SAĞLIK

Dikkat! Küresel çapta yeni bir pandemi mi geliyor?

Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, belirsizliğin tetiklediği kaygı bozukluklarına karşı yaşam tarzı değişikliğine dikkat çekerek, "Kendi küçük köşemizde neyi iyi yaparsak her şey daha iyi olur? Bunlara odaklanmalıyız" dedi.

Abone Ol

DÜNYAYI SARAN BELİRSİZLİK VE GÜÇ DENGELERİ

Antalya’da düzenlenen kongrede dünya genelindeki ruh hali üzerine çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Kemal Sayar, belirsizlik arttıkça toplumların geleceği "tamamen üzerimize paldır küldür gelen" bir şey gibi algılamaya başladığını belirtti. Küresel ölçekte yaşanan değişimlerin ruh sağlığı üzerindeki baskısını şu sözlerle aktardı: "Dünya çok enteresan bir dönemden geçiyor. Çok kolaylıkla gücün hakkı, hakkın gücünün önüne geçebiliyor. Yani ben güçlüyüm diyen bir insan, 'gücü, gücüne yetene' mantığını çok kolaylıkla uygulayabilir hale geldi. Bu bütün dünyada küresel bir kaygı pandemisine yol açtı. Yani yarın bugünden daha mı kötü olacak?"

ÜMİT DUYGUSUNUN KAYBI VE PANDEMİ SONRASI YARALAR

İnsan psikolojisinin yarınlara dair beslediği beklentinin önemine değinen Sayar, toplumların kolektif bir ümitsizliğe sürüklendiğini ifade etti. Ekonomik belirsizliklerin ve iş güvencesinin olmamasının bu tabloyu ağırlaştırdığını dile getiren Sayar, süreci şöyle özetledi: "Ümit duygusu insana şu hissi verir. Yarın daha güzel olacak hissi verir. İnsan giderek ümidini kaybetmeye, yarının daha kötü şeyler getirebileceğini düşünmeye başladı. Zaten pandemiden hasarlı olarak çıkan dünya toplumları, bir de bu küresel savaşlarla beraber daha da fazla yara almış durumdalar."

ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIM: KENDİ KÜÇÜK KÖŞENE ODAKLAN

Kaygı bozukluğunun insanı mutsuz ve işlevsiz hale getirerek adeta hayatı felç ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Kemal Sayar, korunma stratejisi olarak bireyin kontrol edebileceği alanlara yönelmesi gerektiğini savundu. Sayar, kaygı ile mücadelede şu reçeteyi sundu: "Kaygı bozukluğundan korunmak için her birimiz kendi yapabileceğimiz şeye odaklanmalıyız. Bizi aşan, çözemeyeceğimiz büyük dertler için kaygı üretmeyi bırakmalıyız. 'Kendi küçük köşemizde, hayatımızda ne yapabiliriz? Neyi iyi yaparsak her şey daha iyi olur?' Bunlara odaklanmalı, yapabileceğimizin en iyisini yapmaya gayret etmeliyiz."

İLAÇTAN ÖNCE YAŞAM BİÇİMİ DEĞİŞİKLİĞİ

Kaygının tedavi edilmediği takdirde kişinin toplumda var olamamasına ve üretememesine neden olduğunu hatırlatan Sayar, müdahale yöntemleri konusunda önemli bir hiyerarşiye dikkat çekti. İnsanların öncelikle düşünce tarzlarını ve yaşam biçimlerini değiştirerek birtakım kaygı bozukluklarını düzeltebileceğini belirten Sayar, profesyonel yardım sınırı için ise şu noktayı işaret etti: "Üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren insanlar kaygı bozukluğunun düzeltilmesinde herhangi bir aşama kat edemezse hekimlerden yardım istemeli." Prof. Dr. Kemal Sayar, bu süreçte bireysel çabanın ve hayatı anlamlandırma gayretinin iyileşme yolundaki ilk adım olduğunu vurguladı.