Değişimin kelime anlamına baktığımızda, bir önceki durumdan başka bir duruma geçmek olarak tanımlandığını görmekteyiz. Peki, her şey değişir mi? Bu sorunun cevabı basit değil mi? EVET, her şey değişir. Zaman değişiyor, mevsimler, yaşımız, fiziki özelliklerimiz…
Bunu kabul eden zihnimiz, sıra insanların düşüncelerindeki değişime gelince bir duraksama yaşıyor. Bu duraksamayı yaşayanlarımızın kendine göre sebepleri tabii ki farklı. Aynı olan şey ise değişimi kabul etmeme durumumuz…
Yaşadıkça deneyimlerimizden öğreniyoruz. Bir sohbette bazen bir cümle yetiyor değişim kapısını açmaya… Okuyoruz, gelişiyoruz, yeni yerlerin kapısını aralıyoruz…
Fakat bazı çevreler istiyor ki, ilk tanıdıkları halleri ile kalalım. Kendine her konuda sınır koyan insanlar karşımıza dikilip eski düşünce ve davranışlarımızı ısıtıp ısıtıp önümüze getirebiliyor. Özellikle bu değişim iyi yönde oluyorsa, değişim evresinde olan kişi için demoralize edici bir etki oluşturabiliyor.
Çok duymuşsunuzdur: “Eskiden böyle yapmıştı.” Evet, yapmıştı; fakat belki yolunu değiştirmeye karar verdi.
Hoşgörü dediğimiz şeyi kendimize isterken, başkalarına gösterebildiğimiz sürece hayattan bunun karşılığını alacağımızı unutmamak gerekir. Ne ekersek onu biçeriz. Çevremizdeki insanlara sürekli eleştirel bakarsak biz de o eleştiri oklarından bir gün nasibimizi alırız.
“Sen böyle düşünmüyordun,” diye karşımıza çıkan insanlara, “Size aynı kalmakla ilgili bir söz verdiğimi hatırlamıyorum,” diyebiliriz.
Açık görüşlü insanlar kendilerini yenilerler; değişimden korkmamalıyız. Kimsenin, yaşantımızdaki zorlu dönemeçleri geçerken verdiğimiz tepkileri üstüne vazife edinip bize sunmasına izin vermememiz gerektiği düşüncesindeyim.
Hayat kolay değil. Maddi manevi herkes bir mücadele içerisindeyken, kimsenin bu süreci zorlaştırma telaşına ortak olmamalıyız. Değişim ile evrildiği yeri beğenmiyor muyuz? Eğer ilişkide derinleştiğimiz bir kişi ise, sosyal destek verip farklı bir yere evrilmesi için destek olabiliriz. Fakat yakın ilişki kurmadığımız bir kişi ise mesafe koyarak sınırları çizeriz; bu kadar.
İnsanların değişim ve gelişim hakkına saygı duymak neden bizde kabulsüzlüğe neden oluyor? Bunun cevabı kendimizde saklı… Kimseyi değiştiği ya da dönüştüğü kişi için yargılayamayız. Birbirimize “Asla değişmeyeceğim,” diye söz verirsek, bunun komada biz zihinle olabileceğini unutmayalım.
Kaldı ki bazı insanlar daha zor yollardan yürüyor, daha taşlı yollardan geçiyor, daha büyük sınavlar veriyor. Ve buradan gelen değişim, daha çok ses çıkarıyor. Daha önce aile ilişkilerinde daha kırılgan sınırları olan bir birey, zaman içerisinde kendisini geliştirip bu sınırların kırılmasını önleyecek bir esneklik getirdiyse, bu değişimi için kimseye özür borcu yoktur değil mi?
Sürekli eskiyi öne sürme fikri bu açıdan bakıldığında kulağa nasıl geliyor?
Not: Bu yazıda, genel olarak insanların olumlu değişim alanlarına yönelmesi ve karşılaştığı tepkiler üzerine durulmuştur.