Dede Korkut....

Abone Ol

DEDE KORKUT HİKÂYELERİNDE KADIN OLGUSU

Kadın, Türk milletinde çok değerli bir varlıktır.  İslamiyet'ten önce soysal ve siyasi hayatın her alanında etken olan kadın, İslamiyet'ten sonra 16 yüzyılın ortalarına kadar yine aktif hayatını sürdürmüştür. Selçuklular döneminde kadın adına hastaneler, kümbetler yapılmıştır. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçuklu Türk Devletlerinde kadın yine hayatın her konusunda etkilidir. Bazen kadını ünlü bir hükümdar, askerlerinin başına geçen güçlü bir komutan veya elçileri kabul eden, kendine has divanı ve devlet ricaline sahip muktedir bir Hatun olarak görmekteyiz.

Türklerin kadına verdiği değer pek çok destanlara ve hikâyeler konu olmuştur. Bunun en güzel örneklerini Dede Korkut Hikâyelerinde görmekteyiz.

Dede korkut hikâyelerinde kadın, erkeğin dengi, her konuda destekçisi, görüşlerine değer verilen ve ona akıl danışılan bir varlıktır. Dirse Han hikâyesinde oğlu kızı olmayan Dirse Han'ın evine gelip hanımına serzenişte bulunduğu zaman onun hanımına söylediği övgü dolu sözler çok etkileyicidir:

“Berü gel başım bahtı evimin tahtı

Evden çıkıp yürüyende servi boylum

Topuğunda sarmaşanda kara saçlım

Kurulu yaya benzer çatma kaşlım

Kuşa badem sığmayan dar ağızlım”

Bir serzenişte bile hükümdar hanımına bu şekilde hitap edebiliyorsa, mutluluk anlarında Türklerin kadına verdiği değeri bir düşünün!

Dirse Hanınhanımı akıllı, bilge bir kadındır. Onun fikri beyine hep yol gösterici olmuştur. Beyinin kızgınlığını gidermiş ve “ attan aygır, deveden buğra koyundan koç kestirerek” büyük bir toy yapmasını, açları doyurup çıplakları giydirmesini, dış oğuz ve İç oğuz beylerini çağırarak herkesi yedirip içirmesini, Tanrıya dilekte bulunmasını tavsiye etmiştir.

Dede Korkut Hikâyelerindekadın sevgili bir eş, müşfik bir anne olduğu kadar, iyi ata binen, kılıç kuşanan savaşçı bir kimliği de vardır. Bay Püre Bey'in oğlu Bamsı Beyrek, beşik kertmesi Bay Piçen'in kızı Banu Çiçekle karşılaştığı zaman Banu Çiçek onu bir sınavdan geçirmiştir. Önce kendini başka birisi olarak tanıtan Banu Çiçek ona der ki:“Eğer atın benim atımı geçerse onun atını da geçersin. Hem seninle ok atalım, okta beni geçerse anı dahi geçersin. Seninle güreşelim, beni basarsan anı da basarsın.”

Bamsı Beyrek nişanlısını, sürmede, ok atmada ve güreşte yenince Banu Çiçek kendini öyle tanıtmıştır.

Yine Dirse Han hikâyesine geri dönecek olursak, D irse Han'ın bir oğlu olur, büyür ve babası ona mal mülk bağışlayarak beylik verir. Beyreği çekemeyenler baba ile oğlun arasını açarlar ve bir av bahanesiyle Dirse Han oğlunu uzaktan adamlarına oklatır. Dirse Han'ın hanımı, beyinin otağına yalnız döndüğünü görünce Beyinden hesap sorar. Burada kadının erkeği karşısında ne kadar güçlü bir kişiliğe sahip olduğunu görüyoruz.  Dirse Han'ın hanımı, babasına gidiyor ve asker topluyor. 40 kız yiğidiyle birlikte oğlunu aramaya gidiyor ve onu bulup yaralarını tımar ediyor.

Dede Korkut hikâyelerinde kadın eşini canını verecek kadar çok sevmektedir. Deli Dumrul'un hanımı, Azrail'in pençesinde olan eri için:

Karşı yatan kara dağarı

Senden sonra ben neylerim

Yaylar olsam benim gorum (mezarım) olsun

Sovuk sovuk suların içer olsam

Menim kanım olsun

Altun akçen harcayur olsam

Benim kefenüm olsun

Tavla tavla şahbaz atun biner olsam

Benim tabutum olsun

Senden sonra bir yiğidi sevip varsam bile yatsam

Ala yılan olub meni soksun

Senin ol muhannet anan atan

Bir canda ne varki sana kıyamamışlar

Arş tanıg olsun, kürsü tanıg olsun

Yir tanıg olsun, gök tanıg olsun

Kadir tanrı tanıg olsun

Menim canım senin canına kurban olsun."

demektedir. Yani Dede korkut Hikâyelerinde kadın hayatın ta kendisidir.

Daha fazlasını öğrenmek isteyen değerli okuyuculara bir duyurum olacak. 5 Aralık 2015'te akşam saat 18.00'da Konya Türk Ocağında konuşmacı olarak benimde içinde bulunduğum “Dede Korkut Şölenine” hepinizi bekliyoruz.

Selam ve sevgilerimle!