mideden geçmektedir. Tarlalarda huzurla çalışan, gelecek kaygısı taşımayan insanlarımız ne kadar çoksa o kadar mutluyuz ve o kadar huzurluyuz ne dersiniz? İnşallah olumlu günlere kavuşmak nasip olur..
**
Zaman bizi nereden nerelere getirdi?
Ne küheylanlar vardı. Tam koşacakları zamanda bir kenara çekilip pusuverdiler.
Biz karınca kararınca kendi çapımızda gücümüzün yettiğince insanımıza faydalı olmanın gayreti içerisindeyiz.
İtfaiyede çalışırken birçok yaşanmışlarımız oldu. Elimiz kalem tutuyor ya zaman zaman yaşanmışlıklarımızı sizlerle paylaşıyorum. Ve başlıyorum yazmaya;
Rahmetli olan hemşerim Dokumacı Ahmet Ağabey seni arıyor. Dediler. Ben gülerek;
--- Ne hayır hemşerim Ahmet Yıldız’ı arıyormuşsun?
--- Hacı Ahmet kardeşim her gün yazılarını okurum birde kendisiyle yüz yüze sohbet edeyim. Dedim. Hacı Ağabey uzun sure çarşıda esnaflık yapmış ve benim çok sevdiğim Hadimli Dokumacı Ahmet Ağabey! Ben adaşımı kırmadan Ahmet Yıldız’ın ben olduğumu anlatmam gerekir.
---Dokumacı Ahmet Ağabey! Beni yıllardır Dorlalı Eşref’in oğlu Hacı Ahmet olarak tanırsın. Hacı Ahmet’in Yıldız’ı da var.
--- Yahu Hacı Ahmet beni mahcup ettin. Nasıl bilemedim.
--- Ne mahcubiyeti Sevgili Ağabeyim. Diyerek gönlünü aldım. Çay içtik uzun uzun sohbet ettik. Hadim’in dağlarından Taşkent’e kadar uzandık. Belediye konutlarında yeni aldığı eve taşınmış emeklilikte yenge hanımla bir de soba yakmayalım. Derken gözleri parlıyordu.
Evet, yıllardır can yoldaşı olan hanımıma bir de soba yaktırmayalım.
Çumra’da her türlü keseye hitap eden ev daire bulmak mümkün olması ayrı bir güzelliktir.
Rahmetli Dokumacı Ahmet Ağabey aynı zamanda eski Yenidoğan Mahalle Muhtarı Ekrem Çelik’in de kayın babası olurdu. Ani denecek şekilde Dokumacı Ahmet Ağabey rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin!
Son deminde kendince tam emekliliğin tadını çıkaralım hep başkalarına hizmet ettik biraz da hanıma kendimize hizmet edelim. Demişti. Mekânı cennet olsun.
**
Karaman'ın Kâzımkarabekir ilçesi ağalarından biri, aynı ilçe ulemasından Necati Yeniel Hoca'ya:
- Yaav, Hoca, sen bu kadar kitabı ne yapıyon Allah aşkına be? Hepsini okuyon mu sen bunları?
Der dururmuş. Necati Yeniel Hoca'nın zengin kütüphanesini her görüşünde. Bir, iki, üç derken bir gün yine aynı merak içinde bu soruyu sorarken, tevafuk bu ya, Karasakal Hoca da oradaymış. Adam yine:
- Yaav, Hoca!.. Hepsini okuyon mu sen bunları? Deyince, Karasakal Hoca:
- Ülen para keretası, demiş, kaç dönüm tarlan var senin?
- Binlerce...
- Kaç havayı zahire kaldırdın bu tarladan?
- Milyonlarca...
--Kaç koyunun var? Kaç evin?
- Ohooo-oh! Yorma Hoca beni Allah aşkına yaav! Ne bileyim ben bu kadar koyunum var?
Adedini mi bilirim?
- Peki! Lan kerata, hepsini yiyor musun sen bunların? Hepsinde oturuyon mu o evlerin?
Deyince, adam anlayacağını anlamış ve Necati Yeniel Hoca Karasakal'a:
- Hay nüktelerinle bin yaşa be hoca demiş, herifin ağzını bir türlü kapatamıyordum. Sen kilitleyiverdin geçtin gittin be! Hay Allah razı olsun!
2026 yılının bizlere hayırlar getirmesi dileğiyle yazımızı bitirelim mi?